Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek’te yaşanan olay, sosyal medyada birkaç dakikalık bir görüntüden çok daha fazlasını anlatıyor. Bir halk plajında tesettürlü kadınların izinsiz şekilde görüntülenmesi ve giyim tercihleri üzerinden aşağılayıcı ifadelerin kullanılması, yalnızca bireylere yönelmiş bir saygısızlık değil; birlikte yaşama kültürüne yönelmiş ciddi bir saldırıdır.
İnsanların nasıl giyineceğine, denize hangi kıyafetle gireceğine ya da tatilini nasıl geçireceğine başkaları karar veremez. Bir kişinin tercihinden hoşlanmamak başka şeydir, onu gizlice görüntüleyip aşağılamak bambaşka bir şeydir. Hele ki bunu sosyal medyada paylaşarak yüzlerce, binlerce insanın önünde küçük düşürmeye çalışmak, meselenin sınırlarını çok daha ileri taşır.
Bugün tesettürlü bir kadın hedef alınır, yarın şortu nedeniyle başka biri, ertesi gün saç rengi, kilosu, dili, yaşam tarzı ya da inancı nedeniyle bir başkası… Eğer toplum olarak insanların farklılıklarına saygı göstermeyi kaybedersek, hiç kimsenin kişisel alanı güvende kalmaz.
Üstelik burası bir halk plajı. Adı üzerinde; herkesin kullanımına açık bir alan. Tesettürlünün de, bikinilinin de, yaşlının da, gencin de… Kimsenin başka bir vatandaşa “Sen burada neden varsın?” deme hakkı yoktur. Kamusal alanlar belirli bir yaşam tarzının değil, toplumun tamamınındır.Olayın ardından Serik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılması önemli. Paylaşımdaki ifadeler nedeniyle soruşturmanın Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında yürütüldüğünün belirtilmesi de olayın yalnızca sosyal medya tartışması olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Şahısların 14 Ağustos’ta yurt dışına çıktığının ve paylaşımın yurt dışından yapıldığının belirlenmesi ise kamuoyundaki tepkileri daha da artırmış durumda.
Fakat hukuki sürecin yanında konuşmamız gereken başka bir mesele daha var: Vicdan ve saygı.Telefonlarımız artık herkesin cebinde bir kamera taşımasına imkân sağlıyor. Ancak bir insanı görüntüleyebiliyor olmak, onu görüntülemeye hakkımız olduğu anlamına gelmez. Sosyal medyada paylaşabiliyor olmak da her paylaşımın doğru olduğu anlamına gelmez.
Bir kadının kıyafetini beğenmeyebilirsiniz. Bir başkasının yaşam biçimini kendinize uzak bulabilirsiniz. Ama medeni bir toplum olmanın ölçüsü, yalnızca bize benzeyen insanlara saygı göstermek değildir. Asıl ölçü, bizim gibi yaşamayan insanların haklarına da aynı hassasiyetle sahip çıkabilmektir.
Belek’teki görüntülerde tartışılması gereken şey tesettür değil; saygısızlıktır.Sorulması gereken soru kadınların neden o şekilde giyindiği değil, birilerinin kendinde onları gizlice görüntüleme ve aşağılama hakkını nasıl bulduğudur.
Çünkü plajlar da sokaklar da parklar da bu ülkenin bütün vatandaşlarınındır.
Kimsenin kıyafeti, başka birinin hakaret etme bahanesi olamaz.
Ve hiçbir telefon kamerası, insanlık sınırlarını aşmanın ruhsatı değildir.
