Köşe Yazıları

İkinci Cemre Suya Düştü: Bahar Kapıda

Takvimler ilerliyor, soğuk rüzgârların sertliği azalıyor ve doğa yavaş yavaş uyanmaya hazırlanıyor. Halk takvimine göre ikinci cemre suya düştü. Gökyüzünden toprağa, topraktan suya inen bu üç aşamalı ısınma yolculuğunun tam ortasındayız.

Cemre… Arapça kökenli bir kelime. “Kor”, “ateş”, “ısı” anlamına geliyor. Anadolu kültüründe ise baharın habercisi. İlki havaya, ikincisi suya, üçüncüsü toprağa düşer. İşte şimdi suların ısındığı, derelerin çözülmeye başladığı, buz tutan göletlerin yavaş yavaş nefes aldığı o eşikteyiz.

Suyun Isınması Ne Demek?

İkinci cemrenin suya düşmesi, yalnızca meteorolojik bir olay değildir. Bu, aynı zamanda bir dönüşümün işaretidir. Kışın donukluğu çözülürken, akarsuların sesi çoğalır. Denizler daha canlı görünür. Balıkçılar umutlanır. Çiftçiler toprağın hazırlığını düşünmeye başlar.

Su ısındığında hayat hızlanır. Doğanın nabzı artar. Bahar artık uzak bir ihtimal değil, kapıya dayanmış bir misafirdir.

Kültürün İçindeki Cemre

Cemre inancı yüzyıllardır Anadolu’da yaşatılıyor. Modern meteorolojiyle açıklanmasa bile, doğanın ritmini gözlemleyen atalarımızın takvimidir bu. Soğukların kırıldığı, havanın yumuşadığı dönemleri cemreyle anlatmışlar.

Belki de cemre, sadece havayı ya da suyu değil; insanın içini de ısıtıyor. Uzayan günler, erken doğan güneş, hafifleyen montlar… Hepsi ruh halimize yansıyor.

Baharın Eşiğinde

Şimdi sırada üçüncü cemre var: toprağa düşecek. Asıl uyanış o zaman başlayacak. Ama suya düşen cemre, değişimin başladığını ilan ediyor.

Kışın sertliği geride kalırken, umut daha görünür hale geliyor. Çünkü cemre, yalnızca bir doğa olayı değil; yeniden başlama fikridir.

Ve belki de en güzel tarafı şu:
Bahar, önce suyu ısıtır… sonra insanın içini.

ü