Adana’da bir tarladan yaklaşık 1 ton salçalık kırmızı biberin çalınması, sıradan bir hırsızlık olayı gibi görülüp geçilecek türden değil. Çünkü burada çalınan yalnızca biber değil; aylarca verilen emek, yapılan masraf, dökülen alın teri ve çiftçinin kurduğu hayaller.
Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapmak dışarıdan bakıldığında kolay görünebilir. Tohumu at, suyunu ver, ürün büyüsün ve hasat et… Oysa işin gerçeği hiç de öyle değil. Gübre fiyatından mazota, sulamadan işçiliğe kadar çiftçinin sırtında ağır bir maliyet yükü var. Bir de bunun üzerine gece yarısı tarlaya girip ürünü toplayarak götüren hırsızlar eklenince üreticinin yaşadığı çaresizliği anlamak hiç zor değil.
Tarla sahibi İbrahim Özkan’ın, “Sabah hasat yapmak için tarlaya geliyoruz, bakıyoruz ki bizden önce hasat etmişler” sözleri aslında yaşanan mağduriyeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. İnsan aylar boyunca ürününün başında bekliyor, büyümesini izliyor, hasat zamanını hesaplıyor. Sonra bir sabah tarlaya gidiyor ve ürününün yerinde olmadığını görüyor.
Yaklaşık 1 ton biberden söz ediyoruz. Bu miktarda ürün birkaç dakika içerisinde toplanıp götürülecek bir şey değil. Demek ki gelenler hazırlıklı, organize ve ne yaptığını bilen kişiler. Tarlaya giriyorlar, ürünü topluyorlar ve gecenin karanlığından yararlanarak kayıplara karışıyorlar. Çiftçiye ise boş kalan dallara bakmak kalıyor.
Üreticinin en büyük beklentisi yaptığı masrafın karşılığını alabilmek. Zaten kuraklıkla, hastalıklarla, donla, sıcaklarla, artan maliyetlerle mücadele ediyor. Bir yıl boyunca türlü sıkıntıya göğüs geren çiftçinin hasat zamanı ürününün çalınması kabul edilebilir bir durum değil.
Üstelik tarım alanlarında yaşanan hırsızlıklar yalnızca üreticiyi etkilemiyor. Çiftçi zarar ettiğinde üretimden uzaklaşıyor. Üretim azaldığında bunun sonucu pazarda, manavda ve markette vatandaşın karşısına çıkıyor. Yani tarladan çalınan bir kasa sebzenin, bir ton biberin ya da başka bir tarım ürününün zararı sonunda hepimize dokunuyor.
İbrahim Özkan’ın, “Biz emek ediyoruz, alın terimiz var. Ama hırsızlar gelip bir gecede çalıp gidiyor” sözlerinin üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü alın terinin karşılığını koruyamadığımız yerde üreticiden daha fazla üretmesini beklemek de kolay değil.
Şimdi güvenlik güçlerinin başlattığı çalışmanın sonucunda bu kişilerin yakalanması bekleniyor. Ancak mesele sadece hırsızların bulunmasıyla da bitmemeli. Özellikle hasat dönemlerinde tarım bölgelerinde denetimlerin artırılması, şüpheli ürün taşımalarının kontrol edilmesi ve çiftçinin emeğini koruyacak tedbirlerin güçlendirilmesi gerekiyor.
Çünkü o biberlerin her biri yalnızca bir tarım ürünü değil.
Arkasında aylar süren emek var.
Ve kimsenin bir çiftçinin alın terini gecenin karanlığında “hasat etmeye” hakkı yok.
