Türkiye’de Yaşanan Paranormal Olaylar Hala Konuşuluyor

Kimi zaman terk edilmiş bir köşk, kimi zaman ıssız bir mezarlık, kimi zaman da kimsenin yaklaşmak istemediği bir mağara... Bu hikayeler hala gizemini korurken, halk arasında da merak uyandırıyor. Hatta olayların bazıları korku filmlerinde bile konu edilmiş.

Parçalanmış Cesetler ve Bulunamayan Bir Gazeteci
Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Davutlu köyü, Türkiye'nin en çok konuşulan korku hikayelerinden biri olan Karadedeler olayıyla anılıyor. Anlatılanlara göre 1989 yılında köyde yaşayan bazı kişiler, hava karardıktan sonra insan dışı varlıklar gördüklerini öne sürdü. Söylentilerin yayılması üzerine köylülerin bir süre geceleri dışarı çıkmaktan çekindiği iddia edildi.

Efsanenin devamında, olayları araştırmak için köye giden H.B. adlı bir gazetecinin günlerce herhangi bir olağan dışı durumla karşılaşmadığı anlatılıyor. Ardından gazetecinin kamerasını bir çocuğa bırakarak köyden ayrıldığı, daha sonra köyde yedi kişinin parçalanarak ldürüldüğü ve gazetecinin ortadan kaybolduğu ileri sürülüyor.
Ancak cinayet ve kaybolma iddialarını doğrulayan güvenilir resmî kayıtlar ortaya konmuş değil. Karadedeler hikayesi, korku sinemasına da konu olan bir şehir efsanesi olarak biliniyor.

Camide Saklı Gizemli Bir Kuyu

İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan tarihî Molla Zeyrek Camii'nin çevresi de ürkütücü söylentilere ev sahipliği yapıyor. Anlatılanlara göre geçmişte caminin yakınında bulunan bir ahırın içinde derin bir kuyu, kuyunun altında ise karanlık mahzenler bulunuyordu.

Bölge sakinlerinin geceleri ahırın bulunduğu yerden çığlık sesleri duyduklarını iddia etmeleri, zamanla gizemli hikâaelerin doğmasına neden oldu.

Hatta mahzenlerden İstanbul'un başka noktalarına uzanan tüneller bulunduğu bile anlatıldı. Ancak bu seslerin ya da paranormal olayların yaşandığını gösteren doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.

Anne ve Bebeğin Birleşen Mezarları
Çanakkale'nin Yenice ilçesindeki Seyvan ve Çakıroba köyleri arasında bulunan Issız Cuma Mezarlığı, yıllardır anlatılan sıra dışı bir hikayeyle gündeme geliyor.Rivayete göre doğum yaptıktan kısa süre sonra hayatını kaybeden bir anne ile henüz 20 günlükken ölen bebeği, aynı mezarlıkta yan yana toprağa verildi. Ancak yakınları mezarlığı ziyaret ettiklerinde anne ile bebeğin mezarlarının birbirine doğru birleştiğini gördüklerini iddia etti. Mezarların birkaç kez ayrılmasına rağmen yeniden birleştiği söylentisi, zamanla bölgenin en çok konuşulan gizemlerinden biri haline geldi. Bu hikaye korku filmi olan Siccin 2’de de konu edinmiş.

Köşkte Dolaşan Kadın Ruhu
İstanbul Boğazı'nın kıyısında yükselen Yusuf Ziya Paşa Köşkü, halk arasında bilinen adıyla Perili Köşk, şehrin en dikkat çekici yapılarından biri. Rumelihisarı'nda bulunan köşkün inşasına 1910'lu yıllarda başlandı. Ancak Birinci Dünya Savaşı nedeniyle çalışmalar yarım kaldı.Yıllar içinde bina hakkında pek çok hayalet hikâyesi anlatılmaya başlandı. Söylentilere göre geceleri boş katlarda uzun saçlı bir kadın dolaşıyor, zaman zaman piyano sesleri duyuluyordu.

Köşkün restorasyonu sırasında da bazı işçilerin aynalarda kadın silueti gördüklerini öne sürdüğü anlatılıyor. Ancak yapının Perili Köşk olarak adlandırılmasının tarihsel açıklaması, inşaatı tamamlanmayan boş katlarına dayanıyor. Günümüzde köşk, Borusan Contemporary tarafından sanat ve sergi mekânı olarak kullanılıyor.

129 Numaralı Apartmanda Yaşanan İki Ölüm
Ankara'da geçtiği anlatılan 129 numaralı apartman hikayesi, internette dolaşan en ürkütücü şehir efsanelerinden biri. İddiaya göre 2009 yılında ODTÜ'de öğrenim gören iki genç kadın, gece saatlerinde kaldıkları dairede mumlarla bir ritüel gerçekleştirdi. Hikayenin devamında iki öğrencinin hayatını kaybettiği, aynı gece apartmanda depremi andıran sarsıntılar yaşandığı ve bazı camların kırıldığı öne sürülüyor. Olayların ardından binanın terk edildiği, daha sonra içeri giren kişilerin ise açıklayamadıkları sesler duyduklarını söyledikleri anlatılıyor. Bununla birlikte öğrencilerin ölümü, olağan dışı sarsıntılar ve binanın terk edilmesi gibi iddialar ortaya atıldı.

İşçilerin Giremediği Büyülü Köşk 
İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Kuzguncuk ile Beylerbeyi arasında bulunan Cemil Molla Köşkü de yıllarca hayalet söylentileriyle anıldı.19. yüzyılın sonlarında inşa edilen tarihî yapı, uzun süre bakımsız kaldı.
Anlatılanlara göre köşkte restorasyon çalışması yapmak isteyen bazı işçiler, içeride yaşadıklarını iddia ettikleri olağan dışı olaylar nedeniyle kısa sürede işlerini bıraktı.

Bölgede yaşayanların köşkün yakınından geçmekten çekindiğine ilişkin söylentiler de zamanla yayıldı.

Ancak köşkte doğaüstü olaylar yaşandığına ilişkin somut kanıt bulunmuyor. Tarihî yapının uzun süre kullanılmaması, çevresinde oluşan korku hikayelerinin yayılmasını kolaylaştırmış olabilir.

Terk Edilmiş Köy
Sakarya'da geçtiği anlatılan bir başka şehir efsanesinin geçmişi 1921 yılına kadar uzanıyor. Rivayete göre bölgede bulunan bir köyde açıklanamayan olayların başlaması üzerine köylüler büyük bir korkuya kapıldı.

Hikayede, köyde yapılan bir büyünün ardından olağan dışı varlıkların görüldüğü ve 117 hanenin yerleşim yerini terk ettiği ileri sürülüyor.

Zamanla bu anlatı korku hikâyelerine ve sinema yapımlarına ilham verdi. Özellikle Azem isimli korku filmiyle ilişkilendirilen söylentiler, paranormal olaylara ilgi duyanların dikkatini çekti.
Ancak köyün topluca terk edilmesinin doğaüstü olaylardan kaynaklandığını gösteren doğrulanmış tarihsel kanıtlar bulunmuyor.

Balıkesir’deki Gizemli Mağara
Balıkesir'in Havran ilçesindeki Madra Dağı etekleri, bölgenin en ürpertici mağara hikâyelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Eğmir, Dereören ve Hallaçlar köyleri çevresinde anlatılan söylentilerin merkezinde, Kaya Tepe olarak bilinen bölgedeki mağaralar bulunuyor.

Rivayete göre geçmişte mağaralara giren bazı koyunlar bir daha geri dönmedi. Hayvanlarını aramak için mağaralara giren çobanların da kaybolduğu iddia edildi.

Mağaraların çevresinde insan kemikleri bulunduğuna yönelik söylentiler ise hikâyeyi daha da gizemli hale getirdi. Bölgedeki bazı kişilerin hayvanlarını otlatırken bile mağaraların yakınından geçmekten çekindiği anlatılıyor.

Ancak kaybolma ve insan kalıntılarıyla ilgili iddiaları doğrulayan resmî bulgulara ulaşılamıyor. Mağaraların jeolojik yapısı ve olası tehlikeleri konusunda bilimsel araştırmalar yapılmadan bu anlatıların gerçekliği konusunda kesin bir sonuca varmak mümkün değil.

HABER MERKEZİ

Yorumlar
Editör Hakkında