Köşe Yazıları

Evladı Öldü, 3 Gün Sonra Evlendi

Afyonkarahisar’da yaşanan bu olay, insanın vicdanını gerçekten sızlatıyor. Dört yaşında, daha hayatın ne olduğunu bile tam olarak anlayamayan bir çocuk hayatını kaybediyor; ardından ortaya çıkan iddialar ise olayın acısını daha da büyütüyor. Y.E.Y’nin önce yüksekten düştüğü söylendi, ancak soruşturma derinleştirildikçe ölümünün bir kaza olmadığı, şiddet sonucu hayatını kaybettiği iddiası ortaya çıktı. Üstelik çevreden alınan bilgilere göre küçük çocuk daha önce de altını ıslattığı ya da gürültü yaptığı gerekçesiyle şiddet görüyordu.

İnsan ister istemez soruyor: Dört yaşındaki bir çocuğun suçu ne olabilir? Altını ıslatmak mı, ses çıkarmak mı, çocuk olmak mı? Bir yetişkinin karşısında kendini savunamayacak kadar küçük bir çocuk var. Ona el kaldırmak, korkutmak, canını yakmak hangi vicdana sığar? Dedenin ifadesine yansıyan “Bir iki tane vurdum, bayıldı” sözleri ise insanın içini daha da acıtıyor. Bir çocuğun hayatı “bir iki tane vurdum” denilecek kadar değersiz olabilir mi?

Olayın en sarsıcı ayrıntılarından biri ise küçük çocuğun ölümünden yalnızca üç gün sonra annesinin, çocuğun ölümünden sorumlu tutulan kişiyle resmi nikâh kıyması. Üç gün… Bir evladın ardından yas tutmaya bile yetmeyecek kadar kısa bir süre. Elbette annenin baskı altında olduğu yönündeki iddiaların gerçek boyutunu yargı ortaya çıkaracak. Ancak değişmeyen tek gerçek var: Dört yaşında bir çocuk artık hayatta değil.

Bu olay yalnızca bir adli vaka olarak görülmemeli. Bir çocuk daha önce şiddet görüyorsa neden korunamadı, kimler gördü, kimler duydu ve kimler sustu? Bunların da mutlaka sorgulanması gerekiyor. Çünkü çocuklar kendilerini koruyamaz. Onları korumak yetişkinlerin, ailelerin ve toplumun görevidir. Y.E.Y’nin ardından geriye kalan ise tek bir cümle: Bu kadar da olmaz.

ü