Mersin’in Anamur ilçesinde yaşanan olay, artık haberlerde ne yazık ki sık sık karşımıza çıkan ürkütücü bir tabloyu bir kez daha önümüze koydu.
İddiaya göre bir adam, eski sevgilisinin evinin önüne geliyor. Bir süre çevrede dolaşıyor. Ardından belinden çıkardığı satırla kadının otomobilinin camlarını kırıyor, kaportasına defalarca vuruyor. Bununla da yetinmiyor; bıçakla lastiklerini deliyor.
Yaklaşık üç dakika...
Bir insanın öfkesini, hıncını ve sahiplenme duygusunu başkasının hayatına yöneltmesi için üç dakika yetiyor.
Burada zarar gören yalnızca bir otomobil değil.
Kırılan yalnızca cam değil.
Verilen mesaj çok daha ağır: “Sana ulaşamazsam eşyana ulaşırım. Seni korkuturum. Hayatına müdahale ederim.”
İşte asıl üzerinde durmamız gereken nokta bu.
Bir ilişkinin bitmesi, hiç kimseye karşı tarafa zarar verme hakkı vermez. Ayrılık, intikam gerekçesi değildir. “Eski sevgili” olmak, bir insanın hayatı üzerindeki söz hakkının devam ettiği anlamına hiç gelmez.
Kadının KADES üzerinden yardım istemesi ve jandarmanın kısa sürede harekete geçmesi elbette önemli. Güvenlik kameralarının olayı kaydetmesi, şüphelinin tespit edilmesi ve soruşturmanın başlatılması da hukuki sürecin işlemesi açısından değerli.
Ancak mesele yalnızca şüphelinin yakalanmasıyla kapanmıyor.
Çünkü benzer olaylarda önce telefonlar susmuyor, sonra kapıda beklemeler başlıyor. Mesajlar tehditlere dönüşüyor. Tehditler mala zarar vermeye, mala zarar verme ise kimi zaman çok daha ağır şiddet olaylarına kadar ilerleyebiliyor.
Bu nedenle “araca zarar vermiş, kimseye bir şey olmamış” diyerek geçemeyiz.
Bir insanın elinde satırla eski sevgilisinin kapısına kadar gelmesi zaten başlı başına ciddi bir alarmdır.
Toplum olarak da bazı cümleleri terk etmemiz gerekiyor.
“Çok seviyormuş.”
“Kıskanmış.”
“Ayrılığı hazmedememiş.”
“Sinirlerine hâkim olamamış.”
Hayır.
Sevgi satırla gelmez.
Sevgi cam kırmaz.
Sevgi lastik patlatmaz.
Sevgi korkutmaz, tehdit etmez, takip etmez.
Bir ilişki bittiğinde yapılması gereken şey karşıdakinin kararına saygı duymaktır. Bunu yapamayıp öfkesini şiddete dönüştüren kişinin davranışını romantikleştirmek ise şiddeti görünmez hâle getirir.
Anamur’daki görüntüler bize yine aynı gerçeği gösteriyor: Kadınların ayrılma hakkı kadar, ayrıldıktan sonra huzur içinde hayatlarına devam etme hakkı da korunmalıdır.
Bugün hedefte bir otomobil olabilir.
Yarın neyin hedef alınacağını kim garanti edebilir?
Bu yüzden tehdit, takip, ısrarlı taciz ve mala zarar verme gibi davranışların hiçbiri küçümsenmemeli; ilk işaretlerden itibaren ciddiye alınmalıdır.
Çünkü bazıları “eski sevgili” olmayı kabullenemiyor.
Ve sevgi sandıkları sahiplenme duygusunu öfkeyle, tehditle, satırla ortaya koyuyor.
Bunun adı aşk değil.
Bunun adı kıskançlık hiç değil.
Bunun adı, giderek daha fazla insanın hayatını korkuya çeviren eski sevgili terörü.
