Bazı haberler vardır, insan yalnızca “hırsızlık” deyip geçemez. Çünkü çalınan şey bir televizyon, bir tablet ya da birkaç eşya değildir. O olayın içinde insanlığın hangi noktaya geldiğini gösteren çok daha ağır bir tablo vardır.
Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremzedelerin bir dönem yaşam mücadelesi verdiği konteynerlerden hırsızlık yapıldığı iddiası da tam olarak böyle bir olay.
Düşünün…
O konteynerlerde insanlar korkuyla sabahladı. Evini, yakınını, düzenini kaybeden vatandaşlar bir süre hayata dört duvarlık metal kutuların içinde tutunmaya çalıştı. Çocuklar orada uyudu, aileler orada yeniden hayat kurmaya uğraştı.
Şimdi ise boşaltılan o konteynerlere girip geride kalan eşyaları çalmakla suçlanan kişiler var.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Vicdan da mı boşaltıldı?Deprem bölgesinden bir eşya çalmak, herhangi bir yerden eşya çalmaktan vicdanen çok daha ağır geliyor insana. Çünkü orada bulunan her eşyanın arkasında büyük bir felaketin izi var. Belki bir televizyon, bir ailenin çocuklarına birkaç saat olsun yaşadıkları korkuyu unutturdu. Belki o tablet bir öğrencinin ders çalıştığı tek araçtı. Belki birkaç lira, her şeyini kaybetmiş bir vatandaşın cebinde kalan son paraydı.
Bunlara el uzatmak nasıl bir düşüncenin ürünü olabilir?
Üstelik görüntülere yansıyan rahatlık, insanın canını daha da sıkıyor. Sanki sıradan bir iş yapılıyormuş gibi…
Toplum olarak bizi ayakta tutan yalnızca kanunlar değildir. Polis her sokağın başında, kamera her kapının üzerinde olmayabilir. İnsanları kötülükten asıl uzak tutması gereken şey vicdandır.
“Kimse görmüyor” dediğimiz yerde karakterimiz ortaya çıkar.
Deprem günlerinde bu ülke başka bir yüzünü de göstermişti. İnsanlar kilometrelerce uzaktan yardım taşıdı. Gençler enkaz başında sabahladı. Esnaf ücretsiz yemek dağıttı. Vatandaş cebindeki son parayı depremzedelerle paylaştı.
Bir tarafta hiç tanımadığı insan için koşanlar…
Diğer tarafta depremzedenin geride kalan eşyasına göz dikenler…
İşte insanlıkla vicdansızlık arasındaki mesafe bazen bu kadar kısa, ama bu kadar derindir.
Elbette olayla ilgili kesin hukuki değerlendirmeyi yargı yapacaktır. Ancak ortaya çıkan tablo hepimize başka bir şeyi yeniden hatırlatıyor:
Bir toplumun gerçek zenginliği binalarında, arabalarında ya da parasında değildir.
Vicdanındadır.Ve insan vicdanını kaybettiğinde, çaldığı şey birkaç eşya olsa bile aslında kaybettiği çok daha büyüktür.
ü