Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bu Bitki Günah Sayıldı, Şeytan Meyvesi İlan Edildi, Osmanlı’da Sofraya Bile Alınmadı!

Bir zamanlar sofralara bile alınmayan domates, yüzyıllar boyunca ‘günahkâr meyve’ olarak damgalandı. Avrupa’da zehirli sanıldığı için korkuyla uzak durulan bu kırmızı meyve, Osmanlı mutfağında da uzun yıllar sadece yeşil haliyle tüketildi. İşte domatesin karanlık geçmişinden bugünkü tahtına uzanan ilginç yolculuğu…

Bir zamanlar sofralara bile alınmayan domates, yüzyıllar boyunca 'günahkâr meyve'

Günümüzde kahvaltı sofralarından kışlık konservelere kadar mutfağın baş köşesinde yer alan domates, tarih boyunca hiç de bugünkü gibi masum görünmedi. Özellikle Avrupa’da ve Osmanlı İmparatorluğu’nda kırmızıya dönen domates, yüzyıllar boyunca günahın ve zehrin simgesi olarak görüldü.

Azteklerden Avrupa’ya: Zehirli Elma Korkusu

Domatesin tarih sahnesine çıkışı, 14. yüzyılda Orta Meksika’da yaşayan Azteklerle başladı. “Tomatl” adı verilen bu meyve, Avrupalılar tarafından keşfedilince Amerika’dan Avrupa’ya taşındı. Ancak kırmızı rengi nedeniyle, özellikle Orta Çağ Avrupa’sında günahkâr, şeytani ve doğaüstü bir varlık olarak algılandı.

1544’te İtalyan botanikçi Pietro Andrea Mattioli’nin domatesi afrodizyak etkisiyle bilinen mandrake bitkisine benzetmesi, halkın domatese karşı olan önyargısını pekiştirdi. Öyle ki, bir dönem ona “aşk elması” dendi ama bu romantik isim bile onun masum sayılmasına yetmedi.

5 5 - Marmara Bölge Gazetesi

Aristo’nun Tabağı Katil Çıktı

Domatesin ‘zehirli elma’ olarak anılmasının asıl nedeni, aristokrat sofralarında yaşanan beklenmedik ölümlerdi. Yüksek asiditeye sahip olan domates, o dönemde kullanılan kurşunlu ve kalaylı tabaklarla temas ettiğinde kimyasal bir tepkimeye giriyor, tabaktaki kurşunu yemeğe karıştırıyordu. Bu da kurşun zehirlenmelerine, hatta ölümlere yol açıyordu. Ancak suç domatese atılıyor, bu kırmızı meyveden korkuluyordu.

Özellikle İngiltere’de halk, domatesi “pis kokulu, bozulmuş” bir meyve olarak tanımlarken; süs bitkisi olarak kullanılması daha uygun görülüyordu. Bu önyargılar nedeniyle Avrupa’da domates tam 400 yıl boyunca sofralardan uzak tutuldu.

3 9 - Marmara Bölge Gazetesi

Osmanlı’da ‘Kavata’ Olarak Biliniyordu

Domatesin Osmanlı topraklarına gelişi, 1723 yılında Sultan III. Ahmed dönemine denk gelir. O dönemlerde “kavata” adıyla bilinen bu meyve, bugünkü gibi büyük değil, daha çok çeri domates formundaydı. Üstelik yeşil haliyle tüketilir, kırmızıya dönenler çürük ya da bozulmuş sanılarak yenmezdi.

Osmanlı’da domatesin kırmızı halinden uzak durulmasının iki önemli nedeni vardı: Birincisi, renginin bozulduğuna dair inanç; ikincisi ise Avrupa’daki etkilerle benzer şekilde, kırmızı domatesin “şeytan meyvesi” olarak görülmesiydi. Bu nedenle saray mutfağında ve halk sofralarında uzun yıllar sadece yeşil domates yer bulabildi.

4 8 - Marmara Bölge Gazetesi

Domatesin Kaderi Değişiyor

Domatesin Avrupa’da aklanmasında en sembolik olaylardan biri, 1820 yılında Amerika’nın Salem kasabasında yaşandı. Albay Robert Gibbon Johnson, halkın önünde bir sepet dolusu domatesi yiyerek zehirli olmadığını kanıtladı. Bu olay, domatesin aklanmasına ve zamanla mutfaklarda yer bulmasına öncülük etti.

İngiltere’de süs bitkisi olarak varlığını sürdürse de, İtalya’da işler değişmeye başlamıştı. Özellikle pizzanın yaygınlaşmasıyla domatese verilen değer arttı. Önce yeşil domates kullanıldı, ardından kırmızı domates de “altın elma” adıyla mutfaklarda kabul gördü.

2 8 - Marmara Bölge Gazetesi

Bugünün Yıldızı, Dün Geçmişin Günahkârıydı

Bir dönem zehirli sanılan ve günahkâr olarak görülen bu meyve, zamanla salçaların, sosların, menemenlerin baş tacı oldu. Şimdilerde küçükten büyüğe, yeşilden kırmızıya her haliyle tüketilen domates, artık sofraların vazgeçilmezi.

Ama unutmamak gerek: Bu lezzetli meyvenin geçmişinde korkular, önyargılar ve yanlış bilgilerle örülmüş dört yüz yıllık bir karanlık dönem yatıyor.

Peki Domates Bugün Balıkesir’de Ne Durumda?

Zamanında ‘şeytan meyvesi’ denilerek dışlanan domates, bugün Balıkesir’in bereketli topraklarında baş tacı olmuş durumda. Özellikle Manyas, Gönen, Bandırma ve Altıeylül gibi ilçelerde domates üretimi hem çiftçinin yüzünü güldürüyor hem de sofralara lezzet katıyor. Balıkesir’in uygun iklimi ve verimli toprak yapısı sayesinde yaz aylarında domates bolluğu yaşanırken, kışlık salça ve konserve hazırlıkları da bu bölgelerde adeta bir gelenek halini almış durumda.

Yüzyıllar önce kızardığı için korkulan bu meyve, bugün Balıkesirli kadınların kazanlarında salçaya dönüşüyor, pazarlarda kasa kasa alıcı buluyor, köy düğünlerinin sofralarında yerini alıyor. Domates artık Balıkesir’de yalnızca bir sebze değil; geçmişiyle ders, bugünüyle bereket demek.

Şefiye YILDIRIM