Erzurum’un Aziziye ilçesindeki bir camide yaşanan görüntüler, sosyal medyada büyük tepki topladı. Namaz sırasında ayaklarının arasına giren bir kediyi tekmeleyen kişinin görüntüleri kısa sürede yayıldı. Olayın ardından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti, şüpheli gözaltına alındı.
Ancak burada üzerinde düşünmemiz gereken mesele yalnızca yapılan hukuki işlem değil.
Burası bir cami…
İnsanların huzur bulmak, ibadet etmek, vicdanıyla baş başa kalmak için gittiği bir yer. Böyle bir ortamda savunmasız bir hayvana gösterilen şiddet, görüntüleri izleyen hemen herkesi rahatsız etti.
Üstelik söz konusu olan, ne olup bittiğinden habersiz şekilde cemaatin arasında dolaşan küçük bir kedi.
Bir hayvanı sevmek zorunda değilsiniz. Kucağınıza almak, beslemek ya da evinizde bakmak zorunda da değilsiniz. Ama hiçbir canlıya zarar vermemek zorundasınız.
Çünkü merhamet, yalnızca insana gösterildiğinde anlamlı değildir.
Sokakta önümüze çıkan bir köpeğe, kapımızın önüne gelen bir kediye, susuz kalmış bir kuşa nasıl davrandığımız da karakterimizin bir parçasıdır.
Bu olayın ardından kamuoyunun güçlü tepki göstermesi aslında umut verici. Çünkü toplumun büyük bölümü hayvana yönelik şiddeti artık “önemsiz bir olay” olarak görmüyor.
Başsavcılığın görüntüler üzerine resen soruşturma başlatması ve şüphelinin gözaltına alınması da bu açıdan önemli.
Elbette hukuki sürecin sonucuna yargı karar verecek.
Fakat toplumsal açıdan verilmesi gereken karar çok daha açık:
Şiddetin küçüğü büyüğü olmaz.Bugün bir kediye yönelen öfkeye sessiz kalırsak, yarın başka bir canlıya yönelen şiddete karşı söyleyecek sözümüz azalır.
O görüntülerde havaya savrulan yalnızca bir kedi değildi.
Bir toplumun merhamet duygusu da sınandı.
Neyse ki kedinin sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.
Şimdi bize düşen ise bu olay birkaç gün sonra sosyal medyanın gündeminden düştüğünde bile aynı hassasiyeti korumak.
Çünkü vicdan, kamera açıldığında değil, kimse bakmadığında ne yaptığımızdır.
