Balıkesir’in Karesi ilçesinde yaşanan olay, insanın içini acıtan türden.
Aynı evde büyüyen, aynı sofraya oturan, aynı anne babanın evladı olan iki kardeş…
Bir tartışma çıkıyor.
İddiaya göre mesele alkol kullanımıyla başlıyor. Sözler sertleşiyor, öfke büyüyor, ardından bıçaklar çekiliyor.
Ve birkaç dakika içinde bir kardeş hayatını kaybediyor, diğeri ise hayatının geri kalanını değiştirecek bir olayın merkezinde kalıyor.
İnsan bazen haberlerde “tartışma çıktı, kavga büyüdü” cümlesini o kadar sık okuyor ki bu sözlerin arkasındaki büyük yıkımı unutabiliyor.
Ama burada bir aile dağılıyor.
Bir anne varsa iki evladı için birden ağlıyor.
Bir baba varsa yaşananları anlamlandırmaya çalışıyor.
Yakınları ise belki de ömür boyu “Keşke o tartışma hiç başlamasaydı” diyecek.
Öfke birkaç dakikalık olabilir.
Ama sonucu bazen bir ömür sürüyor.
Bugün trafikte, sokakta, evde, aile içinde en küçük meselelerin bile şiddete dönüştüğüne daha fazla şahit oluyoruz. İnsanlar konuşmak yerine bağırıyor, uzaklaşmak yerine saldırıyor, sakinleşmek yerine öfkesine teslim oluyor.
Oysa bazı tartışmaların kazananı olmaz.
Bu olayda da kazanan yok.
Bir kardeş hayatını kaybetti.
Diğer kardeş hakkında adli süreç başladı.
Geride ise parçalanmış bir aile kaldı.
Elbette olayın tüm ayrıntıları yürütülen soruşturmayla ortaya çıkacak ve hukuki değerlendirmeyi yargı yapacak.
Fakat toplum olarak çıkarmamız gereken ders çok açık:
Öfkenin yükseldiği yerde birkaç adım geri çekilmek korkaklık değildir.
Bazen o birkaç adım, bir insanın hayatını kurtarır.
Bazen bir aileyi parçalanmaktan korur.
Çünkü söylenen söz geri alınabilir.
Bir tartışmanın ardından barışılabilir.
Ama kaybedilen bir can geri gelmez.
