Bazı dostluklar uzun yıllar içinde kurulur, bazıları ise yol kenarında yaralı halde başlayan küçücük bir karşılaşmayla…

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde otomobil tamirciliği yapan Murat Güney ile “Paşa” adını verdiği karganın hikâyesi, insan ile hayvan arasındaki bağın ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha gösteriyor.

Murat Güney, yaklaşık üç ay önce yol kenarında yaralı halde bulduğu kargayı kaderine terk etmedi. Onu tamirhanesine götürdü, bakımını yaptı ve iyileşmesini sağladı. Belki de bu hikâye, Paşa sağlığına kavuşup yeniden gökyüzüne kanat açtığında sona erecekti. Fakat öyle olmadı.

Paşa özgürlüğüne kavuşmasına rağmen kendisini iyileştiren ustasının yanından ayrılmadı.

Sabah tamirhanenin kapısı açıldığında Paşa da mesaiye başlıyor. Gün boyunca araçların arasında dolaşıyor, çalışanları izliyor, bazen pul ve somun taşıyarak tamir işlerine kendince yardımcı oluyor. Yemek saatinde ustasının yanına geliyor, susadığında mutfağa girip musluğu açıyor. Tamirhanenin çalışanları ve müşterileri de artık onu sıradan bir karga olarak değil, dükkânın kanatlı çırağı olarak görüyor.

Paşa’nın hikâyesini değerli kılan nokta, herhangi bir kafese kapatılmaması veya zorla tutulmaması. Önünde açık bir gökyüzü, uçabileceği sayısız ağaç ve gidebileceği onlarca yer bulunuyor. Paşa zaman zaman uçup çevrede dolaşıyor ancak her defasında yeniden tamirhaneye dönüyor.

Çünkü belli ki onun için orası yalnızca bir dükkân değil, aynı zamanda yuva…

Murat Güney bir gün Paşa’yı doğaya bırakmak amacıyla dağa götürdüğünü anlatıyor. Ertesi gün aynı yere gittiğinde Paşa’nın kendisini görür görmez yanına gelmesi, bu dostluğun tesadüften çok daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor. Paşa uçmayı seçiyor ama geri dönmeyi de unutmuyor.

Günümüzde insanların birbirine karşı bile mesafeli ve güvensiz olduğu bir ortamda, yaralı bir karganın gördüğü iyiliği unutmaması düşündürücü değil mi?

Gazilik, Bir Milletin Hafızasında Taşınan Onurdur
Gazilik, Bir Milletin Hafızasında Taşınan Onurdur
İçeriği Görüntüle

Belki Paşa konuşamıyor, teşekkür edemiyor veya duygularını kelimelerle anlatamıyor. Ancak her sabah tamirhaneye gelmesi, ustasının peşinden uçması ve dükkân kapalıyken onu dışarıda beklemesi zaten yeterince şey anlatıyor.

İyilik bazen karşılıksız yapıldığında gerçek anlamını bulur. Murat Güney, Paşa’yı iyileştirirken ondan hiçbir karşılık beklememişti. Paşa ise kendisine uzatılan yardım eline sadakatiyle karşılık verdi.

Bir tarafta elleri motor yağına bulanmış bir otomobil ustası, diğer tarafta simsiyah kanatlarıyla onun peşinden ayrılmayan bir karga…

Ortaya çıkan tablo ise hepimize küçük ama önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Sevgi yalnızca insanlar arasında kurulmaz. Bazen bir canlıya gösterilen merhamet, hiç beklenmeyen kadar güçlü bir dostluğa dönüşebilir.

Paşa artık yalnızca bir karga değil. Tamirhanenin çırağı, müşterilerin neşe kaynağı ve Murat ustanın yol arkadaşı…

Kim bilir, belki de bu hikâyenin bize söylemek istediği şudur: Bir canlıya iyilik yaptığınızda sizi hatırlaması için aynı dili konuşmanıza gerek yoktur.