Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde yaşanan olay, kadına yönelik şiddetin ne kadar ağır ve yakıcı bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Boşanma aşamasındaki bir kadın, sokak ortasında eşi tarafından silahla vurularak yaralandı. Yaşananlar ise çevredeki bir güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

Görüntülerde önce sıradan bir sokak görüyoruz. Bir kadın araçtan iniyor, araç uzaklaşıyor ve birkaç saniye sonra silah sesleri duyuluyor. Ardından panik… İnsanlar ne olduğunu anlamaya çalışırken saldırıyı gerçekleştiren kişi yürüyerek bölgeden uzaklaşıyor.

Fakat bu görüntülere yalnızca bir “asayiş olayı” olarak bakmak büyük bir hata olur.

Çünkü ortada boşanma aşamasında olan bir kadın var.

Tavan Çöktü, Yolcuların Güveni Sarsıldı
Tavan Çöktü, Yolcuların Güveni Sarsıldı
İçeriği Görüntüle

Kadınların ayrılmak, boşanmak ya da kendi hayatlarıyla ilgili karar vermek istedikleri dönemlerde karşı karşıya kalabildikleri şiddet riski, üzerinde çok daha fazla durulması gereken bir mesele. Bir ilişkinin bitmesini kabul edememek, karşı tarafın hayatı üzerinde hak sahibi olduğunu düşünmek ya da “benim değilsen kimsenin olamazsın” anlayışı sevgi değildir. Bu, kontrol etme ve sahip olma düşüncesidir.

Bir insanın “ayrılmak istiyorum” deme hakkı tartışılmazdır.

Kimsenin evliliği sürdürmek istemediği için korkuyla yaşamak zorunda kalmaması gerekir. Kimsenin işe giderken, evine dönerken veya sokakta yürürken arkasına bakarak yaşaması kabul edilemez.

Adapazarı’nda yaşanan olayda yaralı kadın hastaneye kaldırılırken şüphelinin kısa sürede yakalanması elbette önemli. Ancak asıl tartışılması gereken soru şu olmalı:

Bir kadın silahla vurulmadan önce onu koruyabilecek hangi mekanizmaları güçlendirebiliriz?

Şiddet gerçekleştikten sonra failin yakalanması adaletin önemli bir parçasıdır. Fakat toplum olarak hedefimiz yalnızca saldırıdan sonra müdahale etmek değil, saldırının gerçekleşmesini engellemek olmalıdır.

Tehditler küçümsenmemeli, “aile arasında olur böyle şeyler” denilerek geçiştirilmemeli, şiddetin ilk işaretleri ciddiye alınmalıdır. Çünkü bugün sözlü tehdit olarak görülen davranış, yarın çok daha ağır sonuçlara dönüşebilir.

Bir başka önemli nokta ise silaha erişim meselesidir. Öfkesini kontrol edemeyen, tehdit eden veya şiddet eğilimi gösteren insanların silaha ulaşabilmesinin doğurabileceği sonuçları her acı olaydan sonra yeniden görüyoruz.

Sokakta duyulan birkaç el silah sesi yalnızca bir kişiyi yaralamıyor.

Bir aileyi, çocukları, yakınları, komşuları ve hatta o anlara şahit olan herkesi etkiliyor.

Güvenlik kamerasının kaydettiği görüntüler birkaç dakika sürebilir. Ancak o birkaç dakikanın bir insanın hayatında bırakacağı iz yıllarca devam edebilir.

Bu nedenle kadına yönelik şiddet haberlerini birkaç saat konuşup ardından unutmamalıyız.

Her olaydan sonra aynı soruyu sormamız gerekiyor:

Bir sonraki kadının aynı şeyleri yaşamaması için bugün neyi değiştireceğiz?

Çünkü hiçbir kadın ayrılmak istediği için cezalandırılmamalı.

Hiçbir kadın boşanmak istediği için hedef haline gelmemeli.

Ve hiçbir sokakta bir kadının hayatı, bir başkasının öfkesine teslim edilmemeli.

ü