Bazı hırsızlıkların değeri parayla ölçülmez.

Çünkü bazen çalınan yalnızca altın değildir, yalnızca döviz değildir, yalnızca yılların birikimi değildir.

Bazen bir insanın umudu çalınır.

İstanbul Avcılar’da yaşayan 59 yaşındaki Nazlı Özgür’ün başına gelen tam da buydu.

Eklem rahatsızlığı nedeniyle emekli olmuş bir kadın…

Tedavi olabilmek için yıllarca biriktirmiş.

Eşi yurt dışında çalışıyor, aile imkânları ölçüsünde kenara para koyuyor.

Amaç lüks bir araba almak değil.

Yeni bir ev değil.

Tatil değil.

Gösteriş hiç değil.

Amaç sağlık.

Amaç biraz daha rahat yürüyebilmek.

Amaç ağrılarının azalması.

Amaç hayatını bir nebze daha kolay sürdürebilmek.

Ve bir gün evine geliyor.

Bir şeylerin ters olduğunu hissediyor.

İnsan bazen kendi evindeki küçücük değişikliği bile fark eder ya…

Halı yerinden oynamış.

İçinin sıkıldığını anlatıyor.

Sonra aklına çekmecesi geliyor.

Açıyor.

Yılların birikimi yok.

Altınlar yok.

Dövizler yok.

Tedavisi için ayırdığı para yok.

Yaklaşık 1 milyon liralık birikim, iddiaya göre 20 dakika içinde alınmış ve götürülmüş.

20 dakika…

Bir insanın yıllarca biriktirdiğini, bir başkası 20 dakikada alıp götürüyor.

İnsanın içini acıtan da tam olarak bu.

Birileri o eve girerken belki sadece “Ne buluruz?” diye düşündü.

Ama o çekmecedeki paranın ne anlama geldiğini bilmiyorlardı.

Belki de bilseler de umursamayacaklardı.

O para bir kadının sağlığıydı.

Bir kadının doktora gidebilme umuduydu.

Belki yapılacak tedaviydi.

Belki ameliyattı.

Belki ağrısız geçireceği günlerin hayaliydi.

Şimdi bir an için düşünelim.

Aylarca, yıllarca para biriktiriyorsunuz.

Harcamıyorsunuz.

Kendinizden kısıyorsunuz.

Belki bir kıyafeti almıyorsunuz.

Belki bir yere gitmiyorsunuz.

Belki sofranızdan azaltıyorsunuz.

Çünkü biliyorsunuz ki sağlığınız için o paraya ihtiyacınız olacak.

Sonra bir gün eve dönüyorsunuz ve hiçbir şey kalmamış.

Bunu yalnızca maddi kayıp olarak görmek mümkün mü?

Değil.

Çünkü paranın değeri herkes için aynı değildir.

Bir milyon lira birisi için yatırım olabilir.

Bir başkası için araba olabilir.

Bir başkası için ev peşinatı olabilir.

Ama Nazlı Özgür için o para sağlıktı.

İşte bu nedenle bu olayın en ağır tarafı paranın miktarı değil.

O paranın hangi şartlarda biriktirildiği.

Bir insanın çaresizliğinin üzerine basılarak yapılmış olması.

Nazlı Özgür yaşadıklarını anlatırken duygulanıyor.

“Bütün biriktirdiklerim gitmiş” diyor.

Aslında bu cümle tek başına her şeyi anlatıyor.

“Param gitti” demiyor.

“Bütün biriktirdiklerim gitmiş” diyor.

Çünkü birikim dediğimiz şey sadece para değildir.

İçinde zaman vardır.

Emek vardır.

Sabır vardır.

Fedakârlık vardır.

Hayaller vardır.

Beklentiler vardır.

Bir insanın geleceğe dair kurduğu planlar vardır.

O çekmeceden alınan her altın parçasında belki aylarca yapılan tasarruf vardı.

O dövizlerin her birinde belki başka bir ihtiyaçtan vazgeçmek vardı.

Bütün bunların 20 dakika içinde yok olması kolay anlatılacak bir şey değil.

İnsanı en çok yaralayan ise kendi evinde güven duygusunu kaybetmek olsa gerek.

Ev dediğimiz yer insanın en güvende hissettiği yerdir.

Kapıyı kapatırsınız ve dışarıdaki dünyayı dışarıda bıraktığınızı düşünürsünüz.

En özel eşyalarınız oradadır.

Hatıralarınız oradadır.

Birikiminiz oradadır.

Hayatınızın parçaları oradadır.

Sonra birilerinin o kapının arkasına girip çekmecelerinizi açtığını öğreniyorsunuz.

Bundan sonra aynı eve nasıl aynı duyguyla girilir?

Bir ses duyulduğunda irkilmeden nasıl oturulur?

Kapıyı kilitledikten sonra gerçekten güvende olduğuna nasıl inanılır?

Hırsızlık mağdurdan yalnızca mal almıyor.

Güven duygusunu da alıyor.

Huzurunu da alıyor.

Bazen uykusunu bile alıyor.

Bu nedenle hırsızlık haberlerini sadece rakamlarla okumamak gerekiyor.

“1 milyon liralık vurgun.”

“20 dakikada çaldılar.”

“Altın ve dövizleri götürdüler.”

Bu cümlelerin arkasında gerçek insanlar var.

Nazlı Özgür gibi…

Hastalığıyla mücadele eden, tedavisi için para biriktiren, ailesiyle birlikte geleceğe tutunmaya çalışan insanlar.

Şimdi yapılması gereken elbette faillerin bulunması ve adalet önünde hesap vermesi.

Umarım çalınan birikim de eksiksiz şekilde sahibine döner.

Çünkü burada geri verilmesi gereken yalnızca para değil.

Salça Kazanının Başında Ölümle Burun Buruna
Salça Kazanının Başında Ölümle Burun Buruna
İçeriği Görüntüle

Bir kadının umudu.

Bir kadının emeği.

Bir kadının geleceğe dair kurduğu planlar.

İnsan bazen bir başkasının cebinden para çaldığını düşünür.

Oysa bilmez ki bazen o paranın içinde bir ameliyat vardır.

Bir ilaç vardır.

Bir tedavi vardır.

Bir çocuğun eğitimi vardır.

Bir annenin yıllarca yaptığı fedakârlık vardır.

Bir babanın alın teri vardır.

İşte bu yüzden bazı hırsızlıklar iki kere acıtır.

Birincisi kaybedilen para için.

İkincisi o paranın temsil ettiği hayat için.

Nazlı Özgür’ün gözyaşlarında da yalnızca kaybolan altınların acısı yoktu.

Yıllarca verilen emeğin bir anda elinden alınmasının çaresizliği vardı.

Dilerim adalet hızlı davranır.

Dilerim o birikim bulunur.

Ve dilerim Nazlı Hanım yeniden tedavisi için ayırdığı parasına kavuşur.

Çünkü bu olayda çalınan sadece 1 milyon lira değildi.

Bir insanın sağlığına kavuşma umuduydu.