Bugün 18 Mart… Sadece bir tarih değil, bir milletin yeniden ayağa kalktığı günün adı. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, geçmişle bağ kurduğumuz, fedakârlığın ne demek olduğunu yeniden hatırladığımız en anlamlı günlerden biri.

Çanakkale, sadece bir savaş değildir. Çanakkale; imkânsızlıklar içinde yazılmış bir destan, inancın ve vatan sevgisinin en saf hâlidir. Düşünün; yokluk var, yoksulluk var, ama buna rağmen geri adım atmayan bir millet var. O gün cephede savaşanlar sadece asker değildi. Kimi öğrenciydi, kimi öğretmen, kimi çiftçi… Hepsinin ortak noktası ise aynıydı: Vatan sevgisi.

“Çanakkale geçilmez” sözü, öyle kolay söylenmiş bir söz değildir. Bu sözün arkasında binlerce şehidin canı, gözyaşı ve fedakârlığı vardır. Bir milletin kaderini değiştiren bu zafer, aslında bize şunu anlatır: İnanç varsa, imkânsız diye bir şey yoktur.

Bugün dönüp baktığımızda, Çanakkale’de verilen mücadelenin sadece toprak savunması olmadığını daha iyi anlıyoruz. Bu mücadele, bağımsızlığın, özgürlüğün ve onurun mücadelesiydi. O gün kazanılan zafer, ileride kurulacak bir ülkenin de temelini attı.

Ama belki de en önemlisi, Çanakkale bize “birlik” olmanın gücünü gösterdi. Farklı şehirlerden, farklı hayatlardan gelen insanlar aynı siperde omuz omuza durdu. Aynı ekmeği paylaştı, aynı kaderi yaşadı. İşte o ruh, bugün hâlâ en çok ihtiyaç duyduğumuz şey.

Bugün bizlere düşen görev ise sadece anmak değil. Anlamak. O ruhu yaşatmak. Şehitlerimizin bize emanet ettiği bu vatanın kıymetini bilmek. Günlük hayatın telaşı içinde bazen unuttuğumuz değerleri, bugün yeniden hatırlamak.

Eğlence Bitti, Silahlar ve Bıçaklar Konuştu
Eğlence Bitti, Silahlar ve Bıçaklar Konuştu
İçeriği Görüntüle

Çanakkale, geçmişte kalmış bir hikâye değil. Her 18 Mart’ta yeniden yazılan bir bilinçtir. Her hatırlayışta biraz daha güçlenen bir bağdır bu.

Ve belki de en anlamlı cümle şudur:
Onlar, biz rahat yaşayalım diye gözlerini kırpmadan canlarını verdi.