Mersin’in Erdemli ilçesinden gelen haber, insanın içini acıtan türden. Bir devlet hastanesinin tuvaletinde dünyaya gelen bir bebek, iddiaya göre doğumdan hemen sonra çöp kutusuna bırakılıyor. Bebeği fark eden bir temizlik görevlisinin dikkati sayesinde minik beden hayata tutunuyor.

Olayın adli boyutu elbette savcılık ve mahkemenin konusu. Ancak burada üzerinde durulması gereken başka bir gerçek daha var: Bebeğin annesi de henüz 16 yaşında bir çocuk.

Tam da bu nedenle bu olaya yalnızca “suç ve ceza” penceresinden bakmak yeterli değil.

16 yaşındaki bir çocuk nasıl böyle bir sürecin içine sürüklendi? Hamileliği çevresindeki yetişkinler tarafından fark edildi mi? Fark edildiyse neden gerekli sosyal ve psikolojik destek sağlanmadı? Fark edilmediyse bu kadar büyük bir durum nasıl görünmez kaldı? Bebeğin babası kim, yaşı kaç, süreçte herhangi bir suç unsuru bulunuyor mu? Bunların tamamı soruşturmanın aydınlatması gereken sorular.

Bir tarafta dünyaya gelir gelmez yaşam mücadelesi vermek zorunda kalan bir bebek, diğer tarafta henüz kendi hayatını kuracak yaşa bile gelmemiş 16 yaşında bir çocuk var.

Toplum olarak en kolay yaptığımız şeylerden biri, olay ortaya çıktıktan sonra suçlu ilan etmek ve birkaç gün boyunca öfke kusmak. Oysa asıl mesele, benzer olayların yaşanmaması için çocukların hangi koşullarda yaşadığını görebilmek.

Çocukların gebelik, şiddet, istismar, aile baskısı veya çaresizlik gibi durumlarla karşı karşıya kaldığında başvurabileceği güvenli mekanizmaların gerçekten erişilebilir olması gerekiyor. Okulların, sağlık kuruluşlarının, sosyal hizmetlerin ve ailelerin burada büyük sorumluluğu bulunuyor.

Bir çocuk yardım isteyemiyorsa, korkudan konuşamıyorsa veya başına gelenleri kimseye anlatamıyorsa ortada yalnızca bireysel değil, toplumsal bir problem de vardır.

Tamirhane Yolda Olmaz
Tamirhane Yolda Olmaz
İçeriği Görüntüle

Bu olayda bebeğin hayatta olması belki de tek teselli. Onu bulan temizlik görevlisinin dikkati bir hayat kurtardı.

Şimdi yapılması gereken yalnızca cezai soruşturmanın sonucunu beklemek değil; hem bebeğin hem de çocuk yaştaki annenin bundan sonraki yaşamının güvence altına alınmasını sağlamak.

Çünkü bazen bir haber yalnızca yaşanan olayı anlatmaz.

Bize, görmediğimiz çocukları, duymadığımız yardım çığlıklarını ve geç kaldığımız sorumluluklarımızı da hatırlatır.

Erdemli’deki o çöp kutusunda yalnızca yeni doğmuş bir bebek bulunmadı.

Belki de toplum olarak görmezden geldiğimiz koca bir sorun da ortaya çıktı.