Kocaeli’de D-100 kara yolunda yaşanan görüntüler, aslında trafikte her gün karşı karşıya kaldığımız büyük bir tehlikeyi yeniden hatırlattı. Bir yolcu otobüsü şerit değiştirdi, yanında seyreden otomobil tır ile otobüsün arasında kaldı. Otomobil sürücüsünün zamanında frene basmasıyla bu kez kaza olmadı.
Ama ya fren yapmak için birkaç saniye daha geç kalınsaydı?
İşte üzerinde düşünmemiz gereken soru tam da bu.
Trafikte bazen yapılan bir hata, yalnızca hatayı yapan sürücüyü ilgilendirmiyor. Özellikle otobüs, tır ve kamyon gibi tonlarca ağırlığa sahip araçların yaptığı kontrolsüz bir şerit değişikliği, çevresindeki sürücüleri saniyeler içinde ölümle burun buruna getirebiliyor.
Dilovası rampasında yaşanan olay bunun en açık örneklerinden biri.
Trafikte en tehlikeli düşüncelerden biri, “Nasıl olsa beni görür” anlayışıdır. Şerit değiştiren sürücü aynasını kontrol etmek, kör noktasını hesaba katmak ve geçeceği şeritte yeterli mesafe bulunduğundan emin olmak zorunda. Çünkü yan şeritte ilerleyen aracın kaçabileceği başka bir alan olmayabilir.
Nitekim görüntülere yansıyan olayda otomobilin bir yanında tır, diğer yanında yolcu otobüsü bulunuyor. Otomobil sürücüsünün manevra alanı son derece sınırlı. Yapabileceği en önemli şey hızını azaltmak ve kendisine çarpılmasını engellemeye çalışmak.
Bu kez işe yaradı.
Ancak her sürücünün bu kadar şanslı olacağını kim garanti edebilir?
Otobüs ve tır sürücülerinin sorumluluğu yalnızca kendi araçlarını güvenli biçimde kullanmakla sınırlı değil. Taşıdıkları aracın büyüklüğü, ağırlığı ve yaratabileceği tehlike düşünüldüğünde çok daha dikkatli hareket etmeleri gerekiyor. Hele ki söz konusu bir yolcu otobüsüyse, direksiyon başındaki kişinin sorumluluğu onlarca yolcunun hayatını da kapsıyor.
Bir anlık dikkatsizlik sadece iki aracın maddi hasarla atlattığı sıradan bir kazaya dönüşmeyebilir. Zincirleme kazalar yaşanabilir, araçlar kontrolden çıkabilir ve birkaç saniyelik yanlış karar geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.
Bu nedenle trafikte profesyonel sürücülük yalnızca kilometre yapmak değildir. Sabırdır, dikkatli olmaktır, diğer sürücünün hata yapabileceğini öngörmektir ve gerektiğinde birkaç saniye beklemeyi bilmektir.
Yaşanan olay araç kamerasına yansıdı. Bugün bu görüntüler sayesinde bir kazanın nasıl kıl payı önlendiğini izleyebiliyoruz. Fakat Türkiye'nin yollarında kameraya yansımayan kaç benzer olay yaşanıyor?
Kaç sürücü, kontrolsüz şerit değiştiren bir araç yüzünden ani fren yapmak zorunda kalıyor? Kaç kişi makas atan, sinyal vermeden şerit değiştiren veya takip mesafesini hiçe sayan sürücüler nedeniyle tehlike geçiriyor?
Çoğu zaman kaza gerçekleşmediği için yaşananlar unutuluyor. Oysa kaza olmaması, yapılan hareketin tehlikesiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, bu tür olaylardan kaza gerçekleşmeden ders çıkarılması gerekiyor.
Kimse bir yere birkaç saniye erken varmak uğruna başka insanların hayatını riske atmamalı.
Sinyal vermek birkaç saniye sürer. Aynaya bakmak birkaç saniye sürer. Şerit değiştirmek için uygun mesafeyi beklemek belki birkaç saniye daha kaybettirir. Ancak bütün bunların yapılmaması bir insanın hayatına mal olabilir.
Kocaeli D-100'de yaşanan olay bu kez kazayla sonuçlanmadı. Otomobil sürücüsü zamanında fren yaptı ve araçlar birbirine çarpmadan yollarına devam etti.
Fakat görüntülere yalnızca “kıl payı kurtuldu” diyerek bakıp geçmemeliyiz. Çünkü trafikte asıl mesele şanslı olmak değil, kimsenin şansa ihtiyaç duymayacağı kadar dikkatli araç kullanmaktır.
Direksiyon başına geçen herkesin unutmaması gereken cümle belki de budur:
Yolda yalnız değilsiniz.
Yaptığınız tek bir yanlış manevranın bedelini, hiç tanımadığınız başka bir insan ödeyebilir.
ü
