Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Binaların Yaşı mı, Zemini mi Daha Riskli? Depremde Asıl Tehlike Nereden Geliyor?

Türkiye’de yaşanan her deprem sonrası yapı güvenliği yeniden tartışma konusu olurken, vatandaşların en çok merak ettiği sorulardan biri de “Depremde binaların yaşı mı yoksa zemini mi daha belirleyici?” oluyor. Uzman değerlendirmeleri ve geçmiş depremler, riskin tek bir faktöre bağlı olmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye’de yaşanan her deprem sonrası yapı güvenliği yeniden tartışma konusu

Kamuoyunda yaygın olan “eski bina daha tehlikelidir” algısı, her yapı için geçerli sayılmıyor. 1999 Marmara Depremi öncesinde inşa edilen birçok bina, dönemin yetersiz deprem yönetmelikleri nedeniyle risk grubunda yer alsa da, yapı güvenliğinde tek ölçütün bina yaşı olmadığı belirtiliyor. Aynı yaşta olan binalar, farklı zemin koşullarında depremden tamamen farklı şekilde etkilenebiliyor.

Zemin yapısı hasarın boyutunu belirliyor

Depremde meydana gelen hasarın büyüklüğünü belirleyen en önemli unsurlardan biri zemin yapısı olarak öne çıkıyor. Özellikle alüvyon ve dolgu zeminlerde, sarsıntının şiddeti artabiliyor. Bu durum, deprem dalgalarının büyüyerek yapıya aktarılmasına neden oluyor. Uzmanlar bu etkiye “zemin büyütmesi” adını veriyor.

Geçmiş depremlerde, aynı büyüklükteki sarsıntıların farklı zeminlerde ciddi hasar farkları oluşturduğu biliniyor. Sağlam kayalık zeminlerde ayakta kalan binalar, zayıf zeminlerde ağır hasar alabiliyor.

Yeni binalar neden hasar görüyor?

Son yıllarda yaşanan depremlerde bazı yeni binaların da hasar alması, “yeni bina güvenlidir” algısını tartışmaya açtı. Yapılan incelemelerde bu durumun temel nedenleri arasında:

  • Yetersiz zemin etüdü
  • Projeye aykırı uygulamalar
  • Kalitesiz yapı malzemesi
  • Denetim eksiklikleri

öne çıkıyor. Yapının yeni olması, tek başına güvenli olduğu anlamına gelmiyor.

depremm - Marmara Bölge Gazetesi

Risk değerlendirmesinde tek ölçüt yeterli değil

Uzmanlara göre deprem riskini değerlendirirken yalnızca bina yaşı ya da zemin durumu üzerinden hareket etmek yanıltıcı sonuçlar doğurabiliyor. Yapı güvenliği; zemin özellikleri, taşıyıcı sistem, mühendislik hesapları ve denetim süreci birlikte ele alınarak değerlendiriliyor.

Kötü bir zemin, iyi projelendirilmiş bir binayı bile riskli hale getirebilirken; sağlam zemin, yapı güvenliğini önemli ölçüde artırabiliyor.

Vatandaşlar hangi adımları atmalı?

Yetkililer ve uzmanlar, vatandaşların binalarıyla ilgili şu kontrolleri yaptırmasını öneriyor:

  • Zemin etüt raporlarının incelenmesi
  • Deprem performans analizlerinin yapılması
  • Taşıyıcı sistemde sonradan yapılan müdahalelerin araştırılması

Risk tespiti yapılan binalar için ise güçlendirme veya kentsel dönüşüm seçenekleri gündeme geliyor.

Deprem değil, yanlış yapılaşma öldürüyor

Uzman değerlendirmelerine göre depremin afete dönüşmesinin temel nedeni doğa olayı değil, yanlış yapılaşma. Sağlam zemin üzerinde, mühendislik kurallarına uygun ve denetimli şekilde inşa edilen yapılar, deprem riskini önemli ölçüde azaltıyor.

Bu nedenle deprem güvenliğinde en kritik soru, binanın yaşı değil; nerede ve nasıl inşa edildiği olarak öne çıkıyor.

Ömer Faruk KARATOSUN