İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşanan son olay, uzun süredir tartışılan kontrolsüz köpek sorununu bir kez daha Türkiye’nin gündemine taşıdı. Beş çocuk annesi Ayşe Ortan, küçük köpeğiyle evine dönerken tasmasız ve ağızlıksız olduğu belirtilen pitbull cinsi bir köpeğin saldırısına uğradı. Ortan’ın sağ işaret parmağı koptu, doktorların tüm müdahalelerine rağmen parçalanan parmak yerine dikilemedi.
Bir insan sabah evinden çıkıp ekmek almaya giderken parmağını kaybetmemeli.
Bir anne, yaşadığı mahallenin sokağında yürürken “Acaba bugün bir köpek saldırır mı?” korkusu yaşamamalı.
Çocuklar okula giderken, yaşlılar markete yürürken, vatandaşlar parkta spor yaparken kendilerini güvende hissetmeli.
Ancak Türkiye’nin farklı şehirlerinden neredeyse her hafta benzer haberler geliyor. Kimi zaman çocuklar yaralanıyor, kimi zaman yaşlı vatandaşlar kaçarken düşerek hayatını kaybediyor, kimi zaman motosiklet ve bisiklet sürücüleri köpeklerden kaçmaya çalışırken trafik kazası geçiriyor.
Sonra birkaç gün konuşuyoruz.
Sosyal medyada tartışıyoruz.
Ardından yeni bir saldırı yaşanana kadar konu unutuluyor.
SORUN SADECE SOKAK KÖPEKLERİ DEĞİLİzmir’deki olay aslında meselenin yalnızca “başıboş sokak köpekleri” tartışmasından ibaret olmadığını da gösteriyor.
Burada sahibinin bulunduğu belirtilen bir pitbull var.
Ancak iddiaya göre köpek tasmasız, ağızlıksız ve kontrolsüz şekilde sokakta bulunuyor.
Öyleyse soruyu açık şekilde sormak gerekiyor:
Bir hayvanın sahibi varsa, o hayvanın sokakta verebileceği zararın sorumluluğu da sahibinde değil midir?
Özellikle güçlü çene yapısına sahip, saldırması halinde ağır yaralanmalara neden olabilecek köpeklerin toplum içinde kontrolsüz bırakılması kabul edilebilir bir durum değildir.
Hayvan sevgisi başka bir şeydir, insanların can güvenliğini tehlikeye atmak başka bir şey.
Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.
“YETİŞMESELERDİ ÖLECEKTİM”Ayşe Ortan’ın anlattıkları olayın ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor.
Köpeğinin saldırıya uğradığını gören bir insanın yapacağı şey bellidir: Onu kurtarmaya çalışmak.
Ortan da bunu yaptı.
Ancak müdahale sırasında kendi parmağından oldu.
Çevredeki vatandaşların müdahalesi olmasaydı olayın çok daha ağır sonuçlanabileceğini kendisi de “Yetişmeselerdi ölecektim” sözleriyle anlatıyor.
Daha düşündürücü olan ise saldırının ardından kadının hâlâ korkudan sokağa çıkamadığını söylemesi.
Yani saldırı birkaç dakika sürdü ama sonuçları belki yıllarca devam edecek.
Fiziksel yara bir şekilde iyileşebilir.
Peki ya yaşanan korku?
Peki ya bir daha aynı sokaktan geçerken duyulacak endişe?
Peki ya kaybedilen parmak?
Bunların geri dönüşü yok.
BİR OLAY DAHA YAŞANMADAN ÖNLEM ALINMALITürkiye’de hayvanların korunması elbette önemlidir.
Fakat insan hayatını ve güvenliğini korumak da devletin en temel görevlerinden biridir.
Çözüm hayvanlara kötü davranmak değildir.
Çözüm; denetimdir, kayıt sistemidir, sorumluluktur, belediyelerin görevlerini eksiksiz yerine getirmesidir ve hayvan sahiplerine yönelik kuralların tavizsiz uygulanmasıdır.
Tasmasız ve ağızlıksız gezdirilmesi yasak olan bir hayvan sokakta dolaşıyorsa bunun karşılığı yalnızca küçük bir idari yaptırım olmamalıdır.
İnsanların ağır şekilde yaralandığı olaylarda caydırıcı sorumluluk mekanizmaları devreye girmelidir.
Çünkü sorumsuzluğun bedelini hiçbir şeyden habersiz vatandaşlar ödememeli.
DAHA KAÇ HABER YAZACAĞIZ?Her saldırının ardından aynı cümleleri kuruyoruz:
“Yetkililer inceleme başlattı.”
“Köpeğin yakalanması için çalışma başlatıldı.”
“Mağdur şikayetçi oldu.”
Peki saldırıdan önce?
Asıl konuşmamız gereken yer burası.
Bir insan yaralandıktan sonra yapılacak işlemler elbette gereklidir ancak gerçek başarı saldırı meydana gelmeden önce önlem alabilmektir.
Ayşe Ortan artık hayatına bir parmağı eksik devam edecek.
Bunun hiçbir özrü, hiçbir bahanesi ve hiçbir açıklaması o parmağı geri getirmeyecek.
Bu nedenle mesele “köpek sevenler” ve “köpek sevmeyenler” kavgasına indirgenmemeli.
Bu bir kamu güvenliği meselesidir.
Hayvanlar korunmalı.
İnsanlar korunmalı.
Sorumlu hayvan sahipliği teşvik edilmeli.
Kurallara uymayanlara ise gerçekten caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.
Yoksa birkaç hafta sonra yine başka bir şehirden başka bir saldırı haberi gelecek.
Ve biz yine aynı soruyu soracağız:
Daha kaç kişinin yaralanması gerekiyor?ü
