Canlı yayında 2026’ya yönelik genel bir çerçeve çizen Yakut, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun altını çizerek, “Allah göstermesin ama 2026 yılı özellikle Doğu ve Güney bölgeleri açısından beni daha fazla endişelendiriyor” ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu’da son dönemde gözlenen mikro depremler ve frekans değişimlerinin, bölgesel bir sismik hareketliliğe işaret ettiğini belirtti.

Doğu Anadolu’da Mikro Depremler Yakından İzleniyor
Yakut, Bingöl, Tunceli, Erzurum, Elazığ, Malatya ve çevresinde aralıklı olarak yaşanan 3 ila 4 büyüklüğündeki depremlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Bu depremlerin şimdilik büyük bir kırılmaya işaret etmediğini, ancak sıklık ve zaman aralıklarının önemli bir gösterge olduğunu vurguladı. “Depremler arasındaki süre uzayıp kısalıyorsa, bu bir anomaliye işaret edebilir” dedi.
Marmara ve Bursa İçin Net Mesaj
Marmara Bölgesi hakkında da sıkça sorulan sorulara yanıt veren Yakut, Bursa için yakın vadede büyük bir deprem beklemediğini ifade etti. Marmara Denizi’nin ise karmaşık bir fay yapısına sahip olduğunu belirterek, Çınarcık Çukuru, Bandırma Körfezi, Edincik Fayı ve çevresindeki segmentlerin stres haritalarında öne çıktığını dile getirdi. Marmara’da 3,9–4,2 aralığında depremlerin olası olduğunu, ancak şu an için tabloyun “stabil” seyrettiğini söyledi.

Balıkesir, Akhisar ve Denizli Hattı
Yayında Balıkesir, Sındırgı, Manisa Akhisar ve Denizli çevresinde yaşanan küçük ölçekli depremlere de değinen Yakut, bu bölgelerdeki hareketliliğin yeni olmadığını ve daha önce de defalarca dile getirildiğini aktardı. Bu hatlarda 4–5 büyüklüğünde, yer yer 5,5’e yaklaşabilecek depremlerin ilerleyen süreçte mümkün olabileceğini, ancak bunun zamanlamasına dair kesin bir öngörü yapılamayacağını ifade etti.
Yer Altı Suları ve Deprem İlişkisi
Ahmet Yakut’un dikkat çektiği bir diğer başlık ise yer altı suları oldu. Deprem öncesi bazı bölgelerde yer altı su seviyelerinde ani artış veya düşüşler yaşanabildiğini belirten Yakut, “Özellikle sıcak su kaynaklarında ani sıcaklık değişimleri bir alarm niteliği taşıyabilir” dedi. Bu tür parametrelerin tek başına yeterli olmadığını, ancak diğer sismik verilerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazandığını vurguladı.

“Deprem Olmadan Önce Doğa Sinyal Verir”
Yakut, geçmiş depremlerden örnekler vererek, büyük depremlerden önce doğanın çoğu zaman çeşitli sinyaller verdiğini söyledi. “Önemli olan bu sinyalleri doğru okumak ve doğru yorumlamak” diyen Yakut, her gün deprem konuşmanın değil, bilimsel verilerle sakin ve hazırlıklı olmanın daha doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Toplumsal Hazırlık ve Uyarı
Yayının sonunda toplumsal farkındalığa da değinen Ahmet Yakut, depremin yalnızca jeolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu vurguladı. “Deprem yıkar ama asıl yıkım, ders alınmadığında yaşanır” sözleriyle, bireysel ve kurumsal hazırlığın önemine dikkat çekti.

Ahmet Yakut’un açıklamaları, özellikle 2026 deprem riski, Doğu Anadolu fayları, Marmara depremi ve Balıkesir–Ege hattı gibi konularda kamuoyunun yakından takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor. Uzman, önümüzdeki günlerde haritalar ve görsel simülasyonlarla daha detaylı değerlendirmeler yapacağını da belirtti.
Serpil ADAK
