Strasbourg’daki genel kurulda konuşan Kos, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi ve AB’ye aday bir ülke olarak demokratik normlara sadık kalması gerektiğini vurguladı. İmamoğlu’nun, cumhurbaşkanlığı adaylığı iddialarının konuşulduğu bir dönemde cezaevine gönderilmesinin demokratik süreçler açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu dile getiren Kos, Türkiye’de barışçıl gösterilere müdahale edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Oturumda söz alan Avrupa Halk Partisi üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eş Başkanı Emmanouil Kefalogiannis, 14-15 Nisan tarihlerinde yapılması planlanan KPK toplantısının da iptal edildiğini duyurdu. Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ise Türkiye’nin Avrupa değerlerinden uzaklaştığını savundu ve Avrupa Komisyonu’nun Antalya’daki foruma katılmama kararını desteklediklerini belirtti.
Aşırı sağcı Avrupa Vatanseverleri grubundan Susanna Ceccardi, Türkiye’ye karşı alınan tavrı desteklediğini ifade ederken, Fransa’da Marine Le Pen’e yönelik yaptırımların Avrupa Parlamentosu gündemine gelmemesini “çifte standart” olarak nitelendirdi. Hollandalı parlamenter Malik Azmani (Renew Europe) ve Sloven milletvekili Vladimir Prebilic (Yeşiller) ise Türkiye’ye daha açık ve sert mesajlar verilmesi gerektiğini söyledi.
Bu oturum, Türkiye ile ilgili son iki ay içinde Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen ikinci tartışma oldu. 13 Şubat 2025’te kabul edilen “Türkiye’de Görevden Alınan ve Tutuklanan Belediye Başkanları” başlıklı karar tasarısında da benzer eleştiriler yer almış, özellikle seçilmiş yerel yöneticilerin görevlerinden alınmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştı. Ekrem İmamoğlu’nun da bu sürecin önemli bir örneği olarak dosyada yer aldığı belirtilmişti.
Geçtiğimiz hafta Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından kabul edilen bildiride de Türkiye’de muhalefet partilerinden seçilen belediye başkanlarına yönelik dava ve tutuklama süreçlerinin sonlandırılması istendi. Bildiride, tutuklamalar için açık ve somut delil zorunluluğuna dikkat çekilirken, İmamoğlu dahil tutuklu tüm yerel yöneticilerin serbest bırakılması çağrısı yinelendi.
Tüm bu açıklamalara rağmen Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik tepkisinin sınırlı kalmasının arka planında ise jeopolitik hesaplar yatıyor. Ukrayna savaşı, Suriye’deki gelişmeler, İran’daki istikrarsızlık ve düzensiz göç gibi konular, AB-Türkiye ilişkilerinin pragmatik bir zeminde yürütülmesine neden oluyor. Ayrıca, Donald Trump döneminde ABD ile yaşanan zorlu diplomatik süreçler de Avrupa’nın Türkiye ile ilişkilerde daha temkinli adımlar atmasını beraberinde getiriyor.
HABER MERKEZİ