Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş tüm şiddetiyle sürerken, barış arayışlarında Türkiye’nin üstlendiği kilit rol, uluslararası medyanın gündeminden düşmüyor. ABD basınında yer alan dikkat çekici bir analiz, Ankara’nın yalnızca coğrafi değil, stratejik olarak da ne kadar kritik bir noktada durduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
“İki Cephede Oynama Sanatında Ustalaştı”
Yazıda Türkiye’nin, hem Orta Doğu’da hem de Avrasya’da aynı anda etkili bir dış politika yürüttüğü ve bu alanda adeta bir satranç ustası gibi davrandığı belirtildi. Türkiye’nin, NATO içindeki tek ülke olarak hem Moskova hem de Kiev ile aynı anda doğrudan iletişim kurabildiğine dikkat çekildi. Bu denge politikasının, geçmişe dayanan derin bir devlet aklının ve diplomatik birikimin sonucu olduğu vurgulandı.
“Türk Devlet Adamlığının Tanımı: Denge”
ABD basını, Türkiye’nin Ukrayna’yı silahlandırırken Rusya ile ekonomik ilişkilerini sürdürebilmesini “klasik çatışmasızlık stratejisi” olarak nitelendirdi. Montrö Sözleşmesi’nin titizlikle uygulanması, diplomatik köprülerin korunması ve kriz anlarında soğukkanlı duruşun, Türkiye’nin diplomatik başarısının temel unsurları olarak gösterildi.
“Ankara Artık Bir Tampon Devlet Değil”
Türkiye’nin artık sadece Batı’nın güvenlik şemsiyesi altına sığınan pasif bir oyuncu olmadığının altı çizildi. Aksine, Suriye’den Libya’ya, Kafkasya’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir alanda kendi oyun planını uygulayan, bölgesel dengeleri şekillendiren aktif bir güç konumunda olduğu belirtildi.
“NATO ve AB, Türkiye’yi Dışlamamalı”
Yazının en çarpıcı bölümlerinden biri ise Batı’ya yöneltilen açık uyarı oldu: “Türkiye’yi kenara itmek, Batı’nın aleyhine işler. Ankara, Rusya’nın müttefiki olmaz ama kendi şartlarını uygular, gerektiğinde Moskova ile anlaşmalar yapar. Bu da Batı’nın güvenlik düzenini zorlaştırır.”
Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkisinin duygusal değil, tamamen pragmatik olduğu ifade edilirken, Avrupa ülkelerinden farklı olarak Ankara’nın krizi yönetme becerisinin altı çizildi.
Stratejik Güç, Stratejik Ortaklık
ABD basını, NATO ve AB’ye çağrıda bulunarak, Türkiye’nin stratejik gücünün takdir edilmesi ve dışlanmak yerine etkin biçimde sisteme entegre edilmesi gerektiğini belirtti. Analizde, “Ankara ile Batı arasındaki her kopuş, Rusya’nın hanesine yazılan bir kazançtır” ifadesiyle, Türkiye’nin uluslararası denklemler içindeki yeri net şekilde vurgulandı.
HABER MERKEZİ