21.yüzyıl sineması üzerine yapılan tartışmalar sürerken, bu kez sözü İspanyol sinemacılar aldı. Ülkenin önde gelen gazetelerinden El Diario, son 25 yıla damga vuran filmleri belirlemek amacıyla dikkat çeken bir ankete imza attı. Aralarında dünyaca ünlü yönetmen Pedro Almodóvar’ın da bulunduğu birçok İspanyol yönetmen, kendilerini en çok etkileyen yapımları seçti.

Ortaya çıkan liste, uluslararası eleştirmenlerin ve prestijli sinema dergilerinin hazırladığı sıralamalardan belirgin biçimde ayrılıyor. Bazı “modern klasik” olarak görülen filmlerin listede yer almaması dikkat çekerken, anlatı dili güçlü, rahatsız edici ve izleyiciyi düşünmeye zorlayan yapımların öne çıktığı görülüyor.
Kaynaklara göre liste, ticari başarıdan çok sanatsal etki, anlatı gücü ve yönetmenlik vizyonu dikkate alınarak oluşturuldu.

İlk Sırada “Mulholland Çıkmazı” Var
Listenin zirvesinde David Lynch’in “Mulholland Çıkmazı” yer alıyor. Film, Hollywood’da tutunmaya çalışan genç bir kadının hikâyesi gibi başlasa da, zamanla kimliklerin çözüldüğü, gerçek ile hayalin iç içe geçtiği bir kabusa dönüşüyor. Lynch’in parçalı anlatımı ve açıklamaktan çok hissettirmeyi tercih eden dili, filmi hâlâ tartışılan bir başyapıt haline getiriyor.

Aşk, Sessizlik ve Bastırılmış Duygular Ön Planda
Listede yer alan “Aşk Zamanı”, aynı apartmanda yaşayan iki yabancının, eşlerinin ilişkisini fark etmeleriyle başlayan ama sınırların hiç aşılmadığı bir yakınlaşmayı anlatıyor. Söylenmeyen sözler, bastırılan duygular ve zamanın ağırlığı filmin merkezinde yer alıyor.
Benzer şekilde Michael Haneke’nin “Aşk” filmi, yaşlı bir çiftin hastalıkla değişen ilişkisini sade ama sarsıcı bir dille ele alıyor. Romantik bir aşk anlatısından ziyade, sevginin sorumluluk ve dayanma gücüyle sınandığı bir hikâye sunuyor.

Toplumsal Gerilim ve Ahlaki Çatışmalar
“Bir Ayrılık”, sıradan bir boşanma kararının iki ailenin hayatını nasıl içinden çıkılmaz bir ahlaki düğüme dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor. Film boyunca suç, vicdan ve sorumluluk el değiştirirken, izleyici net bir doğruya ulaşamıyor.
İspanyol sinemasından listeye giren “Bataklık” ise sıcak, boğucu bir atmosferde, aile içindeki çürümeyi ve sınıf farkını büyük olaylara ihtiyaç duymadan anlatıyor. Küçük ihmaller, büyük kırılmaların habercisi oluyor.

Sinemanın Sınırlarını Zorlayan Yapımlar
Listede yer alan “Derinin Altında”, insan bedenine bürünen yabancı bir varlığın gözünden yabancılık ve kimlik kavramlarını ele alırken; “Konuş Onunla”, sevgi ve empati kavramlarını rahatsız edici sorularla sorguluyor.
Belgesel sinemanın güçlü örneklerinden Agnès Varda’nın “Toplayıcılar” filmi ise tüketim toplumunu doğrudan suçlamadan, küçük insan hikâyeleri üzerinden büyük bir sistem eleştirisi sunuyor.

Fantastikten Gerçeğe Uzanan Bir Liste
Hayao Miyazaki’nin “Ruhların Kaçışı”, fantastik dünyasıyla çocuklara hitap ediyor gibi görünse de, kimlik, büyüme ve sorumluluk temalarıyla her yaştan izleyiciye sesleniyor.
Öte yandan “İlgi Alanı”, bir Nazi subayının ailesinin, toplama kampının hemen yanında sürdürdüğü sıradan hayatı anlatırken, şiddeti göstermeden izleyicinin vicdanına sesleniyor. Sessizlik, filmin en güçlü anlatım aracı haline geliyor.

Listede Yer Alan Diğer Filmler
İspanyol yönetmenlerin oylarıyla belirlenen ilk 15 film arasında ayrıca şu yapımlar da bulunuyor:
- Piyanist
- Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi
- Toni Erdmann
- Yeraltı Peygamberi
- Sil Baştan

Sinema Tarihine Farklı Bir Bakış
El Diario’nun hazırladığı bu liste, 21. yüzyıl sinemasına alışılmış sıralamaların dışında bir perspektif sunuyor. Büyük gişe başarılarından çok, izleyicide kalıcı izler bırakan, rahatsız eden ve düşündüren filmlerin öne çıkması, İspanyol sinemacılarının sinemaya bakışını da net biçimde ortaya koyuyor.
Kaynak: Independent
Şefiye YILDIRIM
