☰
✕
Genel Haberler

“Yeni Tehdit Kapıda! Kimse Güvende Değil!”

Terör ve Güvenlik Uzmanı Mete Yarar, son yayınında modern deniz harp sahasının geldiği tehlikeli noktayı ve Türkiye’nin denizaltı alanında kazandığı yeni kabiliyetleri anlattı. Yarar, “Yerini tespit edemiyorsanız hiç kimse güvende değildir” diyerek denizaltıların savaşın en kritik unsuru hâline geldiğini söyledi.

Mete Yarar, YouTube kanalında yaptığı bilgilendirme yayınında, deniz muharebelerinin geçmişten bugüne önemli ölçüde değiştiğini ifade etti. Geçmişte gemilerin ve denizaltıların saldırı yapabilmek için hedefe yaklaşmasının şart olduğunu hatırlatan Yarar, günümüzde akıllı mühimmatlar ve uzun menzilli sistemlerle bu durumun tamamen değiştiğini belirtti. Yarar, modern savaş sistemlerinin menzilinin 500 kilometrenin üzerine çıktığını vurgulayarak, “Eskiden yanınıza girmesi gereken bir platform, bugün yüzlerce kilometre öteden sizi vurabiliyor” dedi. Denizaltıların Görünmez Gücü: Tespit Edilmezse Tehdit Durmuyor Yarar, denizaltıların modern savaş ortamında en zor tespit edilen unsurlar arasında bulunduğunu söyledi. Bir denizci komutanın kendisine aktardığı ifadeyi paylaşarak, “Eğer denizaltının yerini tespit edemiyorsanız hiç kimse güvende değildir” sözlerinin altını çizdi.

Artık denizaltıların su üstüne çıkmadan, kilometrelerce öteden hedef imha edebildiğini belirten Yarar, klasik periskop görüntülerinin yerini uzun menzilli torpidolar ve kapsüllü füzelerin aldığını ifade etti.

KİDA, SİHA ve Seyir Füzeleri: Yeni Nesil Tehditler Savaşı Değiştiriyor

Yarar, Ukrayna-Rusya savaşında kullanılan insansız deniz araçlarının (KİDA) askeri dengeleri değiştirdiğine dikkat çekti. Uzaktan komutayla bin kilometreye kadar ilerleyebilen bu sistemlerin, savaş gemilerini açık denizde tehdit eder hale geldiğini söyledi.

SİHA’ların da gemilere karşı etkili operasyonlar gerçekleştirdiğini belirten Yarar, modern donanmaların artık hem hava hem deniz hem de su altından gelen saldırılara karşı çok daha kapsamlı bir savunma sistemi geliştirmek zorunda kaldığını ifade etti.

Türkiye’nin Yeni Nesil Gücü: Reis Sınıfı Denizaltılar Türk Deniz Kuvvetleri’nin güç dengesini değiştirecek en önemli projelerden birinin Reis sınıfı denizaltılar olduğunu söyleyen Yarar, bu platformların filoya katılmasıyla birlikte Türkiye’nin bölgedeki caydırıcılığının artacağını belirtti.

Ambargolara rağmen iki denizaltının teslim edildiğini, toplam altı yeni nesil denizaltının filoya katılacağını ifade eden Yarar, mevcut denizaltı filosunun ise 14’e ulaştığını aktardı.

AKYA Torpidoları ve Kapsüllü Atmaca: Türkiye Kendi Mühimmatını Üretiyor

Yarar, ağır sınıf torpidoların dünyada sınırlı sayıda ülke tarafından üretilebildiğini hatırlatarak Türkiye’nin AKYA torpidosuyla bu alanda önemli bir adım attığını söyledi.

AKYA torpidolarının özelliklerini şöyle sıraladı:

  • Hedefin gövdesine çarpmıyor, altında patlayarak omurga kırıyor
  • İlk aşamada kabloyla yönetiliyor
  • Son aşamada kendi arama sistemiyle hedefi buluyor
  • 50 kilometrenin üzerinde menzile sahip
Ayrıca torpido tüpünden atılan kapsüllü Atmaca seyir füzesinin stratejik önemine değinen Yarar, bu sistem sayesinde denizaltıların 250 kilometre mesafedeki hedeflere saldırı yapabildiğini aktardı. “Savaş Lojistiktir, Mühimmatınız Yoksa Gücünüz de Yoktur” Yarar, savaşların kısa sürmediğini ve mühimmat üretme kapasitesinin ülkeler için belirleyici olduğunu belirtti. Yunanistan’ın yeni nesil torpido tedarikinde yaşadığı sıkıntıları örnek gösteren Yarar, “Denizaltınız var ama torpidonuz yoksa hiçbir anlamı yok” dedi.

Türkiye’nin hem savaş yönetim sistemi hem sonar hem de mühimmat alanında bağımsız hale geldiğini söyleyen Yarar, bu durumun donanmaya ciddi bir avantaj sağladığını vurguladı.

MİLDEN ve STM-500: Türkiye Kendi Denizaltısını Üretiyor

Türkiye’nin artık yalnızca modernizasyon yapmadığını, aynı zamanda kendi milli denizaltısını inşa etmeye başladığını belirten Yarar, MİLDEN projesinin bu alanda en büyük adım olduğunu söyledi. Denizaltı çeliğinden savaş yönetim sistemine kadar pek çok kritik parçanın yerli olarak geliştirildiğini anlattı.

Ayrıca STM tarafından geliştirilen STM-500 mini denizaltısının, Ege gibi dar sularda kullanılmak üzere tasarlandığını ve özel operasyon kabiliyeti taşıdığını ifade etti. “Denizlerin Altında Yeni Bir Dönem Başladı”

Yarar, Türkiye'nin hem mühimmat hem sonar hem de platform üretiminde geldiği noktanın bölgesel güvenlik dengelerini değiştirdiğini söyledi. Yayının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:

“Denizaltıyı kullanmak başka şey; içindeki tüm sistemi ve mühimmatı üretmek bambaşka bir şey. Türkiye artık bunu yapan ülkelerden biri.”

Ömer Faruk KARATOSUN