Geçtiğimiz yıl belgesellerin öne çıktığı, ancak pek çok filmin beklentileri karşılayamadığı bir programın ardından gözler bu “veda edisyonu”na çevrildi. Peki Utah’taki son perde, Sundance için güçlü bir kapanış mı? Natalie Portman’dan Charli XCX’e, Salman Rushdie’den Courtney Love’a uzanan isimleri bir araya getiren ve festivalin en çok konuşulan 10 yapımını mercek altına aldık.
- The Gallerist
Natalie Portman, süper kahraman evrenlerinden uzaklaştığında ne kadar parladığını bir kez daha kanıtlıyor. The Gallerist, Art Basel Miami’nin fon olduğu çağdaş sanat dünyasına karanlık ve alaycı bir bakış atıyor. Bir galericinin, bir cesedi “sanat eseri” olarak kullanmaya varan rahatsız edici bir planın parçası oluşu üzerinden etik sınırlar, gösteriş bağımlılığı ve kapitalist çürüme hicvediliyor. Jenna Ortega’dan Catherine Zeta-Jones’a uzanan kalabalık kadro ve Charli XCX’in varlığı filmi şimdiden festivalin yıldız adaylarından biri yapıyor.

- The Moment
Charli XCX için 2026 sinemada yeni bir sayfa. Sanatçı, kendisinin abartılı ve bilinçli biçimde karikatürize edilmiş bir versiyonunu canlandırıyor. “Brat summer” sonrası farklı tercihler yapılmış olsaydı ne olurdu sorusundan yola çıkan bu mockumentary, pop yıldızlarını yücelten belgesel dalgasına absürd bir karşılık. Spinal Tap referanslarıyla şekillenen film, ya kült statüsü kazanacak ya da bolca tartışma yaratacak.

- Knife: The Attempted Murder of Salman Rushdie
Oscar’lı belgeselci Alex Gibney, bu kez kamerasını hayatta kalmış bir yazara çeviriyor. Film, Salman Rushdie’nin 2022’de New York’ta uğradığı saldırıyı merkezine alsa da bir suç kronolojisi sunmuyor. Rushdie’nin anı kitabından uyarlanan yapım, şiddetin bedende ve bilinçte açtığı yaralara odaklanıyor. Eşi Rachel Eliza Griffiths’in çektiği mahrem görüntüler, belgeseli tanıklıktan daha ileri bir deneyime taşıyor.

- Buddy
Sundance’in her yıl “tekinsiz” bir sürprizi olur; Buddy bu rol için güçlü bir aday. Masum bir çocuk programının karanlık bir versiyonundan kaçmaya çalışan genç kızları izleyen film, korku ile absürd mizah arasında dolaşıyor. Cristin Milioti ve Michael Shannon’lı kadro, gecenin sonunda en çok konuşulan deneyimlerden birine işaret ediyor.

- The Friend’s House Is Here
İran’da gizlice çekilen yapım, ifade özgürlüğünün sistematik baskı altında olduğu bir ortamda iki kadının birbirini koruma mücadelesini anlatıyor. Çekimler bombardımanlar sürerken tamamlandı; prömiyer internet kesintileri ve protestolarla aynı döneme denk geldi. Seyahat yasakları nedeniyle ekibin önemli bir kısmı Sundance’e katılamıyor. Film, İran sinemasının direncini ve bedelini hatırlatan güçlü bir yankı yaratıyor.

- The AI Doc: Or How I Became an Apocaloptimist
Yapay zekâ artık gündelik hayatın merkezinde. Navalny ile Oscar kazanan Daniel Roher, baba olmaya hazırlanırken algoritmaların risklerini ve vaatlerini tartıyor. Ne felaket tellallığı ne de saf bir övgü… Film, varoluşsal tehlikelerle devasa potansiyelleri aynı anda ele alarak rahatsız edici ama gerekli sorular soruyor.

- The History of Concrete
HBO’daki How To with John Wilson’la tanınan John Wilson, ilk uzun metrajında biçimle içeriğin sınırlarını esnetiyor. Hallmark tarzı romantik filmlerin “nasıl satıldığı” bilgisini, beton üzerine bir belgeseli pazarlamak için kullanma fikri; garip, neşeli ve öngörülemez bir anlatıya dönüşüyor. Şehir yaşamına beklenmedik bir duyarlılıkla bakan bir deneme.

- The Invite
Olivia Wilde’ın Don’t Worry Darling sonrası kariyerine temkinli yaklaşmak anlaşılır; ancak The Invite merak uyandırıyor. Mutsuz bir çiftin komşularının davetiyle sınırları zorlayan bir akşama sürüklenmesi, Seth Rogen–Penélope Cruz–Edward Norton’lı kadroyla “oda draması” beklentisi yaratıyor. 35mm çekim tercihi ve iddialı müzikleriyle estetik olarak daha fazlasını vaat ediyor.

- The Weight
Ethan Hawke, 1930’larda geçen bu filmde brutal bir çalışma kampından kaçmak için altın kaçıran bir babayı canlandırıyor. Antagonist rolde Russell Crowe var. Tarihsel drama ile hayatta kalma gerilimini birleştiren yapım, festivalin sessiz ama etkili işlerinden.

- Antiheroine
Filtrelenmemiş bir portre: Courtney Love, 2019’da Londra’ya taşınmasının ardından ayıklık sürecini ve yaratıcılıkla kurduğu yeni ilişkiyi anlatıyor. Michael Stipe ve Billie Joe Armstrong’un eşlik ettiği belgesel, sansasyondan çok içgörüye yaslanan; sahne üzerindeki kaosla sahne dışındaki kırılganlık arasındaki mesafeyi incelikle açan bir tanıklık sunuyor.

Utah’taki bu son Sundance, hem kişisel hikâyeler hem de politik ve estetik riskler açısından cesur bir seçkiyle kapanıyor. Festivalin geleceği yeni bir coğrafyada şekillenirken, 2026 programı Sundance ruhunun—bağımsız, huzursuz ve merak uyandıran—hala canlı olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor.
Şefiye YILDIRIM
