Açıklamada, İran’ın toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliğinin hedef alındığı belirtilerek, ülkenin çeşitli kentlerindeki savunma tesisleri, askeri merkezler ve bazı sivil noktaların vurulduğu ifade edildi.
“Ulusal Egemenliğe Açık İhlal”
İran Dışişleri Bakanlığı, söz konusu saldırıların “silahlı saldırı” niteliği taşıdığını savunarak, bunun uluslararası hukuk açısından ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Açıklamada, özellikle dolaylı müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilen saldırıların, bölgesel gerilimi artırma riski taşıdığına dikkat çekildi.
Tahran yönetimi, güvenlik ve istikrarın sağlanması amacıyla diplomatik kanalların açık tutulduğunu ancak tehdit ve baskı karşısında geri adım atılmayacağını bildirdi.
“BM Şartı’nın 51. Maddesi Kapsamında Meşru Hak”
Açıklamanın en dikkat çekici bölümü ise Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesine yapılan vurgu oldu. İran, bu madde kapsamında meşru müdafaa hakkını kullanabileceğini belirterek, silahlı kuvvetlerin saldırılara “tüm imkanlarıyla” karşılık vereceğini duyurdu.
İran Dışişleri Bakanlığı, ülkenin savunma konusunda tereddüt etmeyeceğini ve gerekli adımların atılacağını ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi’ne Çağrı
Tahran ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunarak, yaşananların uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğini öne sürdü. BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi üyelerinin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği belirtilirken, başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm BM üyesi devletlerin saldırıları kınaması istendi.
İran, saldırganlara karşı “acil ve toplu adımlar” atılması çağrısında bulundu.
Bölgesel Gerilim Tırmanabilir
Uzmanlar, açıklamaların ardından bölgede tansiyonun daha da yükselebileceğine dikkat çekiyor. İran’ın misilleme mesajı vermesi, Orta Doğu’da yeni bir güvenlik krizinin kapısın
İHA
