Taş Sokaklarda Avare Avare Dolaşın
Trilye’nin büyüsü, restore edilmiş cumbalı ahşap evleriyle, zamana direnen taş yapılarında saklı. Osmanlı ve Rum mimarisinin iç içe geçtiği bu sokaklarda yürürken, rüzgarla dönen kapı süsleri ve her köşede fotoğraflık bir detay karşınıza çıkıyor. Betonarme binalar araya karışsa da Trilye’nin ruhunu bozmuyor; hatta sizi daha da geçmişe çekiyor. Özellikle sokak aralarına gizlenmiş eski kilise ve konak kalıntılarını keşfetmeden dönmeyin.

Manzaralı Bir Kahvaltı İçin Çamlı Kahve’ye Çıkın
Trilye’yi yukarıdan seyretmek istiyorsanız, adres belli: Çamlı Kahve. Bir yanı uçsuz bucaksız deniz, diğer yanı Trilye’nin kırmızı kiremitli çatılarla süslü mahallesi… Mekânın kahvaltı menüsü çok geniş olmasa da, manzara her şeyi telafi ediyor. Sucuklu ve kaşarlı gözleme-tost karışımı ürünlerle karnınızı doyururken, temiz havayı ve sessizliği içinize çekiyorsunuz. Özellikle hafta sonları saat 10’dan sonra masa bulmak zor olabilir, erkenden gitmenizi öneririz.
Zeytin Tadımını Atlamayın
Trilye sadece deniziyle değil, zeytiniyle de meşhur. Hatta kasabanın adı, bir dönem “Zeytinbağı” olarak bile değiştirilmiş. Özellikle sofralık zeytinleriyle ünlü olan Trilye’de, her köşe başında küçük üreticilere ait dükkanlar bulunuyor. Buradan hem evinize taze zeytin alabilir hem de zeytinden yapılmış sabun, kolonya ve hediyelik ürünleri inceleyebilirsiniz. Özellikle “zeytin kolonyası”nı denemeden ayrılmayın.

Barbunsuz Trilye Olmaz
Trilye, deniz ürünleriyle de damakları şenlendiriyor. Ama özellikle “barbun” burada ayrı bir yerde. Öyle ki, kasabanın eski ismi olan “Trigliya”, barbunun Rumcasından geliyor. Kıyı boyunca sıralanmış balık restoranlarında taze barbun sipariş edip Trilye’nin tadını damağınızda bırakabilirsiniz. Sahil boyunca birçok işletme var ama en çok tercih edilen restoranlar genellikle liman çevresinde toplanmış durumda.
Sıla SOLAKLAR VERİM
