1. Gelidonya Feneri – Kumluca
Akdeniz’in uçsuz bucaksız manzarasına hâkim bir noktada konumlanan Gelidonya Feneri, Likya Yolu’nun en zorlu etaplarından birinde yer alıyor. Fenerin bulunduğu noktaya ulaşmak için uzun mesafeler kat etmek, dik yamaçları tırmanmak ve taşlık patikalardan geçmek gerekiyor. Ancak zirveye ulaşıldığında karşılaşılan manzara, özellikle gün batımı saatlerinde tüm yorgunluğu unutturuyor.

2. Kaputaş Kanyonu – Kaş
Kaş’ta yer alan ünlü Kaputaş Plajı’nın arka bölgesinde gizlenen Kaputaş Kanyonu, hâlâ çok az kişi tarafından biliniyor. Dar geçitlerden ilerlemeyi, zaman zaman suyun içinden yürümeyi gerektiren bu kanyon, vahşi doğası ve gizemli havasıyla ziyaretçilerini etkiliyor. Sessizliği ve doğal dokusuyla öne çıkan Kaputaş Kanyonu, keşif ruhu olanların ilgisini çekiyor.

3. Uçansu Şelalesi – Gündoğmuş
Toros Dağları’nın iç kesimlerinde saklı kalan Uçansu Şelalesi, ulaşım açısından zorlu parkurlara sahip olsa da sunduğu manzarayla bu zahmeti karşılıyor. Virajlı ve engebeli yolların ardından ulaşılan şelale, özellikle bahar aylarında coşkun akan suları ve çevresini saran yeşillikle adeta bir doğa şöleni sunuyor. Serin havası ve sakin ortamıyla burası, Antalya’nın en bakir köşelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Keşfetmek Cesaret İstiyor, Ama Değiyor
Antalya’nın bu saklı doğa alanları, kolay ulaşılabilir tatil noktalarından farklı olarak, emek ve sabır isteyen rotalar sunuyor. Ancak doğayla baş başa kalmak, kalabalıktan uzaklaşmak ve eşsiz manzaralara tanıklık etmek isteyenler için bu bölgeler gerçek birer hazine niteliği taşıyor.
Antalya’nın bilinen yüzünün ötesine geçmek isteyen doğaseverler için Gelidonya Feneri, Kaputaş Kanyonu ve Uçansu Şelalesi; keşif ruhunu canlı tutan, unutulmaz duraklar arasında yer alıyor.
Serpil ADAK
