“ Susadın mı?  Kuyuya inmesine inmeli. Ama nasıl

çıkalacağını da düşünmeli.” La Fontaine

         Adam hiçbir şey bilmez, ama her şeyden, her şeyi  bilir. Dinleyenler de sanır ki adam aliyyülala. İşte bu anda insan yeniden düşünmeli. Düşünemeyen beyinler, dinlediğini sanır, anladığını akıl eder.

         Suyu kaynaktan içmek, akarsudan içmek arasında dağlar kadar fark vardır. Her ne olursa olsun, yine de her şeyi biliyor sanmak, en yanlış tavırdır. Böyle yaklaşımlara, körü körüne bağlamak, toplumun geleceğine, maküs talih olur.

         Düşünmeden öğrenenler, vakit kaybedenlerdir. Çünkü bu yolun yolcuları,  olan sürücüler araçlarını kullanmak yerine, taban vayları tercih edenlerdir.

         Rahmetli “Doğan Cücenoğlu” diyor ki;

“İnsanın kaçamayacağı en büyük otorite vicdanıdır. Ancak kendin olmaktan korkmayan insan güler yüzlüdür.

         Ruhu öldürmek, kendini öldürmekten da, büyük bir cinayettir...”

          Günlük yaşadığımız sorunların temelinde bu yaklaşımlar, toplumun gerginliklerine neden olur. Kendinliği aşamayan insanların, toplumun sorunlarını aşmaya çalışmaları, kaygılarımızın temel nedenidir.

         Güneşin seni ısıtmasını istiyorsan, gölgeliklerden ve karanlıklardan kendini korumanda, büyük yararlar var. Sana kimlerin gölgelik yaptığına dikkat etmelisin.

         Su bir hayat, hayat bir su olduğunun, bilinciyle yaşamak, çok anlamlı. Kuyu suyu bir gerçek, ancak; kuyuya inmek ve suyun kalitesine güvenmek gerek, kuyuya iniş ve çıkış hesaplarını, akıllı yaklaşımları gerektirir...

“Bu topraklar da  hak sahibi olmak; herkesin çalışma esasına dayanır...” Mustafa Kemal Atatürk

          Kuyunun dibindedir suyu, insanoğlu bir başkadır, bilinmez huyu, suyu. Gülüşü başka, yiyişi, görüşü bir başka, yürüyüşü  başka başkadır.  Her daldan sulanmak ister, kendince sulanmaktır amacı. Akıl vermeyi istemez kendine, kendince yaşamak keyif verir, mutludur arayışı.

 Susuz kuyuları, önceden fark etmek, özen gerektirir.

 Günümüzdeki kuyu suları kullanımları, kontrol altında olmadığını da, akılda tutmak gerekir.. Ne kadar bilinçli olsanız da, her türlü basillerin bulunduğu bilinciyle donanmak yetmez. Maddi anlamdaki kuyu suları, yakın çevresel atıklarını olması doğaldır.

Derin kuyu sularının, kuyularının derinliklerini bilmek, temizlk olanaklarının kontrolü mutlak gereklidir. Özellikle kırsal alan insanımızın, hasta olmasına, neden olmamalı gerekir.

 Kırsal alan hayvan üretim tesislerinin bakım ve temizlik sorunlarında gerekli hastalık ve  salgılara özen gösterilmelidir.

 Yaz günlerinde özelikle dikkat edilmeli. Toplum yararına büyük katkılar vardır.

 Kuyu, içinde olur suyu, bilmeden içip, kullanırlar suyu. Ben nerden aldım bu ağrıyı, diyerek kendimizi sorgularız. Akarsular ve kuyu suları farkı vardır bilene.

Yandım Allah, yandırma beni, derin kuyularda bırakma beni diyerek; kaygılanıp tasalanma kendince. Aklın yolunu,  dosdoğru seçesin ki düz yolda şaşırmayasın. Derim kuyularda, dalıp kalmayasın.

Soran dağlar aşmış, sormayan diz yolda şaşmış.

 Ben kendime aldığım suyu yüceliğine bakarım.  İnsana bir yaşam, yaşama bir hayatı bahşedersin su. İnsan, tüm kutlu sunumları yok sayıp; kendini yüceliklere  taşımanın derdindesin.

 Bir damla su için, kör kuyulardan sulanmak derdine düşer. Çırpınırsın kendince sağlar. Anlaşılmaz karanlıklarda, kendini bilmeden, olup bitenleri görmeden çırpınır. Yaşanmadan, coşkun sular arasında kendince yollar aranır * İ D U R A K İ *.

 Her yolun bir kuyusu, her kuyunun bir suyu arasında yol alır. Can, cana bağlanınca, canlar yeniden canlanır, doğanın göğsünden fışkırır, “ruhu mücerret” gibi.

Platon diyor ki;

“Hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca, elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda, utanç ve kötülük vardır…”

 Bu durumda insan yeniden düşünmeli, yeniden algılanmalı, yeni algılarla desteklenmeli. Çünkü her gün farklı güneşler bizi aydınlatır.”

“İnsan bir kapıdan içeri girmeden önce mutlaka çıkışı da var mı diye iyice düşünmeli…”Rus atasözü

Sağlık esenlik içinde, mutlu, huzurlu, güzel günler,  dostlar, dost canlılarım.