“Kadına yönelik şiddetle mücadele eden İstanbul sözleşmesinden çekildik”

Sadece adı kaldı bize.

Aile yapısını derinden sarsan bir sözleşme.!

Kadın dayak yediği zaman şikayetçi olmamalı. Kol kırılır yen için de kalır...Galiba bu atasözüne katılamayacağım.

Çözüm üretemeyen insanların arkasına gizlendiği bir atasözü .

İstanbul sözleşmesine karşı gelinmesinin nedenlerine baktığım da gerçekten mantıklı gelen tek yan bulamıyorum.

Madem bu kadar hassasiyet gösteriliyor. Neden Eliniz de olan kitle iletişim kanalların da sürekli akıl dışı olayların incelendiği olayları içeren programlar yayınlanıyor. Çarpık ilişkilerin yaşandığı ve bunların toplum da ne kadar da normal bir olay gibi algılanılmasına şaşırıyorum.

 

İnsan olarak şiddetin her türlüsüne karşıyım.

Şiddetin ve insan öldürmenin her türlüsüne karşıyım.

Eşi bile olamayan kadınları öldürenlere karşıyım.

Pardon eski eşi.

Ama burası önemli ....

Bir defa bir erkeğe evet dediysen ölene ve öldürülene kadar o kişinin malısın.

Tabi medeni şekil de ayrılan ve kadını bir meta gibi görmeyen erkekleri tenzih ediyorum.

 

Daha bir hafta önce eşi çalışan bir erkeğin kadınlar evde oturmalı çocuklarını büyütmeli demesini şaşkınlıkla dinledim.

Kadınlar  erkeklerin dikkatini dağıtıyor, erkekler çalışamıyor diyen hoca efendiye ne demeli.

Gerçekten hayretler içerisinde izliyorum bütün bu kadın üzerinden yapılan yorumları.

Hz.Hatice bir iş insanıydı.Ve peygamber eşiydi.

Ve İslamiyet sizin anlattığınız yada yaşadığınız  gibi hiç değil...

Evde kalıp çocuklarını büyütmek isteyen kadınlara maaş ve emeklilik hakkı verin.Tercih yapma hakları olsun.

İnanıyorum ki kadın haklarını savunan bütün insanlar her platformda seslerini duyuracaklardır....

Hepimizin bir ana’dan doğduğumuzu unutmamanız temennisiyle...