Bilgisayar, tablet,  akıllı telefonların ekranlarında, insanların akılları estikçe, akıllarınca  özlü söz ve atasözlerine yakıştırmalar yaparak  ürettikleri  söz dizilerine sanal uydurmalar diyerek tanımlamak istedim. Değişmez kalıplar olarak bize yol gsteren

         Günlük konuşmalarımızda ve yazılarımızda  geçmişin süzgecinden geçmiş atalar sözlerinine kimileri burun kıvırarak bakarken bu  değişmez söz kalıpları  yaşadığı toplumların hafızalarından yok olmazlar.

 Bu günlerde  sanal alemin diline dölenen  uydurukçalardan örnekler  yazman istiyorum.

         SÖZ GELİMİ SIRALAYALIM      

         “Ak akçe kara gün içindir

( Ak antivirüs kara gün içindir.).

         Al proğramın orjinalini çekme kaygısını.

(Anti virüssüz PC ‘yi virüs kapar.)

         Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

(Bana işlemcini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.)

         Besle kargayı oysun gözünü.

(Besle virüsünü, oysun sistemini.)

          Gülü seve dikenine katlanır.

 (Bilgisayarını seven Windows’una katlanır.)

          Bir elin nesi var, İki elin sesi var.

( Bir PC’nin nesi var, iki PC’nin networkü var.)

         Çıkacak can bedende durmaz.

(Çökecek Windows bilgisayarda durmaz.)

         Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur

(Dağ dağa kavuşmaz bilgisayar bilgisayara kavuşur)

         Damlaya damlaya göl olur.

(Damlaya damlaya kota olur.)

         Alet işler el övünür.

(DOS işler Windows övünür.)

         Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

(DOS kocayınca Windows’un maskarası olur.)

         Duvarı nem, insanı gam yıkar.

( Duvarı nem, proğramı bug yıkar.)

         Eski dost, düşman olmaz.

(Eski DOS’tan Windows olmaz.)

         Eli sabanda, gözü yabanda olmaz.

( Gönlü DOS’ta olanın proğramı Yemen’den gelir.)

         Tilki eremediğ üzüme, koruk der.

(Kedi kullanmadığı proğrama virüs’lü der.)        

          Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.

(Pekmez gibi proğramın olsun, internetten  sinek gelir.)

         Sabır  zordur, meyvesi tatlıdır.

(Sabır acıdır meyvesi resettir..)

         Sırrını söyleme dostuna, oda soyler dostuna.)

(Şifreni söyleme dostuna, o da söyler dostuna.)

         Ummadığın taş baş yarar.

(Ummadığın program makineyi kilitler.)....

 

KORONA ATA SÖZLERİ

*Ananızı korona sars ağlatır.

* Çok okuyan değil çok gezen korona olur.

 *Görünen korona kılavuz istemez.

*Damlaya damlaya korona olur.

*Besle koronoyı söksün ciğerini.

 

*Bulaşacak korona yerinde durmaz.

 *Keskin korona insana zarardır

*Komşunun gribi komsuya korona görünür.

*Korona aman bilmez insan önlem almaz.

*Korona balçıkla sıvanmaz.

*Korona giren eve doktor girmez.

*Koronayı gelin etmişler, kokusu on dört gün sonra çıkmış.

*Mart kapıdan, korona camdan baktırır.

 *Su uyur korona uyumaz..”(Çağdaş TÜRK DİLİ DERGİSİ Syf;540-542 kasım 2020)

         PANDORAMİK İŞLER

 Pandora’nın kutusunun  gizlerini  yeni öğrendim.

Zeus kendisinde ateşi çalan Prometeus ve kardeşi Epimetheus’tan intikam almaya  karar verir. Güzeller güzeli Pandora’yı yarattı. Epimethus’a gönderir. Düğün dernek, evlendiler. Gelin görün Zeus, Pandora’nın  ceyiz sandığının içine; felaketleri, hastalıkları,, ölümleri saklamış.” O günden bu güne Pandora’nın kutusu açıldığından  zamanımıza insanlık, barış, huzur ve sağlıklı yaşamaya hasret kaldığını yaşıyoruz şu günlerde.

        

         Zaman eski zaman değil, kuşaktan kuşağa anlayış , yiyiş, görüş, söyleyiş, yürüyüş, tavır ve eda; A kuşağından,  XYZ kuşağına dek; halden hale girmiş durumdadır.

         Eski toprak diye anılanlar 70-80-90 yaş üstüler. Yaşadığımız  zaman diliminde ki davranış modellerine, kendilerini ne kadar uydurmaya çalışsalar da bir çok zorlukları yaşamaları olağadır.

         DEMOKRİTOS seslenir geçmiş zamanlardan günümüz insanlarına; “HERKESE GÜVENME, DENEDİKLERİNE GÜVEN.

         HERKESE GÜVENMEK TAM ANLAMDA BASİTLİKTİR;

         DENEDİKLERİNE GÜVENMEK BİLGELİKTİR.”

         ***

         “MEMLEKETİM

MEMLEKETİM, MEMLEKETİM,

ne kaskaetim kaldı senin ora işi

ne yollarını taşımış ayakkabım,

Son mintanımda sırtımda paralandınçoktan,

şile bezindendi

Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarkında yüreğimin,

alnımızn çizgilerindesin

memleketim, memleketim, memleketim...”Nazım Hikmet RAN

         * İ D U R A K İ *! “ Bir dostunuz yemiş bahçesini geziyorsa, dalgın görünmeniz en büyük nezakettir. DÜRÜSTLÜK EN BÜYÜK SİYASETTİR. Pirincin içindeki siyah taşlardan korkma, beyaz olanlardan kork.”