Yaklaşık bir ay önce Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları sona erdi ve 108 sporcuyla katıldığımız organizasyonu 2 altın 2 gümüş ve 9 bronz olmak üzere toplamda 13 madalya alarak tarihimiz en yüksek madalya kazandığı olimpiyat oyunu oldu.

Tokyo ilklerin olimpiyatı da oldu aynı zamanda kadınlar boksta Busenaz Sürmeneli ile altın Busenaz Çakıroğlu ile Gümüş madalya kazandık ve yine kadınlar güreşte ilklerin kadını olan Yasemin Adar ülkemize bronz madalya kazandırdı.

Yine ilk kez Tokyo 2020 olimpiyatlarına alınan karatede Ali Sofuoğlu ve Merve Çoban bronz Eray Şamdan gümüş Jimnastikte olimpiyat tarihimizin ilk madalyası Ferhat Arıcan'dan geldi.

Okçulukta Mete Gazoz ise aldığı altın madalya ile bizleri gururlandırdılar. Baktığımızda ilklerin ve en çok madalya kazandığımız olimpiyat olsa da nüfusunun %15,4'ü genç olan bir ülke için yeterli sayıda olimpiyata sporcu gönderemediğimiz ve yeterli madalya alamadığımız görüşündeyim.

 Madalya sıralamasına bakınca ilk sırada ABD ikinci sırayı Çin Halk Cumhuriyeti üçüncü sırada ise ev sahibi Japonya gelmekte, ülkemiz madalya sıralamasında maalesef 35. sırada kendine yer buldu.

Bizim genç nüfusumuzdan toplam nüfusu daha az olan Küba ve Macaristan gibi ülkeler bizi ne yazık ki sıralamada yaklaşık 20 sıra fark attılar.

Elbette madalyanın rengi ne olursa olsun hepsi çok değerli lakin spor federasyonları ve spor bakanlığı gençlerimizi spora teşvik edecek, maddi ve manevi olarak bu gençlere destek olacak ortak projeler geliştirerek profesyonel seviyede daha çok sporcu yetiştirmek ve daha çok madalya kazanabilmek için çalışma yapmalıdırlar.

Tabii ki antrenörlere de bu konuda rol model olarak büyük iş düşmekte çünkü onlar da kendilerini bilimin ışığında geliştirmeliler ki başarılı sporcuları yetiştirebilsinler, yoksa kendimizi en yüksek madalya sayısına ulaştık diye avutur aynı zamanda gençlerdeki cevheri ortaya çıkaramaz ve elimizdeki bu değerleri heba etmiş oluruz.