İNSAN OLMAK, İNSAN KALMAK İÇİN MEKTEP YETER Mİ?

         Ayakta kalma savaşımı, nasıl,nerede yaşadığımızın farkında olmak, ne güzel? İnsanın ve insanlığın gelişip evrilmesi, yaşadıklarından etkilenerek irkilmesi doğaldır.

         Olgu, eylem ve olaylara bir ANLAM YÜKLEMESİ, ÜSLÜ  DÜŞÜNMESİ VE YAŞAMINA olumlu YÖN VERECEK DAVRANIŞLAR içinde bulunmasına hizmet için mektep gereklidir. Eğitim ve öğretimden beklentilerimiz bu yöndedir. İyimserlikler, yaşayacağımız, olumlulukların kaynağı olmalı mektep.

         Etkin ve yetkinler kendi yaşam kaygılarından kurtulmanın yolunu halkın gösterceği olumlu ve kararlı davranışlarından beklerken; halk kendi varlığını sürdürme  kaygılarıyla donanmış durumda.

         Alemin keyfi yerinde olunca, hangi aşıyı olursam paçayı yırtarım diyenlere de dikkat etmek gerekir.

         İlaçlar ve aşılar arasında sıkışıp kalan insanlarımızın, geçim derdi, ilaç ve aşılardan ağır bastığı yayım organlarında manşet manşet.

         Sermaye sahipleri, sermayesini katlarken; “ Kasap et derdinde, koyun can derdinde...” olunca, günün anlamı, sözün anlamı, dağları aşar.

         Günümüzde ki mektepleşmeye baktığımız da, maşalllahımız var. Onca mektepler gençlerimizi kucaklarken; insanı değerler sistemi, “hem aşağıdan, hem yukarıdan görünen” o ki  büyük yaralar içinde.

         Korkuların esiri, adaletsizliğin, eşitsizliğin,edepsizliğin, doyumsuzluğun, uyumsuzluğun, arsızlığın , yüzsüzlüğün efendilerine biat ve itaat eden, bir toplum düzenine dönüştürülmenin, dişlileri arasında yaşıyoruz. Kendimizi ayakta tutmaya çalışmanın, tüm zorlukları karşısındayız.

         Ulusal Egemenliğimizi kuşatan çağ dışı görüş ve düşüncelerin insanımızı tutsak kılması yaşadığımız düşün coğrafyasının görüntüsüdür.

         İnsanın kendi zincirlerini kıracak bilinçle donanması ”KENDİN BİL; KENDİNİ”(Y.Emre)’ den geçer. Olumsuzluklarla baş edebilecek düşünce gücünü(İRADEYİ) kendinde bulması gerekir. El oğuşturan, el etek öpen bir nesil, siz en iyisini bilirsiniz tamam efendim, yaman efendim eyyamcılığı ile bir yere varılmaz.

          Ömür dediğimiz zaman diliminde, kendini bulan insan, mektep omadığı dönemlerde, aklını kullanarak, akılcı davranışlarla tüm zamanlarda kendine bir çıkış yolunda, ilerlemenin, ivme noktalarını bulmayı başararak, çağdaş uygarlığın yaratılmasına hizmet etmiştir.

         Söz ustaları bu  durumu;” Önemli olan, ne yolda olursa olsun düşünmektir.Çünkü düşünen insan düşüncelerine egemen olur, olunca da alçaltıcı köleliklerden kurtulur...”Vdat Günyol

          Görünen  durum o ki;

 Düşünmek, çalışmak, dayanışmak, katılmak, üretmek, adil bölüşmek ve sonuçlara adil ve eşit katlanmak, insanlaşma yolunda  yürümek için mektep gerekmez.  Bakışınla; nere ye baktığını, neyi nasıl gördüğünü, nasıl yapıldığını, gerçeklştirildiğine akıl yormakla gerçekleşir?

          GOETHE  diyor ki;” Çalışmaya zaman ayırın çünkü başarının bedeli budur. Düşünmeye zaman ayırın çünkü güçlü olmanın kaynağı budur. Çevrenizdekilere nazik davranın çünkü mutluluğa giden yol budur. Gülmeye zaman ayırın çünkü ruhunuzun müziği budur. Erdemli olmaya zaman ayırın çünkü insan olmanın simgesi budur.” diyerek bize hedefleri  gösterir.

         Tarihin derinliklerinden günümüze insanın  yalnızlaştırılması, tüm insanlığı, sığınaklar aramaya yöneltmiştir. Vahşi hayvanlardan, doğal  felaketlerden, sebebi görülmez, bilinmez durumlara karşı, kendi varlığını koruma, sürdürme, güdüsü öne çıkar. Kendince en yakın bulduğu sığınaklarda, varlığını sürdürmeye çalışmıştır.

 

         Bu sığınaklar  ağaç, taş,  toprak kovukları zamanla yüksektepeler, kaleler, sazdan, samandan, kerpiç, taş tuğladan korunaklara dönüşür. Günümüzde kon, mezra,köy, mahal, kasaba, kent, kent içinde sitelere ve kendi kendimiz beton duvarlar içine hapseder.

         Yukarıda tanımlamaya çalıştığım sığınaklar  maddi anlamda, insanın kendini güvende hissettiği alanlardır.     İnsanın içinde bulunduğu korkulardan kurtulması için  bir güce tapınması, inanması olağan üstü güçlerin varlığı insanlık tarihi boyunca yaşanan bir gerçektir.

         Kimin neye inandığı, neye tapındığı beni asıl konum değil. Bu tapınma ve inanma gücünü ellerinde tutanların yer yüzünü  kana buladığı, yüzlerce yıl inanç savaşları yaşandığına tanık olan insanlık; halen dört hak dini inanları arasındaki ekonomik, kültürel üstünlük savaşları devam etmektedir.

         Mektebi olmayan insani değerlerin ayaklar altına alındığı günlerden geçtüğümizi farkında olmak gerkir.

 Üzerinde yaşadığımız “Kısrak başı “ topraklar, binlerce yıldır, değişik inançların, kültürlerin beşiği olduğunu unutmamalıyız.

         Kendi sığınaklarımızda, kimin hengi duygu ve düşüncede, inanç ve felsefede olduğunu bilemeyiz? Bu yanaşık yaşam biçiminde höşgörü, birlik, dayanışma, fedakarlık, merhamet, vicdan, düstlük egemen olmadıkça  işimiz çok zor * İ D U R A K İ *...