Millet olma şerefine kavuşan toplumların tarihlerinde sonsuza dek unutamayacakları saatler, günler, haftalar, aylar, hatta yıllar vardır. Ağustos ayı da bunlardan biridir. Ağustos ayının Türk Tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu nedenle Tarih literatürümüzde Ağustos ayı  “ Z a f e r l e r  A y ı ” olarak hak ettiği yerini almıştır.

Ağustos ayının Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır demiştim. Çünkü Dandanakan gibi devlet kuran; Malazgirt gibi Anadolu’nun kapılarını Türklere açan; Miryekefalon gibi Bizans’ın cennet vatanımız Anadolu’muz üzerindeki hayallerine son veren; Viyana Kapılarına ve Avrupa içlerine kadar hakkı, adaleti ve insanlık anlayışını götüren; var veya yok olma mücadelesi verdiğimiz, Türk Tarihine altın harflerle yazdığımız Başkomutanlık Meydan Muharebesi gibi tarihimizde dönüm noktası olan kazanımlarımız hep bu ayda gerçekleştiği için Ağustos ayını  “ Z a f e r l e r  A y ı ” olarak da anımsamaktayız.

Yakın tarihimiz itibariyle bu ayın içindeki 30. günün yeri ve önemi,  diğer günlerden apayrı bir önem arz etmektedir. Kahraman Türk Ordusu’nun zaferleriyle Türk Milletine bahşettiği Ağustos Ayı’nın 30. gününü her yıl olduğu gibi bu yıl da

“30 Ağustos Zafer Bayramı” olarak kutlamaktayız. Bayramımız kutlu olsun.

“Kurtuluş Savaşımızın son taarruz safhası Motorsuz yıldırım harbidir. Afyon taarruzu 26 Ağustos 1922’de başlamış, Yunan ordusunun büyük bir kısmı 30 Ağustos’ta yok edilmiştir. Ulu Önder Atatürk’ün “Yunan ordusu Anadolu’nun harim-i ismetinde boğulacaktır” sözü bu harekât planının ve nihai imha düşüncesinin çok anlamlı bir ifadesidir. Bu ne kehanettir, ne keramettir, askeri gücü yerli yerinde kullanma mantığıdır”  diye söze başlar General Ali Fuat ERDEM.

Sonsuza dek daha nice yıllar kutlanması dileğimizle, 30 Ağustos 2020 Pazar günü 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın yıldönümünü ülkemiz genelinde olduğu gibi Milli Mücadele tohumlarının iman ve inanç dolu yüreklerle atıldığı Balıkesir’imizde de anlamlı ve görkemli bir şekilde kutlayacağız. Üç yıllık var veya yok olma kavgası sonucunda büyük zaferimizin kazanılmasında etkili olan kahraman şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anacağız. Ruhları şad olsun.

         Geçmiş günleri yâd etmek, geçmişimizi saygı, sevgi, minnet ve rahmetle anmak, onların hatıralarını yaşatmak, bütün bunları geleceğe taşımak düşüncesi çok yerinde bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım sözle olmamalı, hedef davranışlar belirlenmelidir. Bu bile bence yetersizdir. En önemlisi belirlenen hedef davranışların ilkelerine bağlı kalınarak uygulanması ve hedef davranışlara ne kadar ulaşıldığı, yanılgı ve eksiklerin neler olduğu saptanarak, behemehal zaman kaybetmeden, eksikliğin, yanılgı, yanlış tutum ve davranış bozukluğunun giderilmesi zorunludur.

Bu süreç, insanlarımızı her yönüyle eğitmekle başlar. Eğitim üzerindeki birikim ve düşüncelerimi sürekli sizlerle paylaşacağım için bu konuya değinmeyeceğim. Özgürlüğün kazanılmasında, bireyin gelişmesinde, eğitim başrolü oynar. Hepimizin, her zaman ve her yerde “Önce Eğitim” diye söylediğimiz, ancak; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün “ Bu kadar büyük amaçlar, bu kadar kutsal ve ulu hedeflere,  kâğıt üzerinde yazılı genel kurallarla, istek ve hırslara dayanan buyruklarla varılamaz”  dediği gibi düşünüyorum.