Türk kültür geleneğimizde “Baba”, devlettir; devleti idare eden handır, hakandır, kağandır, yabgudur, sultandır, padişahtır, reis-i cumhurdur, cumhurbaşkanıdır, başbakandır, bakandır ve onun temsilcileridir. Baba, tüm zorluklara göğüs geren sabırlı ve tutarlı, dayanıklı ve dayanaklı, vefakâr ve cefakâr, her dem olumlu ve uyumlu düşünen, kötülük görse de iyilik yapmayı yeğleyen, kol kanat geren ve helalinden kazanıp, helalinden yediren; büyütüp besleyen ve eğitendir. Aile içinde mutlu, gelecekten umutlu ve kutlu kişidir O.

Âdem baba, insanların ilk atası O. Toplumun çıkarlarını bireysel menfaatlerin üstünde tutan ve bu tür davranışları nesline miras bırakandır O. Baba kelimesi “Babalık” diye yaşlı erkek bireyler için de kullanılagelmiştir. Baba, kerestecilikte de kullan gelen bir kelimedir. Evin çatısını birbirine bağlayan eklentileri üzerinde barındıran uzun ve kalın ve de sağlam bir ağaçtır O.

Bir de bizim kültürümüze zorla veya zorlamayla nerelerden girmişse girmiş, başka babalar da vardır. Yer altı dünyası babası ve mafya babası ile babaların babası gibi. Yöresel türkülerimizi özenle söyleyen sevgili Kâhtalı Mıçı’nın bir kasetinde şiirsi biçimde fakat üzülerek okuduğu, yirminci yüzyılın erozyona uğratılmış “Baba” anlayışı var. Yani:

Baba; evimizin direği, altın gibi yüreği.

Eşek gibi çalışır, sanki sağım ineği.

Ona biz BABA deriz, o getirir biz yeriz.

Bulamayız dünyada onun gibi bir keriz.

Varlık yokluk bilmeyiz, sıramızı vermeyiz.

Siparişler gelmezse, babamızı sevmeyiz.

Hasta oldum diyemez, biz doymadan yiyemez.

Ne mankafa varlıktır, yeni bir şey giyemez.

Etrafını sararız, köpek gibi dalarız.

Dediklerimiz olmazsa, anamızı salarız.

Bu devr-i âlem dönüyor!

Merak etme oğul, sıra sana geliyor…

 

Eli öpülesi evlatların “Baba”lar için kaleme aldığı şu mısralara da bir göz atalım:

Bazen acı bazen hüzün.

Keder dolmuş yine yüzün.

Ayrılmaz üstünden gözüm.

Vefakârsın babacığım!

 

Hiç yoruldum demezsin sen.

Batmayan bir güneşsin sen.

Bizden ayrı yerdesin sen.

Cefakârsın babacığım!

 

Biliyorum döneceksin.

Yine beni seveceksin.

“Canım yavrum!” diyeceksin.

Bekliyorum BABACIĞIM!..

Anatole France’nin “Babanın faziletleri, çocukların servetidir”, George Herbert’in “Bir baba yüz öğretmene bedeldir”, T. Hesburgh’in “Bir babanın çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik, onların annelerini sevmektir” ve Balzac’ın “Baba olduktan sonra göreceksiniz ki; kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz” sözlerine neyi ilave edebiliriz ki?

         Haziran ayının 3. Pazarı “Babalar Günü” olması nedeniyle değişik düşüncelere ait baba tanımı ve baba özlemi ile babalara özel erdem ve özellik ile güzellikleri yansıtan farklı bakış kesitlerini paylaştığımızı düşünüyorum. Baba olma muradına erişen ve baba gibi baba olma şansını yakalayabilen tüm babaların “BABALAR GÜNÜ” kutlu olsun.