“Mustafa Kemal Atatürk Mersin gezisindedir. Şehirdeki büyük binaların kime ait olduğunu soruyor.

- bu köşk kimin?  -“Kirkor’un...”.

- Şu koca bina kimin? -” Yorgo’nun...”.

-Ya şu? -”Solomon’nun...” .

                            *

Aldığı cevaplar karşısında öfkesini gizlemeyen

Atatürk sorar;

-” onlar bu binaları yaparken si neredeydiniz?”.

Toplananlar arasınsa bir köylünün sesi duyuldu:

-” Biz Yemen’ de, Tuna boylarında, balkanlarda, Arnavutluk dağlarında, Kafkas’larda, çanakkale’ de savaşıyorduk Paşa’m!..”.

                            *

Atatürk bu hatırasını anlatırken şöyle diyor:

-”Hayatta cevap veremediğim yegane insan bu aksakallı ihtiyar olmuştur...”.  (15 mayıs 2021 Korkusuz Syf:6)

         “Karşıdevrimin Kısa Tarihi 100 yıllık hesaplaşma” Prof.Dr. Cahit Tan

         “ yıl 1929... Yer Atatürk Orman Çiftliği.. oğum ve yorucu günün ardından Mustafa kemal ve  İnönü yürüyüşe çıkmıştır...Sohbet ederrek yürürlerken, Büyük Devrimci aniden durur,arkadaşına döner ve içten bir samimiyetle şöyle der: “ Yahu İsmet sen olmasaydın ben bu devrimleri nasıl başarırdım?”

 Bu övgüye İnönü’nün yanıtı tarihidir: “ Aman Paşam, siz olmasaydınız, bi,z bunları düşünemezdik bile!..”.

                            *

100 yıllık Karşıdevrimin mücahitleri, akıllarını kiraya vererek, üç maymunları oynadığı dönemlerin 70 kusur yılına baktığım da, insanın nutku tutuluyor. İnsanın hatırlayası gelmiyor.

Aydınlığın, huzurun barışın kadrini bilmeyenlere

 bir Türkü dizesiyle anımsatmada bulunmak hakkımı kullanıyorum. Karşılarım buna tebliğ, tebellüğ diyorlar:

 “AKŞAM OLUR KARANLIĞA KALIRSIN,

DERİN DERİN SEVDALARA DALARSIN...”.

 Son 70 yıllık  Cumhuriyetimizin altını oymak ve  Atatürk Devrimlerinin ve Atatürk adını  hafızalardan silinmesi için akla hayale gelmedik “mendakka duggalara” başvurulduğuna tanık oldu bu millet.

Tevfik Fikret’in dediği “ bir uğursuz dönem”deyiz sis sarmş ufuklarımızı.. bir başka üstadım diyor ki: “ insan aklı nısyan ile maludur...”.(insan aklı unutma  nedeyiyle sakattır...) olay ve olgulara kedi gibi gözü yumuk yer ve bakar.

Gerçekleri söyleyenler “ dokuz köyden kovarlar.” oysak gerçeklere ayan, beyen , ak pak ortadır.

 Kendi içinde yaratme ve üretme cesareti bulamayan insanların yarattığı bu ucube görüntüler akla ve bilime  karşı donatılmışlardır.

Aklın aydınlığına ve yaratıcılığına karşı biat kültürüyle donanan   donanıktır. Tartşılmaz, akıl yürütülemez bu beyinlerle.

                            *

 Tüm “karanlıkların ortasında ışığa koşanlar... ” lanetlenir, aşağılanır, ötekileştirilir.

“ Mustafa Kemal, 1913 yılında Sofya’dayken ilk kez bir opera izler. Tosca operasını izlediği o gece Mustafa Kemal uyuyamaz.

 Söra Şakir Zümre’ye Şunları söyler: “Bulgarların  Balkan Savaşı’nda bizi neden yendiğini anladım. Çünkü onların Opera  binaları, oprea sanatçılaraı ve müzisyenleri var...”.

Herişin başı eğitimden geçer. Eğitim geleceğin belirleyicisidir.

“ Genç bir kadın milyoner olma yarışına katılır. Kazanırsa yaşadı.

         Soru geliyor:

“ Sol anahtarı, hangi mesleği yapan kişilerin kullandığı bir terimdir.

A. çilingir  B.marangoz  C.tamirci  D. Müzisyen” yarışmacı “ tamirci” yanıtını veriyor.

Sonuç konu günlerce aydınlar arasında günlerce gündemde kalır.

 Asıl kaybeden kadın değil  toplumdur.

 Büyük Önder: “ sanatsız kalan milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir...”. başarılı ve mutlu bir yaşam ancak sanatla sağlanır.

Hepiniz milletvekili olabilirsiniz...Bakan olabilirsiniz...Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz...Fakat sanatçı olamazsınız”.
Uygarlığın emrettiğini ve istediğini yapmaki,insanlık için elverir.”
Eğitim bir milleti ya özgür,bağımsız,şanlı,yüksek bir toplum haline getirir,ya da köleliğe ve yoksulluğa sürükler”
Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.”