Pek çok iş ve işlemin bir başlangıcı ile bitiş noktası olabildiği gibi, birçok iş ve işleme başlanırken de geçerli etüt ile araştırma ve incelemeden sonra belli bir plan ve program yapılır. İşe koyulmadan önce de yol haritası çizilerek, gidiş dönüş krokileri gözden geçirilirken gerekli hazırlıklar tamamlanır. Yapılması gereken iş ve işlemler bittikten sonra da tevekkeltü alallah veya vira bismillah denilerek hedefe odaklanılır.

         Bizim kültürümüzde her türlü olumlu iş ve işleme girişirken, mesleğe başlarken, mekân açarken, yola revan olurken, bahara çıkarken, yazın ekerken ve de güzün hasat toplarken dua ile niyazlarda ve hayır ile hasenatta bulunmak çoğu bireylerin gönül güzelliğidir.

         Devri Osmanî’de çocukların okula başlama yaşı dolup; günü de gelip çatmadan az bir süre önce ailesi ile hısım ve akrabası yanında tüm mahalle halkının da katılımıyla törenler icra edilirdi. Halk arasında “Âmin Alayı” olarak yaygınlık gösteren bu tür etkinliklerin kandil gecelerine denk getirilmesine de bilhassa özen gösterilirdi. Eğer kandil günleri mümkün olmazsa Pazartesi ile Perşembe günleri tercih edilirdi.

         Merasimlerin başlayış sürecine bir göz atacak olursak, öncelikle evlerde genel bir temizlik yapılarak bayram hazırlığı havası yaratılırdı. Eğer yaşıyorlarsa büyükanne, hanımanne, komşuanne, cicianne, dadı ve kalfa ile Mahmutpaşa Çarşısı’na veya Kapalıçarşı’ya gidilerek okula başlayacak olan kız veya erkek çocuğa giysiler; kitapçılardan alfabe ve okuma gereçleri; Tahtakale’den de rahle alınırdı.

         Okula başlayacak yavruya alınan yeni giysilerle birlikte, zihninin açık olması ve yaşamın yeni bölümünde başarılı bir süreç yaşaması için himmetlerinden istifade edilmek niyetiyle bilge ve ermiş ile evliya türbeleri ziyaret ettirilirdi.  İstanbul’un Avrupa yakasında oturanlar için genelde ziyaret yerleri Eyüp Sultan Hazretleriyle Fatih Sultan Mehmet Han’ın türbeleriydi. Bu gezintilerden sonra da ailenin büyüklerine, yakın ve hatırı sayılır dostlar ile mümkünse toplum tarafından saygı ve hürmet gösterilen bilge kişilere el öpmeye ve de hayır dualarını almaya gidilirdi.

Türbe ziyaretleri sabah yapılmışsa öğleden sonra ya da ertesi günü o zamanın koşullarında çocuk ata bindirilir ve Âmin Alayı yürümeye başlardı. Yürüyen alayı seyredenlerden sokaklara koşanlar, pencerelerden sarkanlar, dükkân tezgâhının önüne çıkanlar büyük bir şevkle seyrederken peşlerine takılan kalabalık giderek artardı.

Tüm bu iş ve işlemleri yaşayan öğrenci adayı çocuğun, kendisi için yapılanları görüp çok çok önemli bir işe başlamakta olduğuna inanması, okul yaşamına ısınması ve kendisine öz güvenin gelmesi içindi. Artık okula başlayan çocuk, toplumun kendisine verdiği değeri kavrar ve ilk sorumluluk duygusunu da tatmış olurdu. Böylece şenlik veya bayram havası içinde öğretmeni ve sınıf arkadaşlarıyla tanışma, karışma ve kaynaşma süreci de başlamış olurdu. Günümüzde bile okullar açılmadan önceki haftaya ait mutlu telaşı tadan anne-babalar ve küçük yavrular o günleri hiç unutamazlar.

Çin bilgelerinden Huang-Çe’nin “Planınız bir yıl ise pirinç ekin, on yıl ise ağaç dikin, yüz yıl ise insanları eğitin.” Sözünden hareketle okulla ilk defa tanışacak olan yavrularımıza zihin açıklığı diliyorum.  Değişik sürümlerle devam ettirdiğimiz kültürel değerlerimizden “Âmin Alayı” etkinliğini İlköğretim Haftası nedeniyle hatırlamaya çalışarak paylaştığımızı düşünüyorum