Herkese merhaba, umarım bu soğuk havalarda, kar yağmaması herkesin dikkatini çekmiştir. Kar yerine yağan ve sonrasında kesilen bir iki günlük yağmurlar insanı endişelendiriyor. Geçen yıl bu zamanlarda balkonumuzun karla kaplı halini fotoğraflamışım, bu yıl kar namına hiçbir şey yok maalesef.Uzmanların da dediği gibi bu yaz aylarının çok kurak geçeceğini gösteriyor bu da hayli endişe verici. Bu endişemi sizlerle paylaştıktan sonra asıl konumuzdan bahsedeyim şimdi;

            Geçen hafta 2023 Altın Küre ödülleri sahiplerini buldu. Bilenlerin vardır genellikle Altın Küre’de en iyi seçilen filmler doğrudan Oscar adayı oluyor hatta bazıları Oscar’da da bu ödülleri alıp evine dönüyor. O yüzden Altın Küre ödülleri yönetmenler, senaristler ve elbette oyuncular için çok önemli.

                 Bu yıl ki Drama dalında en iyi film ve en iyi yönetmen Altın Küre ödülünü alan filmlerden biri, Steven Spielberg’in yönetmeni olduğu ve yine bu ünlü yönetmenin kendi çocukluk ve gençlik döneminin anlatıldığı The  Fabelmans filmi oldu. Bu film ile en iyi yönetmen ödülünü de alarak evine döndü.

            O zaman geçen gün izlediğim The Fabelmans filminden size bahsedeyim biraz. Öncelikle Steven Spielberg’in İndiana Jones serileri gibi pek çok iyi filmin yönetmeni olduğu belirtmeliyim. Hatta yakın zamanda Ready  Player One ve West Side Story gibi filmlerle de adını çokça söz etmişti. Şahsen de sevdiğim, ilham verici, farklı bir yönetmen kendisi. O da başkalarına ilham olabilmek için sanıyorum kendi çocukluk ve gençlik dönemini anlattığı bu filmle karşımıza çıktı. Filmde isimler elbette farklı. Biz Steven’i Sam olarak izliyoruz.

         Film çocukluk dönemiyle başlıyor. Önce anne babasından bahsetmeliyim. Annesi piyanist babası ise ilk bilgisayarların geliştirilmesinde büyük rol alan bir mühendistir. Maddi durumları çok iyi olsa da baba evde vakit geçiren bir figür değil, çok çalışıyor. Annesi ise evde 4 çocuğa bakmakla görevli, evdeki piyanoyu çalmaktan öteye gidememiş,yeteneği  kısıtlanmış bir ev hanımı. 3 adet kız kardeşi var.

    Bir gün anne  ve babası ile ilk kez sinemaya gidecek olan Sam, filmde gördüğü bir sahneden çok ama çok etkilenir. Eve geldiğinde en çok hayal ettiği şey filmdeki o sahnedir ve annesine filmdeki sahnede geçen tren’den istediğini söyler. Ona oyuncak bir tren alırlar. Fakat kendisi gibi sanata ilgili  olan annesi Sam’in aslında oyuncaklarla oynamadığını, onları filmdeki gibi kameraya kaydetmek istediğini anlıyor ve babasının eski kamerasını Sam’e getiriyor. Bu bizim ilk filmimiz olsun diyor. Ve filmdeki o sahneyi oyuncaklarla canlandırıyorlar.

       Devamında da Sam’in yaşadığı türlü aile içi sorunlar, okuldaki sorunlar ama buna rağmen film çekme tutkusundan hiç vazgeçmediği anlar anlatılıyor. Ben izlerken çok etkilendim ve filmi çok sevdim. Filmdeki tek sorun anne ve babayı canlandıran oyuncuların yeterince iyi oynayamaması benim için. Onun dışında bu film epey ilham verici. Özellikle de anne, babalar küçük çocuklarının ilgi alanlarına önem vermesinin ne kadar da önemli olduğunu gösteriyor.

      Gelelim en iyi komedi-müzikal dalında neden ödül aldığını bilemediğim, izlerken beni ağlatan bence tamamen drama dalında olması gereken filmden bahsedeceğim.

     Aynı zamanda bu filmle birlikte en iyi oyuncu Altın Küre ödülünü de başrolünde oynayan usta oyuncu Colin Farrell aldı.

        Filmimizin ismi The Banshees of Insherin. Film 2. Dünya savaşının son dönemlerinde bir İrlanda adasında  geçiyor. İki yakın arkadaşın bir gün de arkadaşlıklarının kesilmesini ve hayatlarının korkunç derecede değişmesini anlatıyor. Açıkçası tamamen psikolojik, dram türünde bir yapım olduğundan özellikle bahsetmeliyim.

    Film’in ana konusu insanların çok çabuk değişebileceği ve bir gün en yakın arkadaşına bile “seninle artık görüşmek istemiyorum çünkü seni sevmiyorum” diyebileceği. Bunu arkadaşına söyleyen kişi, hayatına normal bir şekilde devam edebileceğini öngörüyor ama karşıdaki insanın hayatını “neden” sorusuyla nasıl mahvedebileceğini öngöremiyor. Filmimiz tam da bu cümleyle başlıyor.

    Beni çok etkiledi bu film, özellikle komedi ögeleri o dramın içine şahane yerleştirilmiş bu yüzden yaşadığınız duygular film sonunda zirveye ulaşıyor. Ödülü de kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum. Özellikle bu iki filmi izlemenizi öneriyorum. Ödül alan diğer filmleri henüz izlemediğim için yazıma burada sona erdiriyorum. Sizlere güzel bir haftasonu geçirmenizi diliyorum. Haftaya görüşmek üzere!