Ülkede beka ve zeka sorunu konuşulurken; tam yerine denk geldi LA FONTAİNE:

         ASLAN ve FARE

        “Bir fare dalgınlıkla aslanın pençesi dibinde bir fare belirir. Bu fırsatı kullanmayan ormanlar kralı, büyüklük göstererek fareye dokunmaz.

        Ormanlar kralının bu iyiliği boşa gitti sanmayın.

        Kimin aklına gelir ki, ormanlar kralı aslanın bir bir tuzağa düşeceği. Evinden çıkar, şöyle bir hava alayım, ortalığı kolaçan edeyim diyor. Çok geçmeden düştü bir tuzak ağa.

         Ne çırpınma, ne kükreme fayda etti? Kaldı na çaresiz.

        Bay fare, kükreme ve iniltiler yönüne koşar.

        Aaa, bir ne görsün? Kos kocaman ormanlar kralı bir ağa düşmüş. Hemen aslannın yardıma koşar.

        Fare, ben seni kurtarırım deyince; aslan kükrer ve haydi git işine, minnacık boyunla beni mi kurtaracaksın? Diyerek fareyi küçümser. Yine de fare aldırmaz.

        Keskin dişleriyle kocaman ağı parçalar aslanı kurtarır.”

        sonuç;”İYİLİK EDEN İYİLİK BULUR.

        ” GELECEKÇİ DÜŞÜNEN KAZANIR. “ ,”NE EKERSEN ONU BİÇERSİNİZ” ,“YAŞAMIN GERÇEKLERİYLE KARŞI KARŞIYA KALIRSINIZ.” DÜŞMEZ KALKMAZ BİR O göklerdeki Tengri

        “GERÇEKLER MUMA BENZER” mum ışığı her zaman hafif esintide söner. Ama, hiç bir zaman yanma gücü, enerjisi yok olmaz.

         NE HAYALMİŞ AMA?

        “Sevgili Nasrettin Hoca’mızın canı sıcak lahana çorbası canı çekmiş.

        Başlamış tatlı tatlı hayal kurmaya. Tam o esnada kapı çalmış. Gelen karşı komşunun oğluymuş.

         Hocam! annem çok hasta, bir tas çorba istiyor. Hoca başlamış kendi kendine söylenmeye...

        Bizim komşularda kurduğum hayallerin bile kokusunu alıyorlar,”

        ***

        “BAŞARILI OLANLAR, DEĞİŞİMİ KENDİNDEN BAŞLATANLARDIR..”Diyor Bernard Show  

        GERÇEK+ÇALIŞMA+ BAŞARI= DEĞİŞİMİN ASIL GÖSTERGESİDİR.         Bunu iyi bilenler, başkalarının başarılarını gölgeleyip, kendilerini sürekli başarılymış gibi östermek için; değişik algı yöntemlerine baş vururlar. Kendilerini sürekli ekranlarda  tutturarak, ortalığın güllük gülistanlık gibi olduğu sanılarak bayraklar sallanır, alkışlar tutulur. İnsanın kendini güçlü gösterme egosu başarılı olabilir, ama gerçek olmayabilir.

        Çalışmalar büyük kalabalıklar, göz doldurmuş olabilir. Susukunları, pusudakileri, fırıldakları kaparsam, o benim çıkarım diyenleri hesaba katmak gerekir Görünen köy bu.

        Ama bu köyde ne kadar çalışkan, cefakar, vefakar, ne kadar genç, ne kadar yaşlı, ne kadar üretici var, orası meçhul?

        Bizim adalet saraylarında hakimin arkasında “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.”  cümlesindeki asıl gerçek: sahip olduğunuz değerlerin asıl sahibi ADALETTİR.

        Eşitsizliğin, haksızlığın, fırsatçılığın, yalanın, bölücülüğün, iteleme, kakalama ve ayrımcılığın, güvensizliğin olduğu yerde; GERÇEK ADALET barınmaz.

         Göstermelik adalet; malike, mülke ve halka huzursuzluk kaynağı olur * İ D U R A K İ *. Bilenler, görenler, yaşayanlar, düşünenler  bunu böyle biliyor. Ben hiç bir şey bilmiyorum.

        “GÖRÜNEN KÖY KLAVUZ İSTEMEZ.

        “KLAVUZU KARGA OLANIN, BURNU  gaitadan kurtulmaz.”

        Necip ulusun kutsal değerlerini hiçe sayarak, sürekli geçmişe yollama yapmak nankörlüktür. Nimetlerinden yaraladığınız Türkiye Cumhuriyeti Devletimize ihanetin göstergesidir. İnsani, iktisadi, kültürel ve inanç değerleriyle, taban tabana, aykırılıklar gösteriyorsa;

        “...Bulunur bahtı kara maderini kurtaracak...” diyen, erenlere saygılar. Bitmeyen ve sonu gelmeyen kaygılar, belirsizlikler, akıl almaz mendakka dükkalar oluca; aklıma hep eski berber sünnetçiler gelir.

        “Cambaza bak, cambaza..” Diyerek;”UCUNDAN ACCIK” alıverirler. Sen, canın yandığınla kalırsın.