Okul Sadece Bir Bina mı, Yoksa Bir “Kurum” mu?
Hatırlarsınız; çok değil, bundan bir yirmi yıl öncesinde okullarımızın kapısından içeri girdiğimiz an üzerimize bir ciddiyet çökerdi. O kapıdan içeri sadece biz değil, bir kurumun ağırlığı da girerdi. Üzerimizdeki üniforma sadece bir kumaş parçası değil; bize öğrenci olduğumuzu, öğretmenlerimize ve arkadaşlarımıza karşı sorumluluklarımız olduğunu hatırlatan bir kimlikti.
Bugün ise okullarda kılık kıyafet serbestliği adı altında bir “gevşeme” dönemine girildi. Ancak bu esneklik, ne yazık ki sadece kıyafetlerle sınırlı kalmadı; disiplin anlayışımızı, saygı sınırlarını ve öğrencinin sorumluluk bilincini de beraberinde esnetip eritti.
Üniforma: Eşitliğin ve Disiplinin Zırhı
Eskiden beden eğitimi derslerinde dahi tek tip eşofman takımı giyme zorunluluğumuz vardı. Bu zorunluluk, okulu bir podyum olmaktan çıkarıp bir eğitim yuvası haline getirirdi. Kimse kimseden kıyafetiyle üstün olmaz, maddi durumu yetersiz olan arkadaşımız köşesinde boynu bükük kalmazdı. Hepimiz eğitim ve öğretim alanında eşit şartlarda, aynı “takımın” oyuncularıydık.
Bugün serbest kıyafet uygulamasıyla birlikte, okullar ne yazık ki maddi güç gösterilerinin yapıldığı, markaların yarıştığı mecralara dönüştü. Bu durum, akran zorbalığını tetiklemekle kalmıyor; öğrenciler arasındaki o kutsal “eşitlik” bağını da koparıp atıyor.
Kuralsızlığın Doğurduğu İsyan
Eğitim, özü itibarıyla disiplini barındırması gereken bir öğretidir. Şunu unutmamalıyız: Disiplinin olmadığı yerde kurallar yok sayılır; kuralların yok sayıldığı yerde ise herkes kendi kuralını koymaya kalkar. Son yıllarda okullarda artan şiddet olayları, öğretmene karşı azalan saygı ve kuralsızlığın bir “özgürlük” gibi algılanması tesadüf değildir. Her gevşek kural, kendi isyancısını doğurur. Bu isyan süreci; öğretmeni yok saymayla başlar, arkadaşını hor görmeyle devam eder ve nihayetinde okulun o kutsal dokusunu tahrip eder.
Okulların o eski vakur ve resmi havasını yeniden kazanması bir tercih değil, zorunluluktur. Ben, okullara üniforma zorunluluğunun ivedilikle geri getirilmesi taraftarıyım.
Net Kurallar: Kılık kıyafet yönetmeliğine tavizsiz uyum sağlanmalı, kapıdan giren her birey o kurumun ağırlığını hissetmeli.
Güvenlik ve Düzen: Çantaların düzenli kontrolü ve fiziksel disiplin, sadece bir denetim değil, okulun güvenli bir sığınak olduğunun tescilidir. Resmiyet: Nasıl ki bir bankada veya resmi bir kurumda belli bir sessizlik ve nizam içinde hareket ediliyorsa, eğitim yuvası olan okullarda da aynı ciddiyet tesis edilmelidir.
Eğer kuralların çizgilerini yeniden netleştirmezsek, okul ile öğrenci arasındaki bağ daha da zayıflayacak. Disiplinsizlik sarmalında daha çok can yanacak, eğitim sistemimiz daha büyük yaralar alacaktır. Geleceği inşa edecek olan nesilleri, “serbestlik” adı altındaki kuralsızlığa kurban etmeyelim. Okul, öğrenciye hayatı öğreten ilk ciddi sınavdır; bu sınavın ciddiyetini geri verelim.

YORUMLAR