Fransa, Almanya ve İspanya’nın birlikte yürüttüğü FCAS programı, yalnızca mevcut Rafale ve Eurofighter filolarının yerini alacak yeni bir savaş uçağı geliştirmeyi değil; çok daha kapsamlı bir “sistemler sistemi” mimarisini hayata geçirmeyi hedefliyor.

Yeni Nesil Savaş Konsepti
Programın merkezinde, yüksek tehdit ortamlarında görev yapması planlanan Yeni Nesil Savaş Uçağı (NGF) yer alıyor. Bu platforma;
- keşif, elektronik harp ve taarruz görevleri üstlenecek insansız “Remote Carrier” sistemleri,
- tüm unsurları birbirine bağlayacak gelişmiş bir combat cloud altyapısı
eşlik edecek şekilde çok katmanlı bir yapı tasarlanıyor.

Asıl Kriz Endüstriyel Yapıda
Ancak FCAS’ın en kırılgan noktası, projedeki endüstriyel iş bölümü oldu. NGF’nin ana yüklenicisi olarak Dassault Aviation belirlenirken, Airbus Defence and Space, Almanya ve İspanya adına sistem mimarisi, insansız platformlar ve çeşitli görev bileşenlerinden sorumlu tutuldu. Motor geliştirme Safran–MTU ortaklığına, sensör ve aviyonik sistemler ise Thales, Indra ve Airbus arasında paylaştırıldı.

Taraflar arasındaki temel gerilim, Dassault’nun savunduğu “en iyi yetenek” (best athlete) yaklaşımı etrafında yoğunlaşıyor. Airbus, bu modelin Alman savunma sanayiinin kritik teknolojilere erişimini kısıtladığını savunurken; Dassault ise tek ve güçlü bir teknik otorite olmadan yeni nesil bir savaş uçağının geliştirilemeyeceğini öne sürüyor.
Kritik Teknolojilerde Gecikme
Bu görüş ayrılıkları, düşük görünürlük teknolojileri, görev sistemleri, insan–makine entegrasyonu ve motor geliştirme gibi hayati alanlarda planlanan demonstrasyon aşamalarının gecikmesine neden olmuş durumda. Projenin takvimi bu nedenle ciddi risk altına girmiş bulunuyor.

Saab’dan Dikkat Çeken Çıkış
İsveçli savunma şirketi Saab’ın CEO’su Michael Johansson, yaptığı açıklamada şirketinin yeni nesil bir insanlı savaş uçağı geliştirebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. Johansson, olası iş birliklerinde teknolojik bağımsızlığın korunmasının vazgeçilmez olduğunu belirtirken, bu yaklaşımın FCAS’ta yaşanan sorunlarla benzer kaygılara dayandığına dikkat çekti.
Johansson’a göre:
- Tamamen yeni bir insanlı savaş uçağının geliştirilmesi yaklaşık 10 yıl sürebilir,
- Operasyonel kullanıma giriş 2030’ların sonlarını bulabilir,
- Buna karşın insansız iş birliği platformları 4–5 yıl gibi daha kısa sürede sahaya indirilebilir.

Bu çerçevede Saab ile Airbus Defence arasında, insansız muharip hava sistemleri konusunda erken aşamada temaslar yürütüldüğü de ifade ediliyor.
FCAS’ın Geleceği Tartışmalı
Saab cephesinden gelen bu açıklamalar, FCAS’ın karşı karşıya olduğu yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. İsveç’in kendi gelecek hava muharebe sistemi çalışmalarını sürdürmesi, Almanya–İsveç eksenli daha dar kapsamlı bir iş birliği modelinin Berlin için alternatif olarak masaya gelmesine yol açtı. Böyle bir senaryonun, FCAS’ın Avrupa savunmasında “stratejik özerklik” iddiasını zayıflatabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Yakından İzliyor
Öte yandan Milli Muharip Uçak KAAN projesiyle 5. nesil savaş uçağını hizmete sokmaya hazırlanan Türkiye, FCAS programını da yakından takip ediyor. Fransız Senatosu’nun Dışişleri ve Savunma Komisyonu tarafından Şubat 2025’te hazırlanan raporda, Türk Savunma Sanayii Başkanlığı yetkililerinin, Türkiye’nin 5. ve 6. nesil savaş uçağı hedefleri doğrultusunda FCAS’a katılma isteğini dile getirdiği yer aldı.

İspanya ve Almanya’nın Türkiye ile mevcut askeri ve savunma sanayi iş birlikleri göz önüne alındığında, Ankara’nın bu iki ülke üzerinden programa dahil olmayı hedeflemesi olası görülüyor. Ancak Fransa’nın, şimdilik FCAS’a yeni ortaklar eklenmesine mesafeli yaklaştığı belirtiliyor.
FCAS’ın mevcut teknik, endüstriyel ve yönetsel krizleri aşıp aşamayacağı ise önümüzdeki dönemde Avrupa savunma politikalarının geleceğini belirleyecek kritik başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
HABER MERKEZİ
