Temmuz ayı sonunda Somali’nin kuzeydoğusundaki Puntland yönetimi tarafından alıkonulan Türk bandıralı MV Sea World adlı kargo gemisi, diplomatik görüşmelerin ardından serbest bırakıldı. Gemide, Türkiye tarafından Somali ordusuna gönderildiği belirtilen zırhlı araçlar, mühimmat ve çeşitli askeri ekipmanlar bulunuyordu.
Bu gelişmenin ardından Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Alper Aktaş başkanlığındaki bir heyet, Puntland lideri Abdullahi Deni ile Bosaso kentinde bir araya geldi. Yapılan görüşmeler neticesinde Türkiye’nin sunduğu belgeler doğrultusunda gemi ve içindeki kargo Türkiye’ye iade edildi.

Gemideki Silahlar Yağmalandı
Ancak geminin serbest bırakılmasına rağmen, önemli bir iddia gündeme geldi. Limana çekilen gemideki bazı silah ve ekipmanların yağmalandığı belirtildi. Bu durum, sadece diplomatik değil aynı zamanda güvenlik açısından da soru işaretlerine neden oldu.
Puntland yönetimi yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sunduğu kanıtların ve kendi yürüttükleri soruşturmanın ardından gemi ve içeriğini devretme kararı aldıklarını duyurdu. Fakat olayın perde arkasındaki detaylar, Türkiye-BAE ilişkilerini sorgulatır nitelikte.

BAE, Puntland Güçlerinin Arkasında
MV Sea World gemisine el koyan güçlerin, doğrudan Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen birimler olduğu belirtildi. Özellikle Puntland Deniz Polisi Kuvvetleri (PMPF), 2010 yılında kurulmuş ve başından bu yana BAE’den maddi, askeri ve siyasi destek alıyor.
BAE’nin yalnızca fon sağlamakla kalmadığı, aynı zamanda PMPF’yi Saracen International ve Sterling Corporate Services (SCS) gibi özel askeri şirketler aracılığıyla eğittiği de ortaya kondu. Bu durum, Somali’nin iç işlerine dış müdahale tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Denizdeki Haklar da Tartışma Konusu
PMPF’nin yalnızca güvenliği sağlamakla kalmadığı, aynı zamanda Somali halkının deniz kaynaklarından ekonomik olarak faydalanmasının da önüne geçtiği iddia ediliyor. Uzmanlara göre Somali’nin deniz alanları, büyük ölçüde yabancı güçlerin kontrolüne girmiş durumda. Bu da hem ulusal egemenlik hem de ekonomik bağımsızlık açısından ciddi bir tehdit olarak görülüyor.
Kardeşlik Masalı Bir Kez Daha Sarsıldı
Türkiye’nin “kardeş ülke” olarak tanımladığı BAE’nin, bu olayda dolaylı bir müdahalede bulunmuş olması, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin sorgulanmasına neden oldu. Son dönemde Libya, Suriye, Doğu Akdeniz ve Sudan gibi birçok coğrafyada karşı karşıya gelen Ankara ve Abu Dabi yönetimleri, Somali’de de benzer bir gerilim hattının içinde yer alıyor.

MV Sea World krizi, Türkiye’nin bölgedeki askeri ve diplomatik varlığının ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Her ne kadar sorun çözüme kavuşmuş gibi görünse de, Somali sularında esen Arap rüzgarları Türkiye’nin dış politika stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Haber Merkezi
