Bir kasap dükkânı… Tezgahta sergilenen etler… Ve o etlerin arkasında gizlenen büyük bir sorumsuzluk. Serik’te ortaya çıkan görüntüler aslında tek bir işletmenin ayıbı değil; denetim olmazsa nelerin yaşanabileceğinin açık bir göstergesi.
55 kilogram bozulmuş et.
Rakam küçük gibi görünebilir ama mesele kilogram değil, zihniyet. Çünkü bu etler satılsaydı, belki de onlarca insanın sofrasına girecek, çocukların tabağına konulacaktı. İşte tam da burada mesele “ticaret” olmaktan çıkıyor, doğrudan “insan sağlığına kast” haline geliyor.
Bugün bir kasapta, yarın başka bir işletmede… Eğer denetim zayıfsa, vicdan daha da zayıflıyor.
Vicdanın Yerini Kâr Aldığında
Gıda sektörü güven üzerine kurulu. Bir kasaba giren vatandaş, gördüğüne inanır. “Bu ürün sağlıklıdır” diye düşünür. Ama ne yazık ki bazı işletmeler için bu güven, sadece bir fırsata dönüşüyor.
Bozulmuş et satmak nedir?
Bu, bile bile zehir satmaktır.
Üstelik bu olayda dikkat çeken bir diğer nokta da hijyen koşulları. Ağır koku, kirli ortam, standartların çok altında bir düzen… Bunlar bir anda oluşmaz. Bu, uzun süredir süregelen bir ihmalin ve umursamazlığın sonucudur.
Denetim Hayat Kurtarır
Burada hakkını vermek gerekiyor. Belediyenin yaptığı denetim sadece bir işletmeyi kapatmakla kalmadı, muhtemel bir sağlık krizinin de önüne geçti.
Çünkü gıda zehirlenmeleri bazen basit bir mide bulantısı değildir. Hastanelik eden, hatta ölümle sonuçlanan vakalar bile yaşanabiliyor.
Bir düşünün…
O etler satılmış olsaydı ne olacaktı?
İşte bu yüzden denetimler “formaliteden ibaret” olmamalı. Sık, ani ve caydırıcı olmalı.
Tüketici de Sorumlu
Evet, denetim şart. Ama tüketici de bilinçli olmak zorunda.
Şüpheli kokular varsa alışveriş yapmayın
Hijyenik görünmeyen yerlerden uzak durun
Ucuz diye sağlığınızı riske atmayın
Çünkü bazen “ucuz etin yahnisi” sadece kötü olmaz… Tehlikeli olur.
Asıl Soru Şu: Kaç Tane Daha Var?
Bu olay ortaya çıktı çünkü denetim vardı. Peki ya çıkmayanlar?
Kaç işletme hâlâ benzer şekilde faaliyet gösteriyor?
Kaç kişi farkında olmadan sağlıksız ürün tüketiyor?
İşte asıl korkutucu olan bu bilinmezlik.
Sonuç olarak mesele sadece bir kasabın mühürlenmesi değil. Bu olay, gıda güvenliğinin ne kadar hassas ve hayati bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Ve şunu net söylemek gerekiyor:
Gıda güvenliği ihmale gelmez. Çünkü konu doğrudan insan hayatıdır.

YORUMLAR