<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Balıkesir Son Dakika Haberleri | Marmara Bölge</title>
    <link>https://marmarabolge.com</link>
    <description>Balıkesir ve Marmara Bölgesi’nden son dakika haberleri, yerel gelişmeler, gündem, ekonomi, politika, spor ve yaşam haberleri Marmara Bölge’de.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://marmarabolge.com/rss/saglik-haberleri" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2026 17:14:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/rss/saglik-haberleri"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Romatizmaya İyi Gelen Evde Uygulayabileceğiniz Yöntemler]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/romatizmaya-iyi-gelen-evde-uygulayabileceginiz-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/romatizmaya-iyi-gelen-evde-uygulayabileceginiz-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romatizma tek bir hastalığın adı değil; eklemleri, kasları, kemikleri ve bağ dokusunu etkileyebilen çok sayıda hastalık için kullanılan genel bir ifade. Bu nedenle romatizmaya iyi gelen yöntemler şikâyetin nedenine göre değişirken, düzenli hareket, uygun sıcak-soğuk uygulamaları, dengeli beslenme ve doktor tarafından belirlenen tedavi ağrı ve tutukluğun kontrolünde önemli rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle diz, bel, el, omuz ve kalça bölgelerinde görülen ağrı, sabah tutukluğu, şişlik ve hareket kısıtlılığı romatizmal hastalıklarda sık karşılaşılan yakınmalar arasında bulunuyor. Ancak her eklem ağrısının romatizma olmadığı ve doğru tedavi için öncelikle nedenin belirlenmesi gerektiği unutulmamalı.</p>

Peki, <strong>romatizmaya ne iyi gelir, eklem ağrısı nasıl azaltılır ve romatizma hastaları nelere dikkat etmeli?</strong> İşte günlük yaşamda uygulanabilecek yöntemler...

<strong>Romatizmada hareket etmek önemli</strong>

<p>Eklem ağrısı yaşayan kişiler bazen hareket etmekten tamamen kaçınabiliyor. Ancak uzun süre hareketsiz kalmak kasların zayıflamasına ve eklem sertliğinin artmasına yol açabilir.</p>

<p>Yürüyüş, yüzme, bisiklet ve eklemleri zorlamayan germe egzersizleri birçok kişide hareket kabiliyetinin korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470339" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125229.588.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<p>Egzersizin türü ve yoğunluğu romatizmal hastalığın çeşidine göre değişeceğinden özellikle aktif iltihaplanma veya ciddi eklem hasarı bulunan kişilerin doktor ya da fizyoterapist önerisiyle hareket etmesi daha doğru olur.</p>

<strong>Sıcak uygulama ne zaman iyi gelir?</strong>

Sıcak duş, ılık kompres veya sıcak su torbası özellikle <strong>kas gerginliği ve eklem tutukluğu</strong> bulunan kişilerde geçici rahatlama sağlayabilir.

<p>Sabahları eklemlerde sertlik hisseden kişiler için ılık duş hareket etmeyi kolaylaştırabilir.</p>

<p>Ancak sıcak uygulamanın doğrudan cilde temas ettirilmemesi ve yanığa yol açacak kadar yüksek sıcaklık kullanılmaması gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470340" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125310.558.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Şişmiş ekleme soğuk uygulanabilir</strong>

<p>Eklemde ani şişlik, hassasiyet veya sıcaklık artışı varsa kısa süreli soğuk uygulama rahatlatıcı olabilir.</p>

Soğuk paket bir havluya sarılarak bölgeye yaklaşık <strong>10-15 dakika</strong> uygulanabilir. Buzu doğrudan cilde koymak cilt hasarına neden olabilir.

<p>Sıcak mı yoksa soğuk mu kullanılacağı şikâyetin özelliğine göre değişebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470341" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125446.039.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Kilo kontrolü eklemlerin yükünü azaltıyor</strong>

<p>Fazla kilo özellikle diz, kalça, ayak bileği ve bel bölgesindeki eklemlere binen yükü artırabiliyor.</p>

<p>Sağlıklı bir kiloya ulaşmak, eklem üzerindeki mekanik baskının azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle romatizmal yakınmaları bulunan kişilerde dengeli beslenme ile düzenli fiziksel aktivitenin birlikte yürütülmesi önem taşıyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470342" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125542.913.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Romatizma için nasıl beslenmeli?</strong>

<p>Romatizmayı tek başına ortadan kaldıran özel bir yiyecek bulunmuyor. Ancak sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık, zeytinyağı ve kuruyemişlerin ağırlıkta olduğu dengeli bir beslenme düzeni genel sağlık açısından faydalı olabilir.</p>

Özellikle <strong>Akdeniz tipi beslenme</strong>, kalp-damar sağlığı ve kilo kontrolü açısından da avantaj sağlayabilir.

<p>Şekerli içecekler, aşırı işlenmiş gıdalar ve fazla doymuş yağ tüketimini azaltmak ise daha dengeli bir beslenme planı oluşturulmasına yardımcı olur.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470343" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125618.555.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Balık ve omega-3 fayda sağlayabilir mi?</strong>

<p>Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar omega-3 yağ asitleri açısından zengin besinlerdir.</p>

Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklarda omega-3 tüketiminin eklem hassasiyeti üzerinde sınırlı katkı sağlayabileceği gösterilmiş olsa da <strong>omega-3 takviyeleri ilaç tedavisinin yerine geçmez</strong>.

<p>Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler omega-3 takviyesi almadan önce doktorlarına danışmalı.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470344" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125655.798.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Zerdeçal ve bitkisel ürünlerde dikkat</strong>

<p>Zerdeçal, zencefil ve çeşitli bitki çayları romatizma için sık öneriliyor. Ancak bunların etkisi kişiden kişiye değişebilir ve kanıtlar her ürün için aynı düzeyde değildir.</p>

<p>Bitkisel ürünlerin “doğal” olması zararsız oldukları anlamına gelmez. Bazıları kan sulandırıcı, tansiyon veya diyabet ilaçlarıyla etkileşime girebilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle düzenli ilaç kullanan kişilerin takviye ürünleri doktor kontrolü olmadan kullanmaması gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-470347" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-17T125730.020-1.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Uyku ve stres ağrı hissini etkileyebilir</strong>

<p>Yetersiz uyku ve yoğun stres ağrı algısının artmasına neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenli uyku saatleri oluşturmak, gevşeme egzersizlerinden yararlanmak ve günlük stresin azaltılmasına yönelik yöntemler uygulamak kronik ağrıyla baş etmeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Uyku bozukluğu uzun süredir devam ediyorsa bunun da ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-416385" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/05/ideal-uyku-suresi__23-72132_WebImage_b.webp" alt="" width="1000" height="450" />

<hr />

<strong>Sigara romatizmal hastalıkları olumsuz etkileyebilir</strong>

<p>Sigara yalnızca kalp ve akciğer sağlığını değil, bazı romatizmal hastalıkların seyrini de olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle romatoid artrit gibi iltihaplı hastalıklarda sigaranın bırakılması genel sağlık açısından önemli bir adım.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-94149" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2024/08/cocuklarda-sigara.jpg" alt="" width="800" height="534" />

<hr />

<strong>Ağrı kesiciler kontrolsüz kullanılmamalı</strong>

<p>Romatizmal ağrılarda parasetamol veya bazı antiinflamatuvar ilaçlar kullanılabiliyor. Ancak mide, böbrek, kalp ve tansiyon üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabilecekleri için özellikle uzun süreli kullanımda doktor kontrolü önemli.</p>

<p>Kronik iltihaplı romatizmal hastalıklarda yalnızca ağrı kesici kullanmak yeterli olmayabilir.</p>

Romatoid artrit, ankilozan spondilit veya psoriatik artrit gibi hastalıklarda hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak amacıyla <strong>hastalığı düzenleyici ilaçlar veya biyolojik tedaviler</strong> gerekebilir.

<strong>Romatizma için hangi doktora gidilir?</strong>

<p>Uzun süren eklem ağrısı, şişlik ve sabah tutukluğu bulunan kişiler öncelikle aile hekimi, fizik tedavi ve rehabilitasyon veya romatoloji uzmanına başvurabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-248068" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2025/05/sgk-agri-kesici-ve-iltihap-onleyici-ilaclarin-odenen-kutu-sayisini-dusurdu-wlav_cover.jpg.webp" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

Özellikle <strong>sabah tutukluğunun uzun sürmesi, birden fazla eklemde şişlik, eklemde ısı artışı veya tekrarlayan ağrılar</strong> romatolojik değerlendirme gerektirebilir.

<strong>Hangi belirtilerde doktora başvurulmalı?</strong>

<p>Eklem ağrısı birkaç haftadan uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa değerlendirilmesi gerekir.</p>

Özellikle <strong>ani ve çok şiddetli eklem ağrısı, belirgin kızarıklık ve şişlik, yüksek ateş, açıklanamayan kilo kaybı, ciddi hareket kaybı veya ağrıyla birlikte nefes darlığı ve göğüs ağrısı</strong> gibi belirtiler ortaya çıkarsa gecikmeden tıbbi yardım alınmalı.

<strong>Romatizmaya iyi gelen en önemli şey doğru tanı</strong>

<p>Romatizma için tek bir “mucize” yiyecek veya doğal yöntem bulunmuyor. Tedavi, romatizmal hastalığın türüne göre değişiyor.</p>

<strong>Düzenli ve uygun egzersiz, kilo kontrolü, dengeli beslenme, sıcak veya soğuk uygulamaların doğru kullanımı, kaliteli uyku ve doktorun belirlediği tedavi planına uyum</strong>, romatizmal şikâyetlerin kontrolünde en önemli adımlar arasında yer alıyor.

<p>Serpil ADAK</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/romatizmaya-iyi-gelen-evde-uygulayabileceginiz-yontemler</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:59:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/Bir-alt-baslik-ekleyin-Kopyasi-2026-09-17T125052.332.jpg" type="image/jpeg" length="61346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sedef Hastalığına Ne İyi Gelir? Bitkisel Kürler Gerçekten Etkili mi?]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/sedef-hastaligina-ne-iyi-gelir-bitkisel-kurler-gercekten-etkili-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/sedef-hastaligina-ne-iyi-gelir-bitkisel-kurler-gercekten-etkili-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sedef hastalığı, ciltte kızarıklık, kalınlaşma, pullanma ve kaşıntıyla seyredebildiği için yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen kronik bir hastalık. Üzüm çekirdeği, çörek otu, lavanta ve karabaş otu gibi bitkisel kürler sıkça önerilse de bunların sedefi yüzde 90 oranında iyileştirdiğini veya hastalığı tamamen ortadan kaldırdığını gösteren güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ciltte belirgin plaklar ve pullanmalarla ortaya çıkabilen <strong>sedef hastalığı</strong>, halk arasında en çok bitkisel yöntemlerin araştırıldığı dermatolojik sorunlardan biri. İnternette İbrahim Saraçoğlu’nun adıyla paylaşılan üzüm çekirdeği, lavanta, çörek otu ve karabaş otu kürleri de bu nedenle sık sık gündeme geliyor.

Peki, <strong>sedef hastalığı nasıl geçer, sedef hastalığına ne iyi gelir, bitkisel kürler gerçekten tedavi sağlar mı?</strong> İşte sedef hastalığı hakkında bilinmesi gerekenler.

<strong>Sedef hastalığı nedir?</strong>

Sedef hastalığı, tıbbi adıyla <strong>psoriasis</strong>, bağışıklık sisteminin rol oynadığı kronik ve tekrarlayıcı bir deri hastalığıdır.

<p>Cilt hücrelerinin normalden daha hızlı yenilenmesi sonucunda özellikle dirsekler, dizler, saçlı deri ve gövde üzerinde kırmızı veya pembe zeminli, üzeri beyaz-gümüş renkli pullarla kaplı plaklar ortaya çıkabilir.</p>

<p>Hastalık bulaşıcı değildir. Bir kişiden başka bir kişiye temas yoluyla geçmez.</p>

<p>Bazı kişilerde yalnızca küçük bölgeler etkilenirken bazı hastalarda daha geniş alanlarda belirtiler görülebilir.</p>

<strong>Sedef hastalığında kaşıntı olur mu?</strong>

<p>Sedef hastalığında kaşıntı, yanma, hassasiyet ve ciltte çatlama görülebilir. Plakların sürekli kaşınması ise ciltte tahrişe ve yaralanmaya neden olabilir.</p>

<p>Cildin düzenli nemlendirilmesi bazı kişilerde kuruluk ve kaşıntının hafiflemesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Çok sıcak duşlardan kaçınmak, cildi sert şekilde ovalamamak ve parfümlü ürünleri dikkatli kullanmak da hassasiyeti azaltabilir.</p>

<strong>Üzüm çekirdeği ve yoğurt sedefi geçirir mi?</strong>

<p>Sedef hastalığı için önerilen tariflerden biri dövülmüş üzüm çekirdeğinin yoğurtla tüketilmesi.</p>

Üzüm çekirdeğinde çeşitli antioksidan bileşikler bulunmasına rağmen <strong>üzüm çekirdeği ve yoğurt karışımının sedef hastalığını tedavi ettiğine dair yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</strong>

<p>Bu tür gıdalar sağlıklı bir beslenme düzeninde yer alabilir ancak doktor tarafından verilen tedavilerin yerine kullanılmamalıdır.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-467997" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/sedef-hastaligi-ibrahim-saracoglu-israrla-oneriyor-sok-eden-gercek-bir-tedavi-2-adet-birden-iliskin-sozleri-h1720888588-da5d3f.jpg" alt="" width="625" height="313" />

<strong>Lavanta çayı sedefe iyi gelir mi?</strong>

<p>Lavanta daha çok kokusu ve rahatlatıcı etkisi nedeniyle bitki çaylarında ve aromaterapi uygulamalarında kullanılıyor.</p>

<p>Ancak lavanta çayının sedef plaklarını ortadan kaldırdığı veya bağışıklık sisteminde hastalığa yol açan süreci tedavi ettiği gösterilmiş değil.</p>

<p>Ayrıca bitki çaylarının düzenli ve yoğun tüketimi bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananların bitkisel ürünleri uzun süre tüketmeden önce sağlık profesyoneline danışması önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Çörek otu sedef hastalığını tedavi eder mi?</strong>

<p>Çörek otu ve içeriğindeki bazı bileşenlerin antioksidan ve iltihap süreçleri üzerindeki etkileri araştırılıyor.</p>

Ancak buradan hareketle çörek otunun <strong>sedef hastalığını kesin olarak iyileştirdiği veya yüzde 90 oranında tedavi ettiği</strong> sonucuna varmak mümkün değil.

<p>Sedef hastalığının seyri kişiden kişiye değiştiği için bir kişide belirtilerin azalması, uygulanan bitkisel yöntemin hastalığı tedavi ettiği anlamına gelmeyebilir.</p>

<strong>Karabaş otu cilde sürülür mü?</strong>

<p>Karabaş otunun kaynatılarak sedefli bölgeye pansuman yapılması da geleneksel öneriler arasında bulunuyor.</p>

<p>Ancak karabaş otunun sedef yaralarını kapattığına ilişkin kanıtlanmış standart bir tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Bitkisel karışımlar doğrudan hassas veya çatlamış cilde uygulandığında bazı kişilerde alerjik reaksiyon, kızarıklık ve tahrişe yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle sedef plaklarının üzerine bilinmeyen yoğunlukta bitkisel ürün sürerken dikkatli olunmalı.</p>

<strong>Yulaf kaşıntıyı azaltabilir mi?</strong>

Yulaf ürünlerinin bazıları kuru ve kaşıntılı cildi rahatlatmak amacıyla kullanılabiliyor. Özellikle cilt bakımında kullanılan <strong>kolloidal yulaf</strong>, nemlendirmeye ve kaşıntı hissinin azaltılmasına yardımcı olabilir.

<p>Ancak bu destekleyici uygulama sedef hastalığını tedavi etmez.</p>

<p>Şiddetli kaşıntı veya yaygın plaklarda dermatoloğun önerdiği tedaviler uygulanmalıdır.</p>

<strong>Sedef hastalığının tedavisi var mı?</strong>

<p>Sedef hastalığı kronik seyirli olduğundan tedavide temel amaç hastalığı kontrol altına almak, cilt belirtilerini azaltmak ve atakların sıklığını düşürmektir.</p>

Hastalığın yaygınlığına ve şiddetine göre <strong>nemlendiriciler, kortikosteroid içeren kremler, D vitamini benzeri topikal ilaçlar, fototerapi, sistemik ilaçlar ve biyolojik tedaviler</strong> kullanılabilir.

<p>Hangi tedavinin uygun olacağı hastanın yaşına, belirtilerin bulunduğu bölgeye, hastalığın şiddetine ve diğer sağlık durumlarına göre dermatolog tarafından belirlenir.</p>

<strong>Sedef yalnızca cildi etkilemeyebilir</strong>

Sedef hastalığı bazı kişilerde eklemleri de etkileyebilir. Parmaklarda, dizlerde veya diğer eklemlerde ağrı, şişlik ve sabah tutukluğu görülmesi <strong>psoriatik artrit</strong> açısından değerlendirme gerektirebilir.

<p>Tırnaklarda çukurlaşma, renk değişikliği veya tırnağın yatağından ayrılması da sedefle ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu belirtilerin ortaya çıkması halinde dermatoloji veya romatoloji değerlendirmesi geciktirilmemelidir.</p>

<strong>Sedef hastalığında bitkisel kürlere dikkat</strong>

Üzüm çekirdeği, çörek otu, lavanta veya karabaş otu gibi ürünlerin beslenmenin bir parçası olarak tüketilmesi ile bunların <strong>sedef tedavisi olarak kullanılması aynı şey değildir.</strong>

<p>Bitkisel kürlerin hastalığı tamamen ortadan kaldırdığına dair güçlü kanıt bulunmadığı gibi doktor tarafından verilen tedavilerin bırakılması hastalığın ilerlemesine yol açabilir.</p>

<strong>Sedef hastalığına ne iyi gelir?</strong> sorusunun yanıtı kişiden kişiye değişir. En doğru yaklaşım, hastalığın şiddetini dermatologla değerlendirmek, cilt bakımına dikkat etmek, tetikleyicileri mümkün olduğunca azaltmak ve kanıtlanmış tedavileri düzenli uygulamaktır.

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/sedef-hastaligina-ne-iyi-gelir-bitkisel-kurler-gercekten-etkili-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:48:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-10T183133.801.jpg" type="image/jpeg" length="78537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Egzama ve Sedefin Nedeni Bunlar Olabilir: Uykusuzluk ve Strese Dikkat]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/egzama-ve-sedefin-nedeni-bunlar-olabilir-uykusuzluk-ve-strese-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/egzama-ve-sedefin-nedeni-bunlar-olabilir-uykusuzluk-ve-strese-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Canan Karatay, kaşıntı, egzama ve sedef sorunlarının altında yatan nedenlere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Cilt sağlığında stres, uykusuzluk, beslenme ve vitamin eksikliklerinin önemine işaret eden Karatay, kaşıntıya karşı önerilerini de sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Canan Karatay, Karatay Sözü YouTube kanalında yaptığı açıklamalarda kaşıntı, egzama, sedef hastalığı ve cilt sağlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ciltte yaşanan sorunların yalnızca dış etkenlerden kaynaklanmadığını savunan Karatay, beslenme alışkanlıklarından strese, uyku düzeninden vitamin eksikliklerine kadar birçok faktörün cilt sağlığı üzerinde etkili olabileceğini söyledi. Karatay ayrıca antihistaminik ilaçların kullanımı ve kaşıntılı bölgelere uygulanabilecek yöntemler konusunda dikkat çeken açıklamalar yaptı.</p>

<strong>Canan Karatay: Cilt Mikrobiyomunun Bozulması Ka</strong><strong>ş</strong><strong>ı</strong><strong>nt</strong><strong>ı</strong><strong>y</strong><strong>ı</strong><strong> Art</strong><strong>ı</strong><strong>rabilir</strong>

<p>Canan Karatay, kaşıntının önemli nedenlerinden birinin cilt kuruluğu ve cildin mikrobiyom dengesinde meydana gelen değişiklikler olduğunu öne sürdü. Bu sürecin ilerlemesi halinde egzama ve sedef gibi cilt hastalıklarının görülebileceğini belirten Karatay, bağışıklık sistemi ile cilt sağlığı arasında yakın bir ilişki bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Ciltte oluşan çatlakların ve yoğun kaşıntının egzama belirtilerini artırabileceğini dile getiren Karatay, cildin doğal dengesinin korunmasının önemli olduğunu söyledi.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-416385" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/05/ideal-uyku-suresi__23-72132_WebImage_b.webp" alt="" width="1000" height="450" />

<strong>Stres ve Uykusuzlu</strong><strong>ğ</strong><strong>a Dikkat </strong><strong>Ç</strong><strong>ekti</strong>

<p>Karatay'ın üzerinde durduğu konulardan biri de stres oldu. Yoğun stresin ve yetersiz uykunun vücudun genel dengesi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini belirten Karatay, özellikle gençlerde eğitim ve başarı baskısının ciddi stres oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<p>Karatay, günlük yaşamda yaşanan rekabet, hırs ve kaygının da vücudu etkileyebileceğini savunarak uyku düzeninin ve stres kontrolünün önemine dikkat çekti.</p>

<strong>Paketli Gıdalar Hakkında Uyarıda Bulundu</strong>

<p>Canan Karatay konuşmasında paketlenmiş ve yoğun şekilde işlenmiş gıdalara da değindi. Monosodyum glutamat, mısır şurubu, renklendiriciler, koruyucular ve çeşitli katkı maddeleri içeren ürünlerin tüketimine karşı uyarıda bulunan Karatay, bu tür ürünlerin bağırsak mikrobiyomu üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak sağlığı ile cilt sağlığının birbirinden bağımsız olmadığını savunan Karatay, beslenme düzeninin cilt problemleri yaşayan kişiler açısından da önemli olduğunu belirtti.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-417218" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/05/islenmis-gida-02-scaled-1.webp" alt="" width="1200" height="801" />

<strong>Antihistaminik </strong><strong>İ</strong><strong>la</strong><strong>ç</strong><strong>larla </strong><strong>İ</strong><strong>lgili Dikkat </strong><strong>Ç</strong><strong>eken S</strong><strong>ö</strong><strong>zler</strong>

<p>Kaşıntı tedavisinde kullanılan antihistaminik ilaçlara ilişkin de konuşan Karatay, bazı antihistaminiklerin uyku hali, halsizlik ve konsantrasyon güçlüğü oluşturabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Ancak antihistaminik ilaçların tamamının aynı düzeyde uyku yapmadığı ve bu ilaçların alerjik hastalıkların tedavisinde hekimler tarafından yaygın şekilde kullanıldığı biliniyor. Bu nedenle düzenli ilaç kullanan kişilerin tedaviyi kendi kararıyla bırakmaması ve yan etkiler konusunda doktoruna veya eczacısına danışması önem taşıyor.</p>

<strong>Ka</strong><strong>ş</strong><strong>ı</strong><strong>nt</strong><strong>ı</strong> <strong>İ</strong><strong>ç</strong><strong>in Karbonatl</strong><strong>ı</strong><strong> Su ve Zeytinya</strong><strong>ğ</strong><strong>ı</strong> <strong>Ö</strong><strong>nerisi</strong>

<p>Karatay, kaşıntılı bölgeler için karbonatlı su kullanımını önererek bir bardak suya yaklaşık bir çorba kaşığı karbonat eklenip kaşınan bölgeye uygulanabileceğini söyledi. Ardından cilde zeytinyağı sürülebileceğini belirtti.</p>

<p>Bununla birlikte karbonat gibi alkali maddeler hassas veya hasarlı ciltlerde tahrişe yol açabileceğinden egzama, sedef veya nedeni bilinmeyen yoğun kaşıntısı bulunan kişilerin dermatoloğa danışmadan bu tür uygulamalara yönelmemesi gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-465504" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-1.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<strong>D Vitamini ve </strong><strong>İ</strong><strong>yot Seviyelerinin Kontrol Edilmesini </strong><strong>İ</strong><strong>stedi</strong>

<p>Canan Karatay, egzama ve özellikle sedef hastalarında D vitamini ile iyot seviyelerinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eksiklik tespit edilmesi durumunda gerekli desteğin hekim kontrolünde verilmesi gerektiğini ifade eden Karatay, eksik vitamin ve minerallerin yerine konulmasını “takviye değil, tedavi” olarak değerlendirdi.</p>

<p>Uzmanlar ise vitamin ve mineral kullanımında kişisel ihtiyaçların kan tetkikleri ve hekim değerlendirmesiyle belirlenmesinin önemine dikkat çekiyor. Uzun süren, şiddetlenen, yara oluşturan veya gece uykusunu bozan kaşıntılarda ise altta yatan nedenin belirlenmesi için sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-465502" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<p>Büşranur AKDAĞ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/egzama-ve-sedefin-nedeni-bunlar-olabilir-uykusuzluk-ve-strese-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:00:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-3.jpg" type="image/jpeg" length="51248"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Huzursuz Bacak Sendromu Nedir? Neden Olur, Belirtileri ve Tedavisi]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/huzursuz-bacak-sendromu-nedir-neden-olur-belirtileri-ve-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/huzursuz-bacak-sendromu-nedir-neden-olur-belirtileri-ve-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Huzursuz bacak sendromu, özellikle dinlenme sırasında bacaklarda rahatsız edici hisler ve hareket ettirme isteğiyle ortaya çıkan nörolojik bir durumdur. Şikâyetler çoğu zaman akşam ve gece saatlerinde artarken, uyku kalitesini ve günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Huzursuz bacak sendromu, tıbbi adıyla <strong>Restless Legs Syndrome (RLS)</strong>, kişinin bacaklarını hareket ettirme ihtiyacı hissettiği ve bu ihtiyacın çoğu zaman hoş olmayan duyumlarla birlikte görüldüğü bir rahatsızlıktır.

<p>Belirtiler genellikle otururken, uzanırken veya dinlenme sırasında ortaya çıkar. Yürümek, bacakları hareket ettirmek ya da germe egzersizleri yapmak şikâyetleri geçici olarak hafifletebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464269" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T121651.765.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Huzursuz bacak sendromunun belirtileri nelerdir?</strong>

<p>Huzursuz bacak sendromunda görülen belirtiler kişiden kişiye değişebilir. En sık karşılaşılan şikâyetler arasında şunlar bulunur:</p>
<ul>
<li>Bacaklarda karıncalanma</li>
<li>Yanma veya çekilme hissi</li>
<li>İçten gelen huzursuzluk</li>
<li>Bacakları sürekli hareket ettirme isteği</li>
<li>Dinlenince artan rahatsızlık</li>
<li>Akşam ve gece saatlerinde belirginleşen belirtiler</li>
<li>Yürümekle veya hareket etmekle geçici rahatlama</li>
<li>Uykuya dalmada güçlük</li>
<li>Gece boyunca sık uyanma</li>
</ul>
<p>Bazı kişiler bu hissi “bacakların içinde bir şey dolaşıyormuş gibi” veya “hareket etmeden duramama” şeklinde tarif edebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464270" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T121717.314.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Huzursuz bacak sendromu neden olur?</strong>

<p>Huzursuz bacak sendromunun kesin nedeni her zaman belirlenemez. Bazı kişilerde genetik yatkınlığın rol oynadığı düşünülür.</p>

<p>Bunun dışında bazı durumlar huzursuz bacak belirtilerini tetikleyebilir veya şiddetlendirebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464273" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T121832.632.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Demir eksikliği önemli bir neden olabilir</strong>

Huzursuz bacak sendromuyla en sık ilişkilendirilen durumlardan biri <strong>demir eksikliği</strong>dir.

<p>Demir, beyindeki dopamin sisteminin normal çalışmasında önemli rol oynar. Bu nedenle demir depolarının düşük olması belirtileri artırabilir.</p>

<p>Ancak demir takviyesi herkes için uygun değildir. Kan tahlili yapılmadan rastgele demir kullanmak doğru değildir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464276" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T121916.681.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Hamilelikte daha sık görülebilir</strong>

<p>Huzursuz bacak sendromu hamilelik döneminde de ortaya çıkabilir veya mevcut belirtiler artabilir.</p>

<p>Özellikle gebeliğin son aylarında daha sık görülür. Birçok kişide doğumdan sonra belirtiler azalabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464277" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T121952.915.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Böbrek hastalıklarıyla ilişkili olabilir</strong>

<p>Kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde huzursuz bacak sendromuna daha sık rastlanabilir.</p>

<p>Bunun nedenleri arasında demir metabolizmasındaki değişiklikler ve bazı mineral dengesizlikleri bulunabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464279" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T122038.672.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Bazı ilaçlar belirtileri artırabilir</strong>

<p>Bazı ilaçlar huzursuz bacak sendromunu tetikleyebilir veya mevcut şikâyetleri ağırlaştırabilir.</p>

<p>Özellikle bazı antidepresanlar, antihistaminikler, bulantı ilaçları ve antipsikotik ilaçlar belirtileri artırabilir.</p>

<p>Ancak düzenli kullanılan bir ilacın doktor önerisi olmadan bırakılması doğru değildir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464280" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T122112.630.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Kafein, alkol ve sigara etkili olabilir</strong>

<p>Fazla kahve, enerji içeceği veya diğer kafeinli ürünlerin tüketimi bazı kişilerde belirtileri artırabilir.</p>

<p>Alkol ve sigara da uyku kalitesini bozarak huzursuz bacak şikâyetlerini daha belirgin hale getirebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464282" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T122152.016.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Huzursuz bacak sendromu nasıl teşhis edilir?</strong>

<p>Tanı çoğunlukla kişinin anlattığı belirtiler üzerinden konur.</p>

<p>Doktor, bacakları hareket ettirme isteğinin ne zaman ortaya çıktığını, hareketle azalıp azalmadığını ve geceleri kötüleşip kötüleşmediğini değerlendirir.</p>

<p>Gerekli görülürse demir depolarını kontrol etmek için kan testleri yapılabilir. Böbrek fonksiyonları, tiroid durumu veya diğer olası nedenler de araştırılabilir.</p>

<strong>Huzursuz bacak sendromu tedavisi nasıl yapılır?</strong>

<p>Tedavi, belirtilerin şiddetine ve altta yatan nedene göre değişir.</p>

<p>Eğer demir eksikliği varsa öncelikle bu durumun düzeltilmesi hedeflenir. Ancak demir tedavisinin doktor kontrolünde yapılması gerekir.</p>

<p>Belirtiler hafifse yaşam tarzı değişiklikleri çoğu kişide fayda sağlayabilir.</p>

<strong>Evde uygulanabilecek yöntemler</strong>

<p>Huzursuz bacak sendromunda şu alışkanlıklar şikâyetleri azaltmaya yardımcı olabilir:</p>
<ul>
<li>Düzenli uyku saatleri oluşturmak</li>
<li>Akşam saatlerinde kafeini azaltmak</li>
<li>Alkol ve sigaradan uzak durmak</li>
<li>Hafif yürüyüş yapmak</li>
<li>Bacaklara germe egzersizleri uygulamak</li>
<li>Ilık duş almak</li>
<li>Bacaklara hafif masaj yapmak</li>
<li>Uzun süre hareketsiz kalmamak</li>
</ul>
<img class="alignnone size-full wp-image-464283" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T122232.226.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<p>Çok yoğun egzersiz ise bazı kişilerde gece şikâyetlerini artırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>İlaç tedavisi gerekebilir mi?</strong>

<p>Belirtiler uyku düzenini ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyorsa ilaç tedavisi gündeme gelebilir.</p>

<p>Doktorlar kişinin durumuna göre sinir sistemi üzerinde etkili bazı ilaçlar, demir tedavisi veya farklı seçenekler önerebilir.</p>

<p>Huzursuz bacak sendromunda kullanılan bazı ilaçların uzun süreli kullanımında belirtilerin daha erken saatlerde başlaması veya şiddetlenmesi gibi sorunlar gelişebileceği için tedavinin düzenli hekim kontrolünde sürdürülmesi önemlidir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-464293" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/haber-gorseli-2026-09-03T122346.749.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Ne zaman doktora başvurulmalı?</strong>

<p>Bacaklardaki huzursuzluk sürekli hale geldiyse, uykuya dalmayı engelliyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa doktora başvurmak gerekir.</p>

<p>Ayrıca bacakta ani şişlik, kızarıklık, şiddetli ağrı, tek taraflı sıcaklık artışı ya da nefes darlığı gibi belirtiler varsa bunlar huzursuz bacak sendromundan farklı ve acil değerlendirme gerektirebilecek durumların işareti olabilir.</p>

<strong>Huzursuz bacak sendromu tamamen geçer mi?</strong>

<p>Bazı kişilerde altta yatan neden ortadan kalktığında belirtiler önemli ölçüde azalabilir. Örneğin demir eksikliğinin düzeltilmesiyle şikâyetler hafifleyebilir.</p>

<p>Ancak bazı kişilerde huzursuz bacak sendromu uzun süreli olabilir. Bu durumda doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle belirtilerin kontrol altına alınması mümkündür.</p>

<p>Huzursuz bacak sendromunda en önemli nokta, belirtileri sadece “yorgunluk” olarak görmemek ve özellikle uyku düzenini bozuyorsa altta yatan nedeni araştırmaktır.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/huzursuz-bacak-sendromu-nedir-neden-olur-belirtileri-ve-tedavisi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:29:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/09/998ac202-5662-4823-9942-b56542c0713e.jpg" type="image/jpeg" length="79770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DUDAK DOLGUSU YAPTIRDIKTAN SONRA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/dudak-dolgusu-yaptirdiktan-sonra-nelere-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/dudak-dolgusu-yaptirdiktan-sonra-nelere-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dudak dolgusu sonrasında istenilen görünümün sağlanması kadar iyileşme sürecinin doğru geçirilmesi de önem taşıyor. Uygulamanın ardından dudaklarda şişlik, hassasiyet ve hafif morarma görülebilirken; buz uygulamasından öpüşmeye, sıcak içeceklerden egzersize kadar bazı noktalara dikkat edilmesi öneriliyor. Uzmanların önerileri, uygulanan dolgunun türüne ve kişinin durumuna göre değişebildiği için işlemi yapan sağlık profesyonelinin talimatları öncelikli olmalı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<strong>MORARMAMASI İÇİN BUZ UYGULAMASI YAPILABİLİR</strong>

<p>Dudak dolgusu sonrasında görülen şişlik, hassasiyet ve morarmayı azaltmaya yardımcı olmak amacıyla soğuk uygulama yapılabilir. Ancak buzun doğrudan dudağa veya cilde temas ettirilmemesi gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461183" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180634.829.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Buz veya soğuk paket ince, temiz bir bezle sarılarak birkaç dakika boyunca uygulanabilir. Cleveland Clinic, soğuk paketin kısa sürelerle uygulanmasının şişlik ve rahatsızlığın azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461184" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180650.775.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>BUZU DOĞRUDAN DUDAĞINIZA DEĞDİRMEYİN</strong>

<p>“Dolgu yaptırdım, ne kadar soğuk uygularsam o kadar iyi olur” düşüncesi doğru değil. Çok soğuk buzun doğrudan hassaslaşmış dudağa temas ettirilmesi cildi tahriş edebilir. Bu nedenle soğuk kompres mutlaka bir bez üzerinden ve aralıklı şekilde uygulanmalı.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461185" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180711.794.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>DUDAK DOLGUSUNDAN SONRA ÖPÜŞÜLÜR MÜ?</strong>

<p>Dudak dolgusu yaptıranların en çok merak ettiği konuların başında öpüşmek geliyor. Bu konuda öneriler uygulayıcıya göre değişebiliyor. American Society of Plastic Surgeons kaynaklarında ilk 24 saat öpüşmeden kaçınılması önerilirken, bazı uygulayıcılar dudağa baskıyı azaltmak amacıyla bu süreyi 48-72 saate kadar uzatabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461186" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180747.813.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Bu nedenle özellikle ilk birkaç gün dudakları kuvvetli şekilde sıkıştıran, bastıran veya uzun süre baskıya maruz bırakan hareketlerden kaçınmak daha temkinli bir yaklaşım olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461188" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180803.804.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Kısacası, “3 gün kesinlikle öpüşmek yasak” şeklinde herkes için geçerli tek bir kural bulunmuyor; kişinin uygulamasına göre hekimin verdiği süre esas alınmalı.</p>

<strong>ÇOK SICAKTAN UZAK DURUN</strong>

<p>Dudak dolgusu sonrasında özellikle ilk 24-48 saat aşırı sıcak ortam ve uygulamalardan kaçınmak öneriliyor. Sauna, hamam, çok sıcak duş veya yoğun sıcaklık şişliği artırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<img class="alignnone size-full wp-image-461190" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180917.869.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Yiyecek ve içeceklerde de özellikle uyuşukluk devam ederken aşırı sıcak ürünlerden uzak durmak daha güvenli olabilir.</p>

<strong>AŞIRI SICAK VE SOĞUK YİYECEKLERDE DİKKATLİ OLUN</strong>

<p>Dolgu sonrasında dudaklar hassas ve bazen uyuşuk olabileceği için ilk saatlerde aşırı sıcak veya çok soğuk yiyecek ve içeceklerin doğrudan dudağa temasından kaçınmak rahatlık sağlayabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461191" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180932.777.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Soğuk kompres ise bundan farklıdır; kontrollü, kısa süreli ve bez üzerinden yapılan soğuk uygulama şişliği azaltmak için kullanılabilir.</p>

<strong>DUDAKLARI SIKMAYIN, OVUŞTURMAYIN</strong>

<p>Dolgu yapılan bölgenin gereksiz yere elle kontrol edilmesi, sıkılması veya kuvvetli şekilde masaj yapılması önerilmez. Amerikan Dermatoloji Akademisi, dolgu uygulanan bölgeye birkaç gün gereksiz temas edilmemesini, masaj gerekiyorsa bunun yalnızca uygulayıcının talimatıyla yapılmasını öneriyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461194" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T180952.781.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Dudakta küçük sertlikler hissedilmesi ilk günlerde mümkün olabilir ancak kişi kendi kendine kuvvetli masaj yapmak yerine uygulamayı gerçekleştiren sağlık profesyoneline danışmalı.</p>

<strong>İLK 24 SAAT AĞIR SPOR YAPMAYIN</strong>

<p>Yoğun egzersiz kan akışını artırarak şişlik ve morarmanın daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Bu nedenle ilk 24 saat, bazı durumlarda ise 24-48 saat ağır egzersizden uzak durulması öneriliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461197" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T181101.797.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Hafif günlük aktiviteler ise kişinin kendisini iyi hissetmesi halinde genellikle sürdürülebilir.</p>

<strong>ALKOLDEN UZAK DURMAK MORARMAYI AZALTABİLİR</strong>

<p>İlk 24 saat alkol tüketmemek de önerilen önlemler arasında bulunuyor. Alkol kanama ve morarmanın daha belirgin hale gelmesine katkıda bulunabileceği için iyileşmenin ilk döneminde sınırlanması tavsiye ediliyor.</p>

<strong>PİPET KULLANMAK VE DUDAKLARI BÜZMEK KONUSUNDA DİKKAT</strong>

<p>İlk 24 saat pipet kullanmak, dudağı kuvvetli şekilde büzmek veya sürekli sıkıştırmak gibi hareketlerin azaltılması önerilebilir. Cleveland Clinic, ilk dönemde pipet kullanımı ve dudağı büzme gibi hareketlerden kaçınılmasının uygun olabileceğini belirtiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-461198" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-26T181134.798.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<strong>ŞİŞLİK NE ZAMAN GEÇER?</strong>

<p>Dudak dolgusu sonrasında oluşan şişliğin büyük bölümü genellikle 24-48 saat içerisinde azalır. Ancak bazı kişilerde şişlik ve hassasiyetin tamamen kaybolması yaklaşık bir haftayı bulabilir.</p>

<p>Bu nedenle dolgunun nihai görünümünü işlemden hemen sonra değerlendirmek yanıltıcı olabilir.</p>

<strong>HANGİ BELİRTİLERDE DOKTORA BAŞVURULMALI?</strong>

<p>Hafif şişlik, morarma ve hassasiyet dolgu sonrası görülebilir. Ancak şiddetli veya giderek artan ağrı, dudakta belirgin beyazlaşma, mor-mavi renk değişikliği ya da alışılmadık derecede soğukluk damar tıkanıklığı gibi nadir fakat ciddi bir komplikasyonun işareti olabilir. Böyle bir durumda beklemeden uygulamayı yapan sağlık profesyoneliyle iletişime geçilmesi gerekiyor.</p>

<strong>HABER MERKEZİ</strong></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/dudak-dolgusu-yaptirdiktan-sonra-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 18:12:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-10-1.jpg" type="image/jpeg" length="21920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sezaryen Doğumda Anne ve Bebek İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/sezaryen-dogumda-anne-ve-bebek-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/sezaryen-dogumda-anne-ve-bebek-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sezaryen doğum, bazı gebeliklerde anne veya bebeğin sağlık durumu nedeniyle tercih edilebilen cerrahi bir doğum yöntemidir. Ancak her ameliyatta olduğu gibi sezaryen doğumda da operasyon sırasında veya sonrasında ortaya çıkabilecek bazı riskler bulunuyor. İyileşme süresinin uzamasından enfeksiyona, damar tıkanıklığından sonraki gebeliklerde karşılaşılabilecek problemlere kadar birçok başlık dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<strong>SEZARYEN DOĞUMUN RİSKLERİ NELER?</strong>

<p>Sezaryen sırasında karın bölgesine cerrahi müdahale yapılması nedeniyle mesane, üreter ve bağırsak gibi karın içi organların zarar görme olasılığı bulunuyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460774" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T172752.913.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Operasyon sonrasında dikkat edilmesi gereken bir diğer durum ise damar tıkanıklığı riskinin artabilmesi. Ameliyat sonrası iyileşme ve hareketliliğin kısıtlanması bu süreçte önem taşıyan başlıklar arasında yer alıyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460775" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T172818.941.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>İYİLEŞME SÜRESİ DAHA UZUN OLABİLİYOR</strong>

<p>Sezaryen doğum cerrahi bir işlem olduğu için doğum sonrasındaki iyileşme süreci daha uzun olabiliyor. Ameliyat bölgesinin iyileşmesi sırasında ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşanabileceği gibi yara yerinde enfeksiyon gelişmesi de cilt iyileşmesini geciktirebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460776" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T172838.917.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Rahimde gelişebilecek enfeksiyonların ise uzayan veya aşırı kanama gibi sorunlara yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460777" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T172902.905.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>ANNE VE BEBEĞİN İLK TEMASI GECİKEBİLİR</strong>

<p>Özellikle genel anestezi altında gerçekleştirilen sezaryenlerde anne ile bebeğin ilk iletişimi ve teması, ameliyatın tamamlanmasının ve anestezinin etkisinin azalmasının ardından başlayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle sezaryen sonrası anne ve bebeğin buluşma süreci, uygulanan anestezi yöntemine ve annenin durumuna göre değişebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460778" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T172917.925.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>SONRAKİ GEBELİKLERDE DE BAZI RİSKLER BULUNUYOR</strong>

<p>Sezaryen doğumun etkileri yalnızca mevcut doğumla sınırlı kalmayabiliyor. Sonraki gebeliklerde plasentanın rahim duvarına normalden daha sıkı şekilde yapışmasıyla ilişkili sorunların görülme riski artabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460779" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T172946.913.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Daha önce sezaryen geçiren kadınlarda sonraki gebeliklerde rahim rüptürü riski de dikkat edilmesi gereken durumlar arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle daha önce sezaryen doğum yapmış anne adaylarının sonraki gebeliklerinde doktor kontrollerini aksatmaması önem taşıyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460786" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T173209.892.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>BEBEK AÇISINDAN RİSK VAR MI?</strong>

<p>Sezaryen sırasında bebek açısından da nadir görülen bazı risklerden söz ediliyor. Cerrahi kesi sırasında bebeğin cildinde bistüriye bağlı küçük yaralanmalar meydana gelebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460780" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T173002.991.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Bu tür durumların nadir görüldüğü belirtilirken, operasyonun anne ve bebeğin durumuna göre planlanması önem taşıyor.</p>

<strong>SEZARYEN SONRASI ENFEKSİYONA DİKKAT</strong>

<p>Ameliyat bölgesinde gelişebilecek enfeksiyon, yaranın daha geç iyileşmesine neden olabilir. Bunun yanında rahim içerisinde oluşabilecek enfeksiyonlar da doğum sonrası süreci etkileyebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460781" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T173044.956.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Sezaryen sonrasında yara bölgesinde olağan dışı değişiklikler, uzayan kanama veya genel durumdaki belirgin bozulmaların değerlendirilmesi için sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.</p>

<p>Sezaryen doğumun gerekli olup olmadığı ve kişiye özel riskler; gebeliğin seyri, annenin sağlık durumu ve bebeğin durumuna göre değişebilir. Bu nedenle doğum yöntemiyle ilgili kararın hekim değerlendirmesiyle verilmesi önem taşır.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460782" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-25T173058.199.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<strong>HABER MERKEZİ</strong></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/sezaryen-dogumda-anne-ve-bebek-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 17:33:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-9-1.jpg" type="image/jpeg" length="75223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelikte Yapılan Bu Hatalara Dikkat!]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/gebelikte-yapilan-bu-hatalara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/gebelikte-yapilan-bu-hatalara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gebelik döneminde yapılan bazı hatalar anne ve bebek sağlığını olumsuz etkileyebilir. Düzenli doktor kontrollerini aksatmamak, bilinçsiz ilaç kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve riskli belirtileri önemsemek gebelik sürecinin daha güvenli ilerlemesine yardımcı oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik, hem fiziksel hem de duygusal açıdan birçok değişimin yaşandığı özel bir dönem. Bu süreçte anne adayının günlük alışkanlıkları, beslenme düzeni ve sağlık kontrolleri büyük önem taşıyor.</p>

<p>Uzmanlar, gebelik boyunca doktor önerilerine uyulmasının, kontrollerin aksatılmamasının ve herhangi bir sağlık sorununda kendi kendine tedavi yoluna gidilmemesinin önemine dikkat çekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460612" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134816.385.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Doktor kontrollerini aksatmayın</strong>

<p>Gebelikte yapılan en önemli hatalardan biri, kendini iyi hisseden anne adaylarının rutin kontrolleri gereksiz görmesi.</p>

<p>Oysa düzenli gebelik takipleri; bebeğin gelişiminin izlenmesi, anne adayının tansiyon ve kan değerlerinin kontrol edilmesi ve bazı risklerin erken fark edilmesi açısından önemli.</p>

<p>Her gebeliğin seyri farklı olabileceği için kontrol sıklığı da doktor tarafından kişiye özel belirleniyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460603" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134101.758.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Doktora danışmadan ilaç kullanmayın</strong>

<p>Gebelik süresince bilinçsiz ilaç kullanımı ciddi risk oluşturabilir. Reçeteli ya da reçetesiz fark etmeksizin herhangi bir ilacın gebelikte güvenli olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Ağrı kesicilerden bitkisel ürünlere, vitaminlerden takviyelere kadar kullanılan her ürün için sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.</p>

<p>“Doğal” olarak tanıtılan bitkisel ürünlerin de gebelikte tamamen zararsız olduğu düşünülmemeli.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460604" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134138.370.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Sağlıklı beslenme önemli</strong>

<p>Gebelikte dengeli beslenme hem anne adayının sağlığı hem de bebeğin gelişimi açısından önemli bir yere sahip.</p>

<p>Protein, sebze, meyve, tam tahıl ve uygun miktarda sağlıklı yağ içeren dengeli bir beslenme düzeni tercih edilebilir. Doktor tarafından önerilen folik asit, demir veya diğer takviyelerin de önerilen dozlarda kullanılması gerekiyor.</p>

<p>Bunun yanında çiğ veya az pişmiş et, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebze-meyveler gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırabileceği için dikkatli tüketilmeli.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460605" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134217.619.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Sigara ve alkolden uzak durulmalı</strong>

<p>Sigara ve alkol kullanımı gebelik döneminde ciddi riskler taşıyabilir.</p>

<p>Sigara dumanına maruz kalmak da dahil olmak üzere tütün ürünlerinden uzak durmak önem taşıyor. Alkol için ise gebelikte güvenli kabul edilen kesin bir miktar bulunmadığından tüketilmemesi öneriliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460606" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134254.266.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Aşırı kilo alımına dikkat</strong>

<p>Gebelikte kilo almak doğal bir süreç olsa da ne kadar kilo alınması gerektiği kişinin gebelik öncesi kilosuna ve sağlık durumuna göre değişebilir.</p>

<p>“İki kişilik yemek” düşüncesiyle gereğinden fazla kalori almak hem anne hem de gebelik süreci açısından bazı sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Kilo takibinin doktor veya diyetisyen önerileri doğrultusunda yapılması daha doğru olur.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460607" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134346.302.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Hareketsiz kalmak da hata olabilir</strong>

<p>Doktor tarafından özel olarak kısıtlama getirilmediyse, gebelikte uygun düzeyde fiziksel aktivite genel sağlık açısından faydalı olabilir.</p>

<p>Hafif yürüyüşler ve gebeliğe uygun egzersizler dolaşımı destekleyebilir ve günlük hareketliliğin korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak düşme riski taşıyan, aşırı efor gerektiren ya da karın bölgesine darbe riski bulunan sporlardan kaçınılmalı.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460608" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134528.509.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Gebelikte hangi belirtiler ciddiye alınmalı?</strong>

<p>Gebelik sürecinde bazı belirtilerin beklemeden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Şiddetli karın ağrısı, vajinal kanama, su gelmesi, bayılma, ciddi nefes darlığı, yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu veya ileri gebelik haftalarında bebeğin hareketlerinde belirgin azalma gibi durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulmalı.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460609" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134556.236.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Uyku ve dinlenme ihmal edilmemeli</strong>

<p>Gebelik ilerledikçe uyku düzeninde değişiklikler yaşanabilir. Yeterli dinlenememek anne adayının günlük yaşamını zorlaştırabilir.</p>

<p>Düzenli uyku saatleri oluşturmak, gün içinde yeterli sıvı almak ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmak uyku kalitesini destekleyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<img class="alignnone size-full wp-image-460610" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134633.463.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Gebelikte bilinçli hareket etmek önemli</strong>

<p>Gebelik boyunca her anne adayının ihtiyaçları ve riskleri farklı olabilir. İnternetten edinilen genel bilgilerin kişisel doktor önerilerinin yerine geçmemesi gerekiyor.</p>

<p>Düzenli kontroller, sağlıklı beslenme, güvenli hareket alışkanlıkları ve riskli belirtilerin erken fark edilmesi, gebeliğin daha sağlıklı şekilde takip edilmesine yardımcı olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460611" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-25T134729.603.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/gebelikte-yapilan-bu-hatalara-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:48:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/ed7f4407-513f-4e58-9dd8-5e5db8ad0f0c.jpg" type="image/jpeg" length="19609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stres Sandığınızdan Daha Tehlikeli Olabilir!]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/stres-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/stres-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen stres, kısa süreli olduğunda vücudun doğal tepkilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak stresin uzun süre devam etmesi; kalp-damar sistemi, uyku, kan şekeri, sindirim sistemi ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkilerle ilişkilendiriliyor.  Uzmanlar, özellikle kronik stres yaşayan kişilerin bedensel belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ol>
<li><strong>Kırık kalp sendromu</strong></li>
</ol>
<p>Şiddetli duygusal veya fiziksel stres, kalbin geçici olarak zayıflamasına yol açabilen Takotsubo sendromuyla ilişkilendiriliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460453" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T174930.437.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>“Kırık kalp sendromu” olarak da bilinen bu tabloda kalbin pompalama gücü geçici olarak azalabiliyor. Stres sırasında yükselen adrenalin ve benzeri hormonların bu süreçte rol oynayabileceği düşünülüyor. Çoğu kişi iyileşse de bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar görülebiliyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Kalbe giden kan akışı etkilenebilir</strong></li>
</ol>
<p>Yoğun psikolojik stres bazı kişilerde göğüs ağrısı ve kalbe giden kan akımında azalma ile ilişkilendirilebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460454" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T174955.345.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Stres kaynaklı kalp iskemisi olarak tanımlanan bu durumun kalp hastalığı bulunan kişiler açısından daha dikkatli takip edilmesi gerekiyor. Araştırmalarda kadınların psikolojik strese bağlı bazı kalp sorunlarına karşı daha hassas olabileceği belirtiliyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Yüksek tansiyon</strong></li>
</ol>
<p>Kronik stres sırasında kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının seviyeleri artabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460455" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175028.370.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Bu hormonlar kalp atış hızını ve kan basıncını yükseltebiliyor. Stresin uzun süre devam etmesi ise yüksek tansiyonun kontrolünü zorlaştırabiliyor ve kalp-damar sağlığı üzerinde ek yük oluşturabiliyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Kan şekeri yükselebilir</strong></li>
</ol>
<p>Stres hormonları yalnızca kalp ve tansiyonu değil, kan şekeri seviyelerini de etkileyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<img class="alignnone size-full wp-image-460456" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175053.377.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Epinefrin ve kortizolün artması, kandaki glikoz seviyesinin yükselmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle prediyabeti veya diyabeti bulunan kişilerde daha belirgin hale gelebiliyor.</p>

<p>Kan şekeri takibi yapan kişilerin stresli dönemlerde değerlerindeki değişikliklere dikkat etmesi önem taşıyor.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Uykusuzluğa yol açabilir</strong></li>
</ol>
<p>Stresin en sık görülen etkilerinden biri uyku düzeninin bozulması.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460457" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175114.480.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Zihnin sürekli meşgul olması, kaygı ve gerginlik uykuya dalmayı zorlaştırabilirken gece sık sık uyanmaya da neden olabiliyor.</p>

<p>Uyku probleminin uzun süre devam etmesi halinde profesyonel destek alınması öneriliyor.</p>
<ol start="6">
<li><strong> Kaygı belirtilerini artırabilir</strong></li>
</ol>
<p>Uzun süren stres bazı kişilerde kaygı belirtilerinin ortaya çıkmasına veya mevcut şikâyetlerin ağırlaşmasına yol açabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460458" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175142.765.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Stresle ilişkili kaygı belirtileri arasında:</p>
<ul>
<li>Çarpıntı</li>
<li>Göğüste baskı hissi</li>
<li>Uykusuzluk</li>
<li>Ağız kuruluğu</li>
<li>Sürekli endişe yer alabiliyor.</li>
</ul>
<p>Nefes egzersizleri, meditasyon, düzenli hareket, kaliteli uyku ve sosyal destek stresin yönetilmesine yardımcı olabiliyor.</p>
<ol start="7">
<li><strong> Depresyonla ilişkilendiriliyor</strong></li>
</ol>
<p>Akut veya uzun süreli stresin ruh hali üzerinde de önemli etkileri bulunuyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460459" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175206.364.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Çevresel faktörler, kortizol düzeyindeki değişimler ve beyindeki stres yanıtlarının uzun süre aktif kalması depresif belirtilerle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Uzun süre devam eden isteksizlik, mutsuzluk veya günlük işlevlerde belirgin bozulma yaşanması halinde bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşıyor.</p>
<ol start="8">
<li><strong> Ağrı algısını değiştirebilir</strong></li>
</ol>
<p>Stres ve kaygı, kişinin ağrıyı algılama biçimini de etkileyebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460460" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175244.386.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Araştırmalar, uzun süreli stres yaşayan kişilerde ağrı işleme mekanizmalarının değişebildiğini ve bazı ağrıların daha yoğun hissedilebildiğini ortaya koyuyor. Baş, boyun, sırt ve kas ağrılarının stresli dönemlerde artması bu nedenle görülebiliyor.</p>
<ol start="9">
<li><strong> Vücutta iltihaplanmayı artırabilir</strong></li>
</ol>
<p>Kronik stresin vücuttaki bazı inflamasyon belirteçlerinin artışıyla ilişkili olduğu biliniyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460462" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175348.430.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>İnterlökin-6, C-reaktif protein ve fibrinojen gibi maddelerin stres dönemlerinde yükselebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Kısa süreli inflamasyon vücudun doğal savunma mekanizmalarından biri olsa da uzun süreli hale geldiğinde kalp hastalığı ve diyabet gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebiliyor.</p>
<ol start="10">
<li><strong> Bulantı, mide ekşimesi ve ishal</strong></li>
</ol>
<p>Stresin en çok etkilediği sistemlerden biri de sindirim sistemi.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460463" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-24T175409.377.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Beyin ile bağırsaklar arasındaki güçlü iletişim nedeniyle yoğun stres dönemlerinde:</p>
<ul>
<li>Mide bulantısı</li>
<li>Mide ekşimesi</li>
<li>Karın ağrısı</li>
<li>İshal</li>
<li>Sindirim düzensizlikleri gibi şikayetler görülebiliyor.</li>
</ul>
<p>Stres hormonları ve sindirim sistemine giden kan akışındaki değişiklikler bağırsak hareketlerini etkileyebiliyor.</p>

<strong>HABER MERKEZİ</strong></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/stres-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 17:55:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-8-2.jpg" type="image/jpeg" length="71165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Sağlığınızı Korumak İçin Bunları İhmal Etmeyin]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/kalp-sagliginizi-korumak-icin-bunlari-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/kalp-sagliginizi-korumak-icin-bunlari-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp sağlığını korumak için pahalı veya karmaşık diyetlere ihtiyaç yok. Yapraklı yeşillikler, somon, ceviz, zeytinyağı, pancar, yulaf ve bakliyatlar gibi kolay ulaşılabilen besinler dengeli beslenmenin parçası olarak kalp-damar sağlığını destekleyebilir. İşte kalp dostu beslenmede öne çıkan 10 gıda ve tüketim önerileri...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku ve sigaradan uzak durmak kalp sağlığını korumada temel başlıklar arasında yer alıyor.</p>

<p>Beslenme tarafında ise tek bir “mucize gıda” bulunmuyor. Ancak bazı besinler; lif, omega-3, sağlıklı yağlar, vitaminler, mineraller ve antioksidan bileşikler açısından zengin oldukları için kalp dostu bir beslenme düzeninde daha fazla yer alabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460295" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154214.585.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>1- Yapraklı yeşillikler</strong>

<p>Ispanak, pazı, roka ve kara lahana gibi yapraklı yeşil sebzeler lif, folat ve çeşitli bitkisel bileşikler açısından zengin.</p>

<p>Bu sebzelerde bulunan doğal nitratlar, damarların normal işlevini destekleyebilir ve kan basıncı kontrolüne katkı sağlayabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Salatalara çiğ olarak eklenebilir ya da kısa süreli buharda pişirme yöntemi tercih edilebilir. Uzun süre yüksek ısıya maruz bırakmamak, besin değerinin daha iyi korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460296" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154317.993.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>2- Somon</strong>

<p>Somon, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin balık türlerinden biri.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri özellikle trigliserit seviyeleri ve genel kalp-damar sağlığı açısından önem taşıyor. Aynı zamanda kaliteli protein kaynağı olması da somonu dengeli beslenmede değerli hale getiriyor.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Izgara, fırın veya buharda pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Yanında sebze ve tam tahıllı ürünlerle dengeli bir öğün oluşturulabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460297" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154402.068.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>3- Ceviz</strong>

<p>Ceviz, sağlıklı yağlar, lif ve bitkisel omega-3 kaynakları bakımından dikkat çekiyor.</p>

<p>Ölçülü tüketildiğinde doymuş yağların yerine sağlıklı yağların alınmasına katkı sağlayabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Ara öğünde küçük bir avuç tüketilebilir. Yoğurt, yulaf veya salatalara da eklenebilir.</p>

<p>Ancak yüksek kalorili olduğu için porsiyon kontrolü önemli.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460298" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154434.540.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>4- Sızma zeytinyağı</strong>

<p>Sızma zeytinyağı, Akdeniz tipi beslenmenin temel yağ kaynaklarından biri.</p>

<p>Tekli doymamış yağlar ve polifenoller içeren zeytinyağı, tereyağı gibi doymuş yağların yerine kullanıldığında kalp dostu bir tercih olabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Salatalarda, sebze yemeklerinde veya soslarda kontrollü miktarda kullanılabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460299" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154510.224.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>5- Bitter çikolata</strong>

<p>Yüksek kakao oranına sahip bitter çikolata, flavonoid adı verilen bitkisel bileşikler içeriyor.</p>

<p>Bu bileşikler damar fonksiyonları üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Ancak bitter çikolata da şeker ve kalori içerebildiği için “ne kadar çok, o kadar iyi” yaklaşımı doğru değil.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Yüzde 70 ve üzeri kakao içeren çeşitlerden birkaç küçük kare yeterli olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460300" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154548.931.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>6- Kahve</strong>

<p>Kahve, antioksidan bileşikler içeren popüler içeceklerden biri.</p>

<p>Ölçülü tüketildiğinde sağlıklı yetişkinlerde genel kalp-damar sağlığıyla uyumlu olabilir. Ancak fazla miktarda kafein bazı kişilerde çarpıntı, uykusuzluk veya tansiyon yükselmesine neden olabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Şekerli şuruplar ve fazla krema yerine sade veya az sütlü tercih edilebilir.</p>

<p>Kafeine hassas kişilerin porsiyonu sınırlaması gerekir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460301" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154620.864.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>7- Sardalya</strong>

<p>Sardalya da somon gibi omega-3 açısından zengin balıklar arasında yer alıyor.</p>

<p>Aynı zamanda protein, D vitamini ve kalsiyum sağlayabilir. Özellikle kemikleriyle birlikte tüketilen sardalya kalsiyum açısından dikkat çekici olabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Salatalarda, tam tahıllı ekmek üzerinde veya ana öğünde kullanılabilir.</p>

<p>Konserve ürünlerde sodyum miktarını kontrol etmek faydalı.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460303" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154701.904.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>8- Pancar</strong>

<p>Pancar, doğal nitrat içeriğiyle öne çıkıyor.</p>

<p>Bu bileşikler damarların gevşemesine ve kan akışının desteklenmesine katkı sağlayabilir. Aynı zamanda lif ve çeşitli antioksidan bileşikler de içeriyor.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Haşlanmış, fırınlanmış veya salatalara eklenerek tüketilebilir.</p>

<p>Turşu olarak tercih edilecekse tuz miktarına dikkat edilmeli. Özellikle hipertansiyonu olanlar yüksek tuzlu turşuları sınırlamalı.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460304" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154736.019.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>9- Yulaf</strong>

<p>Yulafın en önemli özelliklerinden biri beta-glukan adı verilen çözünür lif içermesi.</p>

<p>Bu lif türü LDL olarak bilinen kötü kolesterolün kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Kahvaltıda süt veya yoğurtla hazırlanabilir. Meyve ve cevizle birlikte daha dengeli bir öğün oluşturulabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460305" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154829.081.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>10- Bakliyatlar</strong>

<p>Mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye hem lif hem de bitkisel protein bakımından zengin.</p>

<p>Düzenli tüketildiklerinde kırmızı et tüketimini azaltmaya yardımcı olabilir ve kalp dostu beslenmeye katkı sağlayabilir.</p>

<strong>Nasıl tüketilmeli?</strong>
<p>Çorba, salata, zeytinyağlı yemek veya humus şeklinde sofraya eklenebilir.</p>

<p>Konserve ürünler kullanılacaksa fazla tuzu azaltmak için sudan geçirmek faydalı olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-460308" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-24T154920.119.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Kilo vermek için bu besinler yeterli mi?</strong>

<p>Yulaf, bakliyat, sebze ve kuruyemiş gibi besinler lif ve protein sayesinde tokluk hissini destekleyebilir.</p>

<p>Ancak “inatçı kiloları tek başına eriten” özel bir besin bulunmuyor. Kilo kaybı için toplam enerji dengesi, porsiyon kontrolü, fiziksel aktivite ve sürdürülebilir bir beslenme planı daha önemli.</p>

<p>Özellikle ceviz, zeytinyağı ve bitter çikolata gibi sağlıklı ancak kalorisi yüksek besinlerde ölçüye dikkat edilmeli.</p>

<strong>Turşu kalp dostu mu?</strong>

<p>Fermente sebzeler bağırsak mikrobiyotası açısından ilgi çekici olabilir ancak klasik turşular genellikle yüksek miktarda tuz içeriyor.</p>

<p>Fazla sodyum tüketimi tansiyonun yükselmesine katkı sağlayabileceği için özellikle hipertansiyonu bulunanların turşu tüketimini sınırlaması daha doğru.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Kalp sağlığında tek başına beslenme yetmez</strong>

<p>Kalp sağlığını korumak için yalnızca belirli gıdaları tüketmek yeterli değil.</p>

<p>Düzenli egzersiz yapmak, sigaradan uzak durmak, tansiyon, kolesterol ve kan şekerini takip etmek, yeterli uyumak ve sağlıklı kiloyu korumak da büyük önem taşıyor.</p>

Sonuç olarak <strong>yapraklı yeşillikler, somon, ceviz, zeytinyağı, sardalya, pancar, yulaf ve bakliyatlar</strong> kalp dostu bir beslenme planında öne çıkan seçenekler arasında yer alıyor. En güçlü yaklaşım ise bu besinleri tek tek mucize olarak görmek yerine, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeninin parçası haline getirmek.

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/kalp-sagliginizi-korumak-icin-bunlari-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:49:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/dcec6c1d-3925-4d00-9268-b71d1e79720e.jpg" type="image/jpeg" length="27856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalbinizi Yoran 10 Alışkanlık!]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/kalbinizi-yoran-10-aliskanlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/kalbinizi-yoran-10-aliskanlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp hastalıkları dünya genelinde önemli sağlık sorunları arasında yer alırken, günlük yaşamda yapılan bazı tercihler kalp ve damar sistemi üzerinde zamanla olumsuz etkilere yol açabiliyor. Beslenme düzeni, hareket miktarı, uyku kalitesi ve sigara kullanımı gibi değiştirilebilir faktörler, kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor. İşte kalbinizi yoran alışkanlıklar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ol>
<li><strong>Sigara kalbin en büyük düşmanlarından biri</strong></li>
</ol>
<p>Sigara ve diğer tütün ürünlerinde bulunan maddeler kan damarlarına zarar verebilir. Sigara dumanı kandaki oksijen miktarını azaltırken kalbin vücuda yeterli oksijen ulaştırmak için daha fazla çalışmasına neden olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459703" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181224.387.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Bu durum kalp hızının ve kan basıncının yükselmesine yol açabilir. Üstelik yalnızca sigara içmek değil, pasif olarak dumana maruz kalmak da kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturabilir.</p>

<p>Sigarayı bırakmak ise kalp sağlığını korumak için atılabilecek en önemli adımlardan biri olarak gösteriliyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Saatlerce oturmak düşündüğünüzden daha tehlikeli olabilir</strong></li>
</ol>
<p>Masa başında uzun saatler geçirmek, sürekli araç kullanmak ve günlük hareket miktarının azalması kalp sağlığı açısından önemli risk faktörleri arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<img class="alignnone size-full wp-image-459704" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181316.355.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Düzenli fiziksel aktivite; kan basıncının kontrolüne, sağlıklı kilonun korunmasına ve genel kalp-damar sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Yetişkinler için haftaya yayılan düzenli egzersiz önerilirken, tempolu yürüyüş gibi günlük hayata kolayca eklenebilecek aktiviteler de önemli fayda sağlayabiliyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Fazla kilo özellikle bel çevresinde birikiyorsa dikkat</strong></li>
</ol>
<p>Fazla kilo ve artan bel çevresi kalp hastalıklarıyla birlikte yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve uyku apnesi gibi birçok sağlık problemiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459706" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181336.442.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Özellikle hazır ve ultra işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi; yüksek miktarda tuz, şeker ve sağlıksız yağ alımına neden olabiliyor. Düşük fiziksel aktivite de buna eklendiğinde kilo kontrolü giderek zorlaşabiliyor.</p>

<p>Küçük miktarda kilo kaybı bile bazı kişilerde tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerleri üzerinde olumlu etki yaratabiliyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Sofradaki yanlış seçimler kalbi doğrudan etkiliyor</strong></li>
</ol>
<p>Sağlıklı beslenme kalp hastalıklarından korunmanın temel taşlarından biri olarak görülüyor. Aşırı tuzlu, şekerli ve doymuş yağ oranı yüksek ürünlerin sık tüketilmesi; kilo artışı, yüksek tansiyon ve kolesterol sorunlarını beraberinde getirebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459707" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181400.391.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Kalp dostu bir beslenme düzeninde sebze ve meyveler, baklagiller, tam tahıllar, balık, uygun miktarda yağsız protein kaynakları, kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların dengeli şekilde yer alması öneriliyor.</p>

<p>Yeterli lif tüketimi de tokluk hissinin artmasına ve kolesterolün kontrolüne katkıda bulunabiliyor.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Geceleri yeterince uyumamak kalbi yoruyor</strong></li>
</ol>
<p>Uyku yalnızca dinlenmek için değil, kalp-damar sisteminin sağlıklı şekilde çalışması açısından da büyük önem taşıyor.</p>

<p>Sürekli yetersiz veya kalitesiz uyku; yüksek tansiyon, obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları açısından artmış riskle ilişkilendiriliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459708" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181426.387.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Yetişkinlerin çoğu için gecede yaklaşık 7 ila 9 saat uyku öneriliyor. Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınmak ve yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak uyku kalitesini artırabilir.</p>

<p>Şiddetli horlama, uykuda nefesin kesilmesi ve yeterli süre uyunmasına rağmen gündüz aşırı yorgunluk yaşanması ise uyku apnesi açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>
<ol start="6">
<li><strong> Yüksek tansiyonu önemsememek büyük hata</strong></li>
</ol>
<p>Yüksek tansiyon çoğu zaman belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiği için “sessiz tehlike” olarak da tanımlanıyor.</p>

<p>Kontrolsüz yüksek tansiyon zaman içerisinde damarların ve kalbin zarar görmesine neden olabilir. Sigara, fazla kilo, yüksek tuz tüketimi, hareketsizlik ve aşırı alkol kullanımı tansiyon sorunlarını daha da artırabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459709" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181445.383.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Bu nedenle tansiyonun uygun aralıklarla ölçülmesi ve yüksek değerler görülmesi halinde sağlık profesyoneline başvurulması önem taşıyor.</p>
<ol start="7">
<li><strong> Kolesterol yüksekliğini görmezden gelmeyin</strong></li>
</ol>
<p>Kandaki LDL kolesterolün yüksek olması, damar duvarlarında plak birikimine katkıda bulunabilir. Zamanla damarların daralması veya tıkanması ise koroner kalp hastalığı ve kalp krizi riskini yükseltebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459710" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181540.374.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Trigliserit yüksekliği de kalp-damar hastalıkları açısından değerlendirilmesi gereken göstergelerden biri.</p>

<p>Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kilo kontrolü ve gerektiğinde hekim tarafından verilen ilaçların düzenli kullanılması kolesterol yönetiminde önemli rol oynuyor.</p>
<ol start="8">
<li><strong> Sürekli stres sadece ruh halini etkilemiyor</strong></li>
</ol>
<p>Uzun süre devam eden yoğun stres kalp-damar sistemini de etkileyebiliyor. Stres sırasında kalp atım hızı ve kan basıncı geçici olarak yükselebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459711" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181600.413.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Üstelik stresli dönemlerde sigara kullanımının artması, aşırı yemek yeme, hareketsizlik ve düzensiz uyku gibi davranışlar da kalp sağlığı üzerindeki riski büyütebilir.</p>

<p>Düzenli egzersiz, yeterli uyku, sosyal destek ve gevşeme yöntemleri stres yönetimine yardımcı olabilir.</p>
<ol start="9">
<li><strong> Aşırı alkol tüketimi kalbe zarar verebilir</strong></li>
</ol>
<p>Fazla miktarda alkol tüketimi kan basıncının yükselmesine, kalp ritmi bozukluklarına ve kilo artışına katkıda bulunabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459712" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181625.368.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Kalp sağlığı amacıyla alkole başlanması önerilmez. Alkol kullanan kişilerin ise miktarı mümkün olduğunca sınırlı tutması ve kişisel sağlık durumlarına ilişkin hekim önerilerini dikkate alması önemlidir.</p>
<ol start="10">
<li><strong> Kontrolsüz diyabet kalp hastalığı riskini artırıyor</strong></li>
</ol>
<p>Diyabet kalp ve damar hastalıkları açısından önemli risk faktörlerinden biri. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri damar yapısına zarar verebilir.</p>

<p>Diyabete yüksek tansiyon, sigara kullanımı, yüksek kolesterol veya fazla kilo da eşlik ediyorsa kalp-damar hastalığı riski daha da artabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459713" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/SILA-KUSUMUN-SABLONU-2026-08-22T181652.406.jpg" alt="" width="800" height="450" />

<hr />

<p>Kan şekerinin kontrol altında tutulması, sağlıklı kilo, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve gerekli durumlarda ilaç tedavisine uyum kalbin korunmasında büyük önem taşıyor.</p>

<strong>HABER MERKEZİ</strong></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/kalbinizi-yoran-10-aliskanlik</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:18:15 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-7-2.jpg" type="image/jpeg" length="59582"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyon Hastalarının Yaptığı En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/tansiyon-hastalarinin-yaptigi-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/tansiyon-hastalarinin-yaptigi-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek tansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiği için “sessiz tehlike” olarak tanımlanıyor. Tansiyon hastalarının ilaçlarını düzensiz kullanması, tuz tüketimini önemsememesi, evde yanlış ölçüm yapması ve değerler normale dönünce tedaviyi bırakması ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. İşte hipertansiyon hastalarının en sık yaptığı hatalar ve dikkat edilmesi gerekenler…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyon, kalp, beyin, böbrek ve damar sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir sağlık sorunu. Tansiyonun uzun süre kontrolsüz seyretmesi kalp krizi, inme, böbrek hasarı ve görme sorunları gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca ilaç kullanmak değil, günlük yaşam alışkanlıklarını da doğru şekilde düzenlemek büyük önem taşıyor.</p>

<strong>İlaçları kafaya göre bırakmak</strong>

<p>Tansiyon hastalarının en sık yaptığı hatalardan biri, ölçümler normale döndüğünde ilacı bırakmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oysa tansiyonun düşmesi çoğu zaman tedavinin işe yaradığını gösteriyor. İlaç bırakıldığında değerler yeniden yükselebiliyor.</p>

<p>Doktor önerisi olmadan ilaç dozunu azaltmak, artırmak veya tamamen kesmek doğru değil.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459063" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T134442.418.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Tansiyon ilacını düzensiz kullanmak</strong>

<p>İlacın bazı günler alınması, bazı günler unutulması tansiyon kontrolünü bozabiliyor.</p>

<p>Özellikle “Bugün tansiyonum normal, ilacı içmeyeyim” yaklaşımı riskli olabilir.</p>

<p>Tansiyon ilaçlarının etkili olabilmesi için düzenli ve önerilen saatte kullanılması gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459064" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T134541.762.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Tuz tüketimini küçümsemek</strong>

<p>Hipertansiyonda en önemli konulardan biri sodyum tüketimi.</p>

<p>Sadece yemeğe eklenen tuz değil; ekmek, peynir, turşu, salam, sucuk, hazır soslar, paketli atıştırmalıklar ve konserve ürünler de yüksek miktarda sodyum içerebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca sofradaki tuzluğu kaldırmak yeterli olmayabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459065" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T134628.706.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>“Himalaya tuzu daha sağlıklı” yanılgısı</strong>

<p>Bazı kişiler kaya tuzu, deniz tuzu veya Himalaya tuzunun tansiyonu yükseltmediğini düşünüyor.</p>

<p>Ancak bu tuz türlerinin de temel bileşeni sodyum klorür.</p>

<p>Bu nedenle “doğal tuz” olması tansiyon açısından sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<strong>Evde tansiyonu yanlış ölçmek</strong>

<p>Tansiyon ölçerken yapılan küçük hatalar sonucu ciddi şekilde etkileyebilir.</p>

<p>Ölçümden hemen önce kahve içmek, sigara kullanmak, merdiven çıkmak, konuşmak veya bacak bacak üstüne atmak tansiyon değerini yükseltebilir.</p>

<p>Doğru ölçüm için ölçümden önce birkaç dakika dinlenmek, sırtı desteklemek, ayakları yere basmak ve kolu kalp hizasında tutmak gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459066" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T134718.853.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Tek bir ölçüme göre karar vermek</strong>

<p>Bir kez yüksek çıkan tansiyon her zaman kalıcı hipertansiyon anlamına gelmez.</p>

<p>Aynı şekilde bir kez normal çıkan değer de hastalığın kontrol altında olduğu anlamına gelmeyebilir.</p>

<p>Tansiyonun farklı gün ve saatlerde düzenli takip edilmesi daha doğru sonuç verir.</p>

<strong>Bilekten ölçüme fazla güvenmek</strong>

<p>Bilekten ölçüm yapan cihazlar pratik olsa da doğru pozisyon sağlanmadığında hatalı sonuç verebilir.</p>

<p>Genellikle üst koldan ölçüm yapan, uygun manşetli ve doğrulanmış cihazlar daha güvenilir kabul edilir.</p>

<p>Bilekten ölçüm yapılacaksa cihazın kalp hizasında tutulması büyük önem taşır.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459067" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135006.008.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Kahve ve enerji içeceklerini sınırsız tüketmek</strong>

<p>Kafein bazı kişilerde kısa süreli tansiyon yükselmesine neden olabilir.</p>

<p>Özellikle enerji içecekleri yüksek kafein ve uyarıcı maddeler içerebildiği için hipertansiyonu olan kişilerde dikkatle tüketilmeli.</p>

<p>Kahve tüketimi kişiye göre değişse de tansiyon kontrolü kötü olanların miktarı konusunda doktoruna danışması faydalı olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459068" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135045.376.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Maden suyunu kontrolsüz içmek</strong>

<p>Maden suyu faydalı mineraller içerebilir ancak bazı çeşitlerin sodyum miktarı yüksek olabilir.</p>

<p>Hipertansiyonu olan kişilerin etiket üzerindeki sodyum değerini kontrol etmesi önemli.</p>

<p>Düşük sodyumlu seçenekler daha uygun olabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459069" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135122.342.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Fazla kiloyu önemsememek</strong>

<p>Vücut ağırlığının artması tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabilir.</p>

<p>Özellikle karın çevresindeki yağlanma kalp-damar riskini artırabilir.</p>

<p>Kilo kaybı gereken kişilerde küçük miktardaki kilo kaybı bile tansiyon kontrolüne katkı sağlayabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459070" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135206.243.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Hareketsiz yaşam sürmek</strong>

<p>Tansiyon hastalarının “spor yaparsam tansiyonum yükselir” düşüncesiyle tamamen hareketsiz kalması da yaygın hatalardan biri.</p>

<p>Düzenli yürüyüş ve uygun egzersiz programları tansiyon kontrolüne yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak ağır egzersize başlamadan önce özellikle kalp hastalığı olanların doktor değerlendirmesinden geçmesi gerekir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459071" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135239.332.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Sigara kullanmaya devam etmek</strong>

<p>Sigara içildiğinde damarlar daralabilir ve tansiyon kısa süreli olarak yükselebilir.</p>

<p>Ayrıca sigara, kalp krizi ve inme riskini ciddi şekilde artıran önemli faktörlerden biri.</p>

<p>Hipertansiyonla birlikte sigara kullanımı kalp-damar riskini daha da yükseltebilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459072" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135312.793.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Alkol miktarını önemsememek</strong>

<p>Fazla alkol tüketimi tansiyonun yükselmesine ve kullanılan ilaçların etkisinin bozulmasına neden olabilir.</p>

<p>Ayrıca alkol yüksek kalori içerdiği için kilo artışını da kolaylaştırabilir.</p>

<p>Hipertansiyonu olan kişilerin alkol tüketimi konusunda bireysel sağlık durumlarına göre doktor önerisi alması daha doğru.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459073" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135352.205.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Ağrı kesicileri sık kullanmak</strong>

<p>Bazı ağrı kesiciler, özellikle bazı nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, tansiyonu yükseltebilir veya tansiyon ilaçlarının etkisini azaltabilir.</p>

<p>Bu nedenle hipertansiyon hastalarının sık ağrı kesici kullanması gerekiyorsa doktor veya eczacıya danışması önemlidir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459074" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135447.347.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Grip ilaçlarını rastgele kullanmak</strong>

<p>Bazı burun açıcı ve soğuk algınlığı ilaçları damarları daraltarak tansiyonu yükseltebilir.</p>

<p>Özellikle psödoefedrin gibi dekonjestan içeren ürünler hipertansiyonu olan kişilerde dikkat gerektirir.</p>

<p>“Reçetesiz satılıyor” olması herkes için güvenli olduğu anlamına gelmez.</p>

<strong>Bitkisel ürünleri zararsız sanmak</strong>

<p>Meyan kökü, bazı bitki karışımları ve takviyeler tansiyonu yükseltebilir veya ilaçlarla etkileşime girebilir.</p>

<p>Bitkisel olduğu için tamamen güvenli kabul etmek doğru değil.</p>

<p>Düzenli tansiyon ilacı kullananların takviye ürünlerini başlamadan önce sağlık profesyoneline danışması gerekir.</p>

<strong>Stresi göz ardı etmek</strong>

<p>Uzun süreli stres, uyku sorunları ve yoğun kaygı tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir.</p>

<p>Stres sırasında salgılanan hormonlar kalp hızını ve damar direncini artırabilir.</p>

<p>Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve stres yönetimi hipertansiyon tedavisinin önemli parçaları arasında bulunuyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-459075" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-21T135543.592.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Horlamayı önemsememek</strong>

<p>Şiddetli horlama ve uyku sırasında nefesin durması uyku apnesinin belirtisi olabilir.</p>

<p>Uyku apnesi hipertansiyonla yakından ilişkili ve özellikle ilaçlara rağmen kontrol altına alınamayan tansiyonun nedenlerinden biri olabilir.</p>

<p>Gündüz aşırı uyku hali, sabah baş ağrısı ve yüksek sesli horlama varsa değerlendirme gerekebilir.</p>

<strong>Tansiyon normale dönünce kontrolleri bırakmak</strong>

<p>Değerlerin iyi seyretmesi doktor kontrollerinin artık gerekli olmadığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tedavinin etkinliğinin, böbrek fonksiyonlarının ve olası ilaç yan etkilerinin belirli aralıklarla değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Hipertansiyon uzun süreli takip gerektiren bir sağlık sorunu.</p>

<strong>Tansiyon kaç olursa acil?</strong>

<p>Evde yapılan ölçüm çok yüksek çıktığında yalnızca rakama değil eşlik eden belirtilere de dikkat edilmeli.</p>

Özellikle <strong>180/120 mmHg ve üzerindeki değerler</strong> tekrar ölçümde de devam ediyorsa ve göğüs ağrısı, nefes darlığı, görme kaybı, bilinç değişikliği, şiddetli baş ağrısı, konuşma bozukluğu veya kol-bacakta güçsüzlük gibi belirtiler varsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.

<strong>Tansiyonu kontrol altında tutmanın temel yolu</strong>

<p>Hipertansiyonda en başarılı sonuç; düzenli ilaç kullanımı, tuzun azaltılması, sağlıklı kilo, fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve düzenli tansiyon takibinin birlikte uygulanmasıyla elde ediliyor.</p>

Tansiyon hastalarının yaptığı en büyük hata ise çoğu zaman <strong>“kendimi iyi hissediyorum, sorun yok”</strong> düşüncesi oluyor. Çünkü hipertansiyon uzun süre hiçbir belirti vermeden organlara zarar verebilir.

<p>Bu nedenle tansiyon değerleri iyi olsa bile tedavi ve kontrollerin doktor önerisi doğrultusunda sürdürülmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/tansiyon-hastalarinin-yaptigi-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:55:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/d7ed1a26-0362-4a3a-a80b-de47492105c5.jpg" type="image/jpeg" length="60717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Spor Yaparken Dikkat! Bazı Sağlık Sorunları Yıllar Sonra Ortaya Çıkabiliyor]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/spor-yaparken-dikkat-bazi-saglik-sorunlari-yillar-sonra-ortaya-cikabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/spor-yaparken-dikkat-bazi-saglik-sorunlari-yillar-sonra-ortaya-cikabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzenli spor yapmak kalp-damar sağlığından kas ve kemik sistemine kadar pek çok alanda önemli faydalar sağlıyor. Ancak yanlış teknik, aşırı yüklenme, yetersiz dinlenme ve tekrarlayan darbeler bazı spor dallarında tendon, eklem, omurga ve beyin sağlığıyla ilgili sorunların zaman içinde ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Peki, futbol, güreş, koşu, ağırlık antrenmanı, bisiklet ve temas sporlarında hangi sağlık problemleri görülebilir? İşte spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli fiziksel aktivite, sağlığın korunmasında önemli bir yere sahip. Ancak özellikle profesyonel düzeyde veya uzun yıllar boyunca yoğun şekilde yapılan bazı spor dallarında aşırı kullanım yaralanmaları ve eklem problemleri görülebiliyor.</p>

<p>Bu sorunların bazıları spor sırasında ani şekilde ortaya çıkarken, bazıları ise yıllar sonra kronik ağrı, hareket kısıtlılığı veya eklem aşınması şeklinde kendini gösterebiliyor.</p>

<strong>Güreşte omuz, boyun ve dizler yoğun yük altında</strong>

<p>Güreş, vücudun neredeyse tamamının aktif olarak kullanıldığı, yüksek temas ve kuvvet gerektiren spor dallarından biri.</p>

Rakibi kavrama, kaldırma, yere indirme ve savunma sırasında özellikle <strong>boyun, omuz, bel, diz ve dirsek eklemleri</strong> yoğun baskı altında kalabiliyor.

<p>Güreşçilerde omuz çıkıkları, bağ yaralanmaları, diz problemleri ve kas zorlanmaları görülebilirken, uzun yıllar devam eden yoğun antrenmanlar eklemlerde yıpranmaya da neden olabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457503" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T133954.982.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Güreşçilerde boyun ağrısı neden görülebilir?</strong>

<p>Güreş sırasında baş ve boyun bölgesi hem rakibin baskısına hem de ani hareketlere maruz kalabiliyor.</p>

<p>Özellikle köprü hareketleri, baş-boyun üzerine yük binmesi ve rakibin kontrol hareketleri boyun kaslarında zorlanmaya yol açabiliyor.</p>

<p>Tekrarlayan zorlanmalar zaman içerisinde kronik boyun ağrısı, hareket kısıtlılığı veya sinir sıkışmasına benzer şikâyetlere neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle boyun güçlendirme egzersizlerinin doğru teknikle yapılması ve ağrı hissedildiğinde antrenmana devam edilmemesi önemli.</p>

<strong>Güreşte diz sakatlıkları da sık görülüyor</strong>

<p>Güreşte rakibe müdahale sırasında dizlerin yere temas etmesi, ani yön değiştirme ve burkulma hareketleri diz eklemi üzerinde önemli yük oluşturuyor.</p>

<p>Menisküs, çapraz bağ ve yan bağ yaralanmaları güreşçilerde karşılaşılabilecek ciddi problemlerin başında geliyor.</p>

<p>Geçmişte ağır diz yaralanması yaşayan kişilerde yıllar sonra aynı eklemde kireçlenme ve hareket kısıtlılığı gelişme riski artabilir.</p>

<strong>“Güreşçi kulağı” kalıcı olabilir</strong>

Güreş ve benzeri yakın temas sporlarında görülebilen en karakteristik problemlerden biri halk arasında <strong>“güreşçi kulağı”</strong> olarak bilinen kulak deformasyonu.

<p>Kulak bölgesine tekrarlayan darbe ve sürtünmeler sonucunda deri ile kıkırdak arasında kan birikebilir. Tedavi edilmediğinde kıkırdak yapısı kalıcı şekilde şekil değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle kulakta şişme, ağrı veya morarma oluştuğunda erken dönemde tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Güreşte cilt enfeksiyonlarına dikkat</strong>

<p>Güreşçiler antrenman ve müsabakalarda yakın ten teması içerisinde bulunuyor. Aynı minderin çok sayıda kişi tarafından kullanılması da cilt enfeksiyonlarının yayılma riskini artırabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457514" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134524.437.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<p>Mantar enfeksiyonları, bakteriyel deri enfeksiyonları ve bazı bulaşıcı cilt rahatsızlıkları güreşçilerde görülebilir.</p>

<p>Minderlerin düzenli temizlenmesi, kişisel havlu ve ekipmanların paylaşılmaması ve ciltte yara veya enfeksiyon bulunduğunda antrenmana ara verilmesi koruyucu önlemler arasında yer alıyor.</p>

<strong>Kilo düşme yöntemleri sağlık sorunlarına yol açabilir</strong>

<p>Özellikle müsabaka öncesinde belirli sıklette yarışmak isteyen bazı güreşçiler hızlı kilo vermeye çalışabiliyor.</p>

Kısa sürede aşırı terleme, sıvı kısıtlaması veya çok düşük kalorili beslenme yöntemleri <strong>susuzluk, elektrolit bozuklukları, baş dönmesi, performans düşüşü ve böbrek sorunlarına</strong> yol açabilir.

<p>Bu nedenle sıklet sporlarında kilo kontrolünün uzun vadeli ve profesyonel destekle yapılması büyük önem taşıyor.</p>

<strong>Koşu sonrası diz ve tendon sorunları görülebilir</strong>

<p>Koşu, en fazla tercih edilen sporların başında geliyor. Ancak antrenman mesafesinin kısa sürede artırılması, yanlış ayakkabı tercihi, sert zeminde sürekli koşmak veya dinlenme günlerini ihmal etmek aşırı kullanım yaralanmalarına zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Diz çevresinde ağrı, aşil tendonu problemleri, kas zorlanmaları ve stres yaralanmaları koşucularda görülebilen sorunlar arasında bulunuyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457505" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134055.676.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<p>Uzun süredir devam eden ağrıların “spor ağrısıdır, geçer” düşüncesiyle görmezden gelinmemesi önem taşıyor.</p>

<strong>Futbolda diz ve ayak bileği en fazla yük alan bölgelerden</strong>

<p>Futbol; ani hızlanma, yön değiştirme, sıçrama ve fiziksel temas içeren bir spor.</p>

<p>Bu nedenle ayak bileği burkulmaları, kas zorlanmaları ve diz bağlarında yaralanmalar görülebiliyor.</p>

<p>Geçmişte ciddi diz yaralanması yaşayan sporcularda yıllar sonra aynı eklemde ağrı, hareket kısıtlılığı veya dejeneratif değişikliklerin ortaya çıkması mümkün olabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457506" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134133.128.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Ağırlık antrenmanında bel ve omuzlara dikkat</strong>

<p>Fitness ve ağırlık çalışmaları doğru programlandığında kas ve kemik sağlığı açısından oldukça faydalı.</p>

<p>Ancak kişinin kaldırabileceğinden fazla ağırlığa yönelmesi, hareketleri yanlış teknikle yapması veya aynı kas grubunu yeterince dinlendirmeden tekrar tekrar çalıştırması sakatlık riskini artırabiliyor.</p>

<p>Omuz tendonlarında zorlanma, bel ağrısı, kas yırtıkları ve diz problemleri ağırlık antrenmanlarında karşılaşılabilecek sorunlar arasında.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457507" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134223.892.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Bisiklet kullananlarda boyun ve bel ağrıları gelişebilir</strong>

<p>Bisiklet, düşük darbeli bir dayanıklılık sporu olarak öne çıksa da saatler boyunca aynı pozisyonda kalmak bazı sorunlara yol açabiliyor.</p>

<p>Sele yüksekliğinin yanlış ayarlanması, gidon pozisyonunun kişiye uygun olmaması veya çok uzun süreler ara vermeden bisiklet kullanılması diz, bel, boyun ve el bileğinde ağrıya neden olabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457508" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134307.149.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Yüzmede omuz problemleri ortaya çıkabilir</strong>

<p>Yüzme, eklemlere düşük yük bindirmesi nedeniyle pek çok kişi için uygun bir spor olsa da özellikle profesyonel düzeyde tekrarlanan kol hareketleri omuz bölgesinde aşırı kullanım sorunlarına neden olabiliyor.</p>

<p>Binlerce kez tekrar edilen kulaç hareketleri omuz çevresindeki tendon ve kasların sürekli yük altında kalmasına yol açabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457511" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134347.933.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Tenis ve raket sporlarında dirsek ağrısı gelişebilir</strong>

<p>Tenis, badminton ve benzeri raket sporlarında aynı kol hareketinin sürekli tekrarlanması dirsek çevresindeki tendonların zorlanmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Halk arasında “tenisçi dirseği” olarak bilinen problem yalnızca profesyonel tenisçilerde değil, raket sporlarını sık yapan kişilerde de görülebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457513" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134428.738.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Basketbol ve voleybolda diz ile ayak bileği zorlanabilir</strong>

<p>Basketbol ve voleybol gibi sıçramanın yoğun olduğu sporlarda dizler ve ayak bilekleri sürekli tekrarlayan yüklerle karşılaşıyor.</p>

<p>Sıçrama sonrası yanlış iniş, ani yön değiştirme veya başka bir oyuncuyla temas burkulma ve bağ yaralanmalarına neden olabiliyor.</p>

<p>Aynı zamanda sürekli sıçramaya bağlı olarak diz kapağı çevresindeki tendonlarda aşırı kullanım sorunları gelişebiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457519" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134605.194.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Boks ve temas sporlarında kafa darbeleri önem taşıyor</strong>

<p>Boks ve benzeri temas sporlarında en önemli risklerden biri tekrarlayan kafa darbeleri.</p>

<p>Beyin sarsıntısı sonrasında baş ağrısı, baş dönmesi, denge problemi, bulantı, ışık ve sese hassasiyet, konsantrasyon güçlüğü ve hafıza sorunları ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Özellikle aynı sporcunun tekrar tekrar kafa darbesine maruz kalması uzun vadeli nörolojik sorunlar açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durum.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457520" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134758.941.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Dinlenme de antrenmanın bir parçası</strong>

<p>Spor sonrası sağlık sorunlarının önlenmesinde yalnızca antrenman programı değil, dinlenme süresi de büyük önem taşıyor.</p>

<p>Kas, tendon ve eklemlerin yoğun yüklenmenin ardından toparlanabilmesi için zamana ihtiyacı bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle antrenman hacminin kontrollü artırılması, yeterli uyku ve dinlenme günlerinin bulunması gerekiyor.</p>

<strong>Ağrı varken spora devam etmek doğru mu?</strong>

<p>Egzersizden sonra ortaya çıkan hafif kas ağrısı ile sakatlığa bağlı ağrı birbirinden farklı olabilir.</p>

<p>Keskin ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, eklemde boşalma hissi, uzun süren hassasiyet veya aynı noktada sürekli tekrarlayan ağrı varsa antrenmana ara verilip değerlendirme yapılması önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle spor performansını etkileyen ve günler boyunca geçmeyen şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerekiyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-457522" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T134840.546.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<hr />

<strong>Spor sağlığa zararlı değil, yanlış uygulama risk oluşturuyor</strong>

<p>Spor sonrası sağlık problemlerinin varlığı fiziksel aktiviteden uzak durulması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

Asıl önemli olan <strong>kişinin yaşına ve kondisyonuna uygun spor seçmesi, doğru teknik kullanması, yükü kademeli artırması ve vücudun verdiği uyarıları görmezden gelmemesi</strong>.

<p>Özellikle güreş gibi yüksek temaslı sporlarda eklem, boyun ve kulak yaralanmalarının yanında kilo düşmeye bağlı sıvı kaybı ve cilt enfeksiyonları da dikkate alınmalı.</p>

<p>Koşudan futbola, güreşten ağırlık antrenmanına kadar her branşın kendine özgü riskleri bulunuyor. Doğru antrenman, yeterli dinlenme ve gerektiğinde uzman değerlendirmesi ise sporun uzun yıllar sağlıklı biçimde sürdürülebilmesinin temelini oluşturuyor.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/spor-yaparken-dikkat-bazi-saglik-sorunlari-yillar-sonra-ortaya-cikabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-18T133853.353.jpg" type="image/jpeg" length="40123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite Cerrahisinde Canlı Eğitim]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/obezite-cerrahisinde-canli-egitim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/obezite-cerrahisinde-canli-egitim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Obezite Cerrahi Merkezi tarafından düzenlenen “Obezite Okulu 2” programında, iki gün boyunca 5 canlı ameliyat gerçekleştirildi. Programda obezite cerrahisindeki güncel uygulamalar, gerçek vakalar üzerinden katılımcılarla paylaşılırken bilimsel bilgi ve deneyim aktarımı ön plana çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir ve çevresinde sağlık alanında önemli merkezlerden biri olan Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) Hastanesi, sağlık hizmetlerinin yanı sıra bilimsel ve eğitim faaliyetlerine de devam ediyor. Bu kapsamda Balıkesir Üniversitesi Obezite Cerrahi Merkezi tarafından obezite cerrahisi alanındaki bilgi birikiminin ve deneyimin paylaşılması amacıyla “Obezite Okulu 2” düzenlendi.</p>

<strong>İKİ GÜNDE 5 CANLI AMELİYAT</strong>

<p>Balıkesir Üniversitesi Obezite Cerrahi Merkezi’nin rutin eğitim programları arasında yer alan Obezite Okulu’nun ikincisi, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Ameliyathanesi’nde gerçekleştirildi.</p>

<p>İki gün süren program kapsamında toplam 5 canlı ameliyat yapıldı. Gerçekleştirilen operasyonlar üzerinden obezite cerrahisinin güncel uygulamaları ele alınırken, katılımcılar gerçek zamanlı cerrahi süreçleri takip etme fırsatı buldu.</p>

<p>Yüksek görüntü kalitesiyle sağlanan detaylı görüntüleme ve eş zamanlı aktarım sayesinde ameliyat süreçleri yakından izlenirken, gerçek vakalar üzerinden klinik deneyim ve uygulamalı öğrenme imkânı oluşturuldu.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-455939" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/774027978_1698710208923395_5110398753498523300_n.jpg" alt="" width="601" height="1200" />

<strong>DOĞRU HASTAYA DOĞRU TEDAVİ VURGUSU</strong>

<p>Programda yalnızca cerrahi teknikler değil, obezite tedavisinde hastaya bütüncül yaklaşımın önemi de ele alındı. Bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve doğru hastaya doğru tedavinin ulaştırılması programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obezite Cerrahi Merkezi’nin sahip olduğu bilgi ve tecrübenin paylaşılmasının amaçlandığı eğitimlerde bilimsel yaklaşım, eğitim, hasta farkındalığı ve multidisipliner çalışma konularına dikkat çekildi.</p>

<p>Program sayesinde obezite cerrahisi alanında çalışan sağlık profesyonelleri arasında önemli bir bilgi ve deneyim paylaşım ortamı oluşturuldu.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-455938" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/774666355_4491598754419906_8992807608802740005_n.jpg" alt="" width="675" height="1200" />

<strong>“BÜYÜK BİR EKİBİN ORTAK EMEĞİ”</strong>

<p>Balıkesir Üniversitesi Obezite Cerrahi Merkezi Koordinatörü Doç. Dr. Ferhat Çay da merkezin çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Çay, Balıkesir Üniversitesi Obezite Cerrahi Merkezi’nin yalnızca cerrahi tedavi uygulayan bir merkez olarak faaliyet göstermediğini belirterek, bilimsel yaklaşımın ve eğitimin çalışmalarının merkezinde bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Doç. Dr. Ferhat Çay, merkezin multidisipliner çalışma anlayışı, hasta farkındalığı ve bilimsel yaklaşımı esas alan bir yapı oluşturmayı hedeflediğini vurguladı. Balıkesir Üniversitesi’nin obezite cerrahisi alanında Türkiye’de önemli ve güvenilir bir marka haline geldiğini ifade eden Çay, ortaya çıkan başarının birlikte çalışan büyük bir ekibin ortak emeğinin sonucu olduğunu belirtti.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-455940" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/774407002_1074663421909664_5201667542483442765_n.jpg" alt="" width="675" height="1200" />

<strong>BAÜN’DEN SAĞLIKTA EĞİTİM VE BİLİM ODAKLI ÇALIŞMA</strong>

<p>“Obezite Okulu 2” ile Balıkesir Üniversitesi’nin obezite cerrahisi alanındaki bilimsel bilgi birikimi ve klinik deneyimi katılımcılarla paylaşılırken, canlı ameliyatlar aracılığıyla teorik bilginin uygulamayla desteklenmesi sağlandı.</p>

<p>Balıkesir Üniversitesi Hastanesi ve Obezite Cerrahi Merkezi’nin eğitim, bilimsel çalışma ve sağlık hizmetlerini bir arada sürdüren yaklaşımının, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek yeni eğitim programlarıyla devam etmesi hedefleniyor.</p>

<p>Ömer Faruk KARATOSUN</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yerel Haberler</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/obezite-cerrahisinde-canli-egitim</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/Evinize-ve-ofisinize-Bu-Cicekleri-Alin-Havanizi-Temizleyin-2026-08-14T163928.017.jpg" type="image/jpeg" length="37462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğer Sağlığını Koruyan 4 Seçenek]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/karaciger-sagligini-koruyan-4-secenek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/karaciger-sagligini-koruyan-4-secenek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer, vücudun en yoğun çalışan organlarından biri olarak metabolizmadan toksinlerin işlenmesine kadar pek çok önemli görev üstleniyor. Kahve, yeşil çay, pancar suyu ve siyah çay gibi bazı içecekler dengeli tüketildiğinde karaciğer sağlığını destekleyebilecek seçenekler arasında gösteriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer; proteinlerin işlenmesi, safra üretimi, enerji depolanması, bazı maddelerin parçalanması ve vücuttaki metabolik dengenin korunması gibi çok sayıda görevi yerine getiriyor.</p>

<p>Bu nedenle karaciğer sağlığının korunması genel sağlık açısından büyük önem taşıyor. Beslenme düzeni, alkol kullanımı, kilo kontrolü ve günlük hareket düzeyi kadar tercih edilen içecekler de bu süreçte etkili olabiliyor.</p>

<p>Karaciğeri doğrudan “temizleyen” mucize bir içecek bulunmasa da bazı içecekler antioksidan içerikleri ve metabolizma üzerindeki etkileri nedeniyle destekleyici olabilir.</p>

<strong>Kahve Karaciğer İçin Faydalı Olabilir</strong>

<p>Kahve, karaciğer sağlığı söz konusu olduğunda en çok dikkat çeken içeceklerden biri.</p>

<p>Düzenli ve ölçülü kahve tüketiminin karaciğer yağlanması ve bazı kronik karaciğer hastalıkları açısından koruyucu etkiler gösterebileceği düşünülüyor.</p>

<p>Kahvenin içerdiği antioksidan bileşenler, hücreleri oksidatif strese karşı destekleyebilir.</p>

<p>Ancak şeker, şurup ve yüksek miktarda krema eklenen kahveler gereksiz kalori alımını artırabileceği için sade veya daha az katkılı kahveler tercih edilebilir.</p>

<strong>Yeşil Çay Antioksidan İçeriğiyle Öne Çıkıyor</strong>

<p>Yeşil çay, kateşin ve polifenol adı verilen antioksidan bileşenler açısından zengin içeceklerden biri.</p>

<p>Bu bileşenler vücutta oksidatif stresle mücadeleye katkı sağlayabilir.</p>

<p>Dengeli miktarda yeşil çay tüketimi, özellikle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamla birlikte düşünüldüğünde karaciğer sağlığını destekleyebilir.</p>

<p>Ancak yüksek miktarda yeşil çay ekstresi içeren kapsüller ile normal demlenmiş yeşil çay aynı şekilde değerlendirilmemeli. Konsantre ürünlerin kontrolsüz kullanımı risk oluşturabilir.</p>

<strong>Pancar Suyu da Tercih Edilebilir</strong>

<p>Pancar suyu, doğal pigmentleri ve nitrat içeriğiyle dikkat çeken içeceklerden biri.</p>

<p>Pancarda bulunan betalainler antioksidan özellik gösterirken, nitratlar da dolaşım sistemi üzerinde etkili olabiliyor.</p>

<p>Haftada birkaç kez ölçülü miktarda pancar suyu tüketmek beslenmeye farklı bir seçenek ekleyebilir.</p>

<p>Ancak pancar suyu tek başına karaciğeri arındıran bir “detoks içeceği” olarak görülmemeli.</p>

<strong>Siyah ve Oolong Çayı da Gündemde</strong>

<p>Siyah çay ve oolong çayı da polifenol içeriği nedeniyle karaciğer sağlığı açısından araştırılan içecekler arasında bulunuyor.</p>

<p>Şekersiz tüketildiğinde düşük kalorili bir içecek alternatifi sunan bu çaylar, günlük sıvı tüketimine katkı sağlayabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-455367" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-11T170239.140.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<p>Ancak kafein içerdikleri için aşırı tüketilmemesi gerekiyor. Özellikle uyku problemi, çarpıntı veya kafein hassasiyeti bulunan kişiler miktara dikkat etmeli.</p>

<strong>“Karaciğeri Temizlemek” Ne Anlama Geliyor?</strong>

<p>Karaciğer zaten vücudun doğal arındırma sisteminin merkezinde yer alıyor.</p>

<p>Bu nedenle tek bir çay, kahve ya da meyve suyunun karaciğerde biriken tüm toksinleri kısa sürede temizlediğini söylemek doğru değil.</p>

<p>Daha doğru yaklaşım, karaciğerin normal işlevlerini destekleyecek yaşam alışkanlıkları oluşturmaktır.</p>

<strong>Karaciğer Sağlığı İçin Asıl Nelere Dikkat Edilmeli?</strong>

<p>Karaciğer sağlığını korumak için yalnızca içecek tercihlerine odaklanmak yeterli değil.</p>

<p>Dengeli beslenmek, fazla kilodan kaçınmak, düzenli hareket etmek, alkol tüketimini sınırlamak ve gereksiz ilaç ya da takviye kullanımından uzak durmak daha önemli adımlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle karaciğer yağlanması riski bulunan kişilerin günlük kalori alımına ve kilo kontrolüne dikkat etmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Şekerli İçecekleri Sınırlamak Önemli</strong>

<p>Karaciğer sağlığını desteklemek isteyenlerin şekerli içecekleri de sınırlaması gerekiyor.</p>

<p>Gazlı içecekler, hazır meyve suları ve yoğun şeker içeren kahve çeşitleri günlük kalori alımını artırabilir ve zamanla kilo kontrolünü zorlaştırabilir.</p>

<p>Bu nedenle şekersiz çay, sade kahve ve su gibi seçenekler daha avantajlı olabilir.</p>

<strong>Her İçecek Herkes İçin Uygun Değil</strong>

<p>Karaciğer hastalığı bulunan, düzenli ilaç kullanan veya farklı kronik rahatsızlıkları olan kişilerin bitki çaylarını ve yoğun meyve sularını ölçüsüz tüketmemesi gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca kahve ve çay gibi kafeinli içeceklerde kişisel tolerans dikkate alınmalı.</p>

<p>Kahve, yeşil çay, pancar suyu ve siyah ya da oolong çayı, dengeli beslenmenin bir parçası olarak ölçülü tüketildiğinde karaciğer sağlığını destekleyebilecek içecekler arasında değerlendirilebilir. Ancak karaciğerin korunmasında asıl belirleyici unsur, tek bir içecekten çok genel yaşam tarzıdır.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/karaciger-sagligini-koruyan-4-secenek</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:25:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-08-11T170258.240.jpg" type="image/jpeg" length="58202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayaklarda Yanma, Uyuşma ve Karıncalanma Neden Olur?]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/ayaklarda-yanma-uyusma-ve-karincalanma-neden-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/ayaklarda-yanma-uyusma-ve-karincalanma-neden-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayaklarda yanma, iğne batması, uyuşma ve karıncalanma; sinir hasarından vitamin eksikliğine, diyabetten bel fıtığına kadar birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Şikâyetlerin uzun sürmesi, giderek artması veya kas güçsüzlüğü ve renk değişikliğiyle birlikte görülmesi halinde uzman değerlendirmesi gerekir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayaklarda hissedilen yanma, uyuşma, karıncalanma ve iğne batması günlük yaşamda sık karşılaşılan şikâyetler arasında yer alıyor. Uzun süre aynı pozisyonda oturmak, ayağa baskı yapan ayakkabılar giymek veya geçici dolaşım bozuklukları kısa süreli yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Ancak belirtilerin sık sık tekrarlaması, gece saatlerinde artması veya yürümeyi zorlaştırması altta yatan farklı bir sağlık sorununa işaret edebilir. Şikâyetlerin kaynağının belirlenebilmesi için eşlik eden diğer belirtilerin de değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<strong>Nöropati Nedir?</strong>

<p>Nöropati, beyin ve omurilik dışında bulunan sinirlerin hasar görmesi veya işlevini yeterince yerine getirememesi durumudur. Özellikle ayaklarda başlayan yanma, karıncalanma, uyuşma ve batma hissi periferik nöropatinin yaygın belirtileri arasında bulunur.</p>

<p>Sinir hasarı ilerlediğinde ayaklarda his kaybı, kas güçsüzlüğü, denge sorunu ve gece artan ağrı görülebilir. Bazı kişiler sıcaklık değişimlerini veya ayakta oluşan yaraları fark etmekte zorlanabilir.</p>

<p>Nöropati tek başına bir hastalık değildir. Diyabet, vitamin eksiklikleri, bazı ilaçlar, alkol kullanımı, böbrek hastalıkları ve bağışıklık sistemi sorunları sinirleri etkileyebilir.</p>

<strong>Diyabetik Nöropati Ayakları Etkileyebilir</strong>

<p>Ayaklarda yanma ve uyuşmanın en sık görülen nedenlerinden biri diyabete bağlı sinir hasarıdır. Uzun süre kontrol altında tutulmayan yüksek kan şekeri, özellikle ayak ve bacaklardaki sinirlere zarar verebilir.</p>

<p>Diyabetik nöropatide şikâyetler çoğunlukla ayak parmaklarından başlar. Yanma, karıncalanma, batma, uyuşma ve gece artan rahatsızlık hissi görülebilir.</p>

<p>İlerleyen dönemlerde kişi ayağındaki yarayı, sıcaklığı veya ağrıyı yeterince hissedemeyebilir. Bu nedenle diyabet hastalarının ayaklarını düzenli olarak kontrol etmesi ve en küçük yarayı dahi ihmal etmemesi gerekir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-453978" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/ayaklarda-yanma-igne-batmasi-uyusma-ve-karincalanma-neden-olur-3-gun-sona-erdi-h1748123897-b86db8.webp" alt="" width="1200" height="675" />

<strong>Susuzluk ve Elektrolit Dengesizliği</strong>

<p>Yetersiz su tüketimi ve bazı minerallerin dengesizliği kaslarda kramp, karıncalanma ve halsizliğe neden olabilir. Özellikle yoğun terleme, kusma, ishal veya sıcak havalarda uzun süre kalma sonrası bu tür belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller sinir ve kasların normal çalışması için önemlidir. Ancak ayaklardaki yanma ve uyuşmayı yalnızca susuzluğa bağlamak doğru değildir.</p>

<p>Belirtiler sık tekrarlıyorsa kan değerlerinin kontrol edilmesi gerekebilir. Gelişigüzel mineral takviyesi kullanmak yerine sağlık uzmanına başvurulması daha güvenlidir.</p>

<strong>Vitamin Eksiklikleri Karıncalanma Yapabilir</strong>

<p>B12, B1 ve E vitamini gibi bazı vitaminlerin eksikliği sinirlerin çalışmasını etkileyebilir. Özellikle B12 vitamini eksikliğinde el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, halsizlik ve denge sorunları görülebilir.</p>

<p>Vitamin eksiklikleri yetersiz beslenmenin yanı sıra mide ve bağırsak hastalıkları, emilim bozuklukları veya kullanılan bazı ilaçlardan kaynaklanabilir.</p>

<p>Bununla birlikte vitaminlerin fazlası da zararlı olabilir. Özellikle B6 vitamininin uzun süre yüksek dozda alınması sinir hasarına yol açabilir. Bu nedenle kan tahlili yapılmadan bilinçsiz vitamin kullanılmamalıdır.</p>

<strong>Bel Fıtığı ve Siyatik</strong>

<p>Bel bölgesindeki disklerin sinirlere baskı yapması, bacak ve ayaklarda yanma, uyuşma ve elektrik çarpması benzeri ağrı oluşturabilir. Bu tür şikâyetler genellikle belden kalçaya, bacaktan ayağa doğru yayılır.</p>

<p>Bel ağrısı, oturup kalkarken zorlanma, yürüme güçlüğü ve tek bacakta hissedilen ağrı siyatikle birlikte görülebilir. Sinir üzerindeki baskının düzeyi muayene ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir.</p>

<p>Bacakta hızla gelişen güç kaybı, idrar veya dışkı kontrolünde bozulma ve kasık çevresinde uyuşma görülmesi acil değerlendirme gerektirir.</p>

<strong>Varis ve Dolaşım Bozuklukları</strong>

<p>Varis ve toplardamar sorunları bacaklarda ağırlık hissi, şişlik, yanma ve karıncalanmaya neden olabilir. Şikâyetler uzun süre ayakta kalındığında veya hareketsiz oturulduğunda artabilir.</p>

<p>Bacaklarda belirgin damarlar, akşam saatlerinde artan şişlik ve ağrı varsa dolaşım sistemi açısından değerlendirme yapılabilir.</p>

<p>Atardamar dolaşımındaki bozukluklarda ise ayaklarda soğukluk, solukluk, renk değişikliği, yürümekle ortaya çıkan ağrı ve geç iyileşen yaralar görülebilir.</p>

<p>Tek bacakta aniden oluşan belirgin şişlik, kızarıklık, sıcaklık artışı ve ağrı ciddi bir damar sorununun belirtisi olabilir.</p>

<strong>Böbrek ve Tiroid Hastalıkları</strong>

<p>Böbreklerin yeterince çalışmaması sonucu vücutta biriken bazı maddeler zamanla sinirleri etkileyebilir. Bu durumda ayaklarda karıncalanma, uyuşma, halsizlik, şişlik ve idrar miktarında değişiklik görülebilir.</p>

<p>Tiroid bezinin yavaş çalışması da bazı kişilerde el ve ayaklarda uyuşma, kas ağrısı ve halsizlik oluşturabilir.</p>

<p>Bu belirtiler tek başına böbrek veya tiroid hastalığını göstermez. Tanı için muayene ve kan testleri gerekir.</p>

<strong>Buerger Hastalığı ve Sigara Kullanımı</strong>

<p>Buerger hastalığı, özellikle yoğun sigara kullanan kişilerde el ve ayak damarlarını etkileyen ciddi bir rahatsızlıktır. Ayaklarda uyuşma, ağrı, soğukluk ve renk değişikliği görülebilir.</p>

<p>İlerleyen vakalarda parmaklarda yara ve doku kaybı oluşabilir. Hastalığın kontrol altına alınmasında sigaranın tamamen bırakılması büyük önem taşır.</p>

<p>Ayak parmaklarında morarma, iyileşmeyen yara veya şiddetli ağrı bulunuyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<strong>Bağ Dokusu ve Romatizmal Hastalıklar</strong>

<p>Bazı bağışıklık sistemi ve romatizmal hastalıklar sinirleri veya damarları etkileyerek ayaklarda uyuşma ve karıncalanmaya neden olabilir.</p>

<p>Bu durumlarda eklem ağrısı, cilt döküntüsü, ateş, halsizlik ve ağız yaraları gibi farklı belirtiler de görülebilir. Ancak ayakta yanma olması tek başına romatizmal hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>Şikâyetler diğer sistemik belirtilerle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<strong>Hangi Doktora Gidilmeli?</strong>

<p>Ayaklarda yanma, iğne batması, uyuşma ve karıncalanma için ilk olarak aile hekimi, dahiliye veya nöroloji bölümüne başvurulabilir.</p>

<p>Bel fıtığı veya sinir sıkışması şüphesinde fizik tedavi, nöroloji ya da beyin ve sinir cerrahisi değerlendirmesi gerekebilir. Varis ve damar sorunlarında kalp ve damar cerrahisi, böbrek hastalıklarında nefroloji, romatizmal şikâyetlerde ise romatoloji bölümüne yönlendirme yapılabilir.</p>

<p>Doktor gerekli görürse kan şekeri, vitamin seviyeleri, böbrek ve tiroid değerleri incelenebilir. EMG, ultrason veya MR gibi tetkikler de istenebilir.</p>

<strong>Tedavi Nasıl Yapılır?</strong>

<p>Ayaklarda yanma ve uyuşmanın tedavisi, altta yatan nedene göre planlanır. Diyabete bağlı sorunlarda kan şekeri kontrolü, vitamin eksikliğinde uygun takviye, bel fıtığında fizik tedavi veya farklı yöntemler uygulanabilir.</p>

<p>Sinir ağrısı için kullanılan ilaçlar yalnızca doktor tarafından reçete edilmelidir. Bu ilaçlar uyku hali, baş dönmesi ve denge kaybı gibi yan etkilere yol açabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-453979" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-07-31T165619.739.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<p>Başkasına yazılan ilaçları kullanmak veya tedaviyi kendi kendine değiştirmek ciddi risk oluşturur.</p>

<strong>Bitkisel Yöntemlere Dikkat</strong>

<p>Zencefil, elma sirkesi, bitkisel çaylar veya farklı yağlarla yapılan masajların ayak yanmasını tamamen geçirdiği yönünde çeşitli öneriler bulunuyor. Ancak bu yöntemler sinir hasarını, damar tıkanıklığını veya diyabeti tedavi etmez.</p>

<p>Özellikle ayaklarında his kaybı bulunan kişilerin sıcak suya veya ısıtılmış ürünlere dikkat etmesi gerekir. Kişi sıcaklığı yeterince hissedemediği için farkında olmadan yanık oluşabilir.</p>

<p>Diyabet hastaları ayaklarına bilinmeyen bitkisel karışımlar sürmemeli ve açık yaraları evde tedavi etmeye çalışmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Ayak Yanmasını Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?</strong>

<p>Ayağı sıkmayan, rahat ve hava alan ayakkabılar tercih edilebilir. Uzun süre bacak bacak üstüne atılmamalı ve aynı pozisyonda hareketsiz kalınmamalıdır.</p>

<p>Gün içerisinde kısa yürüyüşler yapmak, ayakları kontrol etmek ve yeterli su tüketmek faydalı olabilir. Diyabeti bulunan kişiler kan şekeri takibini düzenli yapmalıdır.</p>

<p>Ancak şikâyetlerin nedeni belirlenmeden yalnızca evde uygulanan yöntemlere güvenilmemelidir.</p>

<strong>Ne Zaman Acil Yardım Alınmalı?</strong>

<p>Uyuşma ve karıncalanma aniden başladıysa ve beraberinde yüz kayması, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güç kaybı, baş dönmesi ya da bilinç değişikliği varsa acil yardım çağrılmalıdır.</p>

<p>Tek bacakta aniden gelişen şişlik ve renk değişikliği, ayakta soğukluk, morarma, iyileşmeyen yara veya hızla artan kas güçsüzlüğü de acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Ayaklarda yanma, iğne batması, uyuşma ve karıncalanma her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez. Ancak belirtiler uzun sürüyor, giderek artıyor veya günlük yaşamı etkiliyorsa nedenin belirlenmesi için doktor muayenesi ihmal edilmemelidir.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/ayaklarda-yanma-uyusma-ve-karincalanma-neden-olur</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:34:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-07-31T165638.341.jpg" type="image/jpeg" length="42970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kan Şekerini Kontrol Altında Tutmak İçin Ne Yemeli?]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/kan-sekerini-kontrol-altinda-tutmak-icin-ne-yemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/kan-sekerini-kontrol-altinda-tutmak-icin-ne-yemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan şekerini yüzde 100 düşüren veya diyabeti tek başına ortadan kaldıran mucizevi bir besin bulunmuyor. Ancak lif, protein ve sağlıklı yağ içeren besinlerin kontrollü porsiyonlarla tüketilmesi, kan şekerinin daha yavaş yükselmesine ve gün boyunca daha dengeli seyretmesine yardımcı olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kan şekeri, vücudun temel enerji kaynağı olan glikozun kandaki miktarını ifade ediyor. Kan şekerinin normalden fazla yükselmesi hiperglisemi, gereğinden fazla düşmesi ise hipoglisemi olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Diyabet ve insülin direnci bulunan kişilerde beslenme düzeni, kan şekeri kontrolünün önemli parçalarından biri oluyor. Bununla birlikte hiçbir yiyecek tek başına diyabeti tedavi etmiyor ve kullanılan ilaçların yerine geçmiyor.</p>

<p>Karbonhidrat içeren besinlerin protein, lif ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmesi sindirimi yavaşlatabiliyor. Bu durum, yemek sonrasında kan şekerinin daha kontrollü yükselmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<strong>Yulaf kan şekerini dengeler mi?</strong>

<p>Yulaf, lif bakımından zengin bir besin olduğu için şekerli kahvaltılık gevreklere göre daha yavaş sindirilebiliyor. Özellikle sade yulaf çeşitleri, kontrollü porsiyonlarla tüketildiğinde daha dengeli bir kahvaltı seçeneği oluşturabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak yulafın üzerine fazla miktarda bal, şeker, şurup veya kuru meyve eklemek öğünün toplam karbonhidrat miktarını yükseltebilir. Bu nedenle yulafın yoğurt, süt, ceviz veya badem gibi besinlerle birlikte tüketilmesi tercih edilebilir.</p>

<strong>Fasulye, mercimek ve nohut</strong>

<p>Fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagiller lif, bitkisel protein ve kompleks karbonhidrat içeriyor. Bu besinler daha yavaş sindirildiği için kan şekerinin hızlı yükselmesini sınırlamaya yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Baklagillerin pirinç, makarna veya ekmekle birlikte fazla miktarda tüketilmesi toplam karbonhidrat alımını artırabilir. Bu nedenle porsiyon büyüklüğüne ve öğündeki diğer yiyeceklere dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<strong>Avokado uzun süre tok tutabilir</strong>

<p>Avokado, sağlıklı yağ ve lif bakımından zengin bir besin olarak öne çıkıyor. Öğünlere eklendiğinde tokluk süresini uzatabilir ve karbonhidrat içeren yiyeceklerin daha yavaş sindirilmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Bununla birlikte avokadonun enerji değeri yüksektir. Sağlıklı bir besin olması sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez.</p>

<strong>Ceviz ve bademde porsiyon önemli</strong>

<p>Ceviz, badem ve diğer kuruyemişler protein, lif ve sağlıklı yağ içeriyor. Şekerli atıştırmalıkların yerine sade ve tuzsuz kuruyemişlerin tercih edilmesi daha dengeli bir ara öğün oluşturabilir.</p>

<p>Ancak kuruyemişler yüksek kalorili olduğu için küçük porsiyonlarla tüketilmelidir. Şeker, bal veya çikolatayla kaplanmış ürünler sade kuruyemişlerle aynı şekilde değerlendirilmemelidir.</p>

<strong>Zeytinyağı kan şekerini düşürür mü?</strong>

<p>Zeytinyağı karbonhidrat içermediği için doğrudan kan şekerini yükseltmez. Sebze, salata ve dengeli öğünlerde ölçülü kullanıldığında sağlıklı yağ kaynağı olabilir.</p>

<p>Ancak zeytinyağının tek başına kan şekerini düşürdüğü veya diyabeti iyileştirdiği söylenemez. Fazla miktarda kullanılması günlük enerji alımını yükseltebilir.</p>

<strong>Yeşil yapraklı sebzeler</strong>

<p>Ispanak, roka, marul, pazı ve benzeri nişastasız sebzeler düşük karbonhidrat ve yüksek lif içerikleriyle dengeli beslenmenin önemli parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Öğünlerde tabağın önemli bir bölümünü nişastasız sebzelere ayırmak, toplam karbonhidrat yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. Sebzelerin aşırı yağlı veya şekerli soslarla hazırlanmasından kaçınılması gerekiyor.</p>

<strong>Yaban mersini kontrollü tüketilmeli</strong>

<p>Yaban mersini lif, vitamin ve antioksidan bileşikler içeriyor. Ancak bütün meyveler gibi doğal şeker ve karbonhidrat da barındırıyor.</p>

<p>Bu nedenle sınırsız tüketilmemeli ve porsiyon miktarı göz önünde bulundurulmalıdır. Meyve suyu yerine bütün meyvenin tercih edilmesi daha uygun olabilir.</p>

<strong>Kinoa da karbonhidrat içeriyor</strong>

<p>Kinoa, lif ve protein içeren bir tahıl alternatifidir. Beyaz pirinç gibi daha rafine karbonhidratların yerine kontrollü miktarlarda tüketilebilir.</p>

<p>Ancak kinoanın kan şekerini doğrudan düşürdüğü düşünülmemelidir. Kinoa da karbonhidrat içerir ve tüketilen miktara bağlı olarak kan şekerini yükseltebilir.</p>

<strong>Bal kabağının hazırlanışı önemli</strong>

<p>Bal kabağı lif, vitamin ve mineral içeren bir besindir. Ancak tatlı şeklinde hazırlanarak üzerine şeker veya şurup eklendiğinde kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olabilir.</p>

<p>Bal kabağının şekersiz, fırınlanmış veya yemek şeklinde ve kontrollü porsiyonlarla tüketilmesi daha dengeli bir seçenek olabilir.</p>

<strong>Karbonhidrat miktarı neden önemli?</strong>

<p>Kan şekerini etkileyen temel unsurlardan biri öğündeki toplam karbonhidrat miktarıdır. Ekmek, pirinç, makarna, tahıllar, meyveler, süt ürünleri ve baklagiller farklı oranlarda karbonhidrat içerir.</p>

<p>Gün boyunca tüketilen karbonhidrat miktarının dengelenmesi, bazı diyabet hastalarının kan şekerini daha düzenli yönetmesine yardımcı olabilir. Ancak ideal miktar kişinin kullandığı ilaçlara, fiziksel aktivite düzeyine ve sağlık durumuna göre değişir.</p>

<strong>Kan şekerini dengelemek için neler yapılabilir?</strong>

<p>Beslenmenin yanı sıra düzenli hareket etmek, yeterli su tüketmek, kaliteli uyumak ve sağlıklı vücut ağırlığını korumak da kan şekeri yönetiminde önem taşıyor.</p>

<p>Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak veya doktor önerisi olmadan karbonhidratı aşırı azaltmak özellikle insülin veya ilaç kullanan kişilerde kan şekerinin tehlikeli düzeyde düşmesine yol açabilir.</p>

<strong>Diyabet ilaçları bırakılmamalı</strong>

<p>Yulaf, baklagiller, yeşil sebzeler ve kuruyemişler sağlıklı beslenme planının bir parçası olabilir. Ancak bu besinleri tüketmeye başladıktan sonra diyabet ilaçlarının veya insülinin bırakılması doğru değildir.</p>

<p>Kan şekeri ölçümleri beklenenden yüksek ya da düşük çıkıyorsa ilaç dozu kişisel kararla değiştirilmemeli, sağlık uzmanına danışılmalıdır.</p>

<p>Kan şekerini yüzde 100 düşüren tek bir yiyecek bulunmuyor. En etkili yaklaşım; dengeli beslenme, doğru porsiyon, düzenli hareket, kan şekeri takibi ve gerekli durumlarda tıbbi tedavinin birlikte uygulanmasıdır.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/kan-sekerini-kontrol-altinda-tutmak-icin-ne-yemeli</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 18:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/kan-sekerini-yerle-bir-ediyor-herkes-bunu-yapiyor-yuzde-100-etkili-siz-de-veda-edin-h1749481306-fbb736.jpg" type="image/jpeg" length="93277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Migrene Ne İyi Gelir? Ağrıyı Hafifletebilecek Doğal Yöntemler]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/migrene-ne-iyi-gelir-agriyi-hafifletebilecek-dogal-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/migrene-ne-iyi-gelir-agriyi-hafifletebilecek-dogal-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Migren; zonklayıcı baş ağrısı, bulantı, ışık ve sese karşı hassasiyet gibi belirtilerle günlük yaşamı zorlaştırabiliyor. Düzenli uyku, yeterli su tüketimi, öğün atlamamak ve kişisel tetikleyicilerden uzak durmak migren ataklarının hafiflemesine yardımcı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Migren, sıradan baş ağrısından farklı olarak tekrarlayan ve çoğu zaman şiddetli seyreden bir rahatsızlıktır. Ağrı genellikle başın bir tarafında zonklama şeklinde hissedilir ancak bazı kişilerde iki taraflı da görülebilir.</p>

<p>Migren atağı sırasında bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı hassasiyet, dikkat dağınıklığı ve uyuma isteği ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde ağrıdan önce görme alanında ışık çakmaları, zikzak çizgiler, uyuşma veya konuşma güçlüğü gibi aura belirtileri yaşanabilir.</p>

<p>Migren ağrısını azaltmak için çeşitli doğal yöntemler uygulanabilir. Ancak bu yöntemlerin hiçbiri migreni tamamen ortadan kaldırmaz ve doktor tarafından verilen tedavinin yerine geçmez.</p>

<strong>Migren Belirtileri Nelerdir?</strong>

<p>Migren belirtileri kişiden kişiye değişebilir. En sık görülen şikâyetler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Zonklayıcı veya nabız gibi atan baş ağrısı</li>
<li>Işık, ses ve kokulara karşı hassasiyet</li>
<li>Bulantı ve kusma</li>
<li>Hareketle artan ağrı</li>
<li>Halsizlik ve uyuma isteği</li>
<li>Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü</li>
<li>Görme alanında ışık çakmaları</li>
<li>El, yüz veya dudak çevresinde karıncalanma</li>
<li>Kelime bulmakta veya konuşmakta zorlanma</li>
</ul>
<p>Daha önce yaşanmamış konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya tek taraflı güçsüzlük görülmesi halinde bunun migren olduğu düşünülerek beklenmemelidir.</p>

<strong>Migreni Neler Tetikler?</strong>

<p>Migreni tetikleyen etkenler her kişide aynı değildir. Bir kişide ağrıya yol açan durum, başka bir kişide herhangi bir etki oluşturmayabilir.</p>

<p>Düzensiz uyku, uzun süre aç kalma, susuzluk, yoğun stres, aşırı kafein tüketimi, alkol, sigara dumanı, parlak ışıklar ve güçlü kokular sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında bulunur.</p>

<p>Hava sıcaklığındaki ani değişiklikler, kuvvetli rüzgâr, yoğun nem ve basınç farklılıkları da bazı kişilerde migren atağını başlatabilir.</p>

<p>Baş ağrısının başladığı saat, tüketilen yiyecekler, uyku süresi ve stres düzeyi not edilerek migren günlüğü tutulabilir. Bu yöntem kişisel tetikleyicilerin belirlenmesine yardımcı olabilir.</p>

<strong>Migren Atağında Ne Yapılabilir?</strong>

<p>Migren atağı başladığında sessiz, serin ve karanlık bir odada dinlenmek ağrının hafiflemesine yardımcı olabilir. Telefon, televizyon ve bilgisayar ekranlarından uzak durmak da ışık hassasiyetini azaltabilir.</p>

<p>Alın veya ense bölgesine bezle sarılmış soğuk uygulama yapılabilir. Soğuk paket doğrudan cilde temas ettirilmemeli ve uzun süre aynı bölgede tutulmamalıdır.</p>

<p>Uzun süredir yemek yenmediyse hafif bir öğün tüketmek, yeterli miktarda su içmek ve dinlenmek faydalı olabilir.</p>

<p>Doktor tarafından daha önce önerilen migren ilacı varsa belirtilen dozda ve zamanda kullanılmalıdır. Ağrı kesicilerin sık ve kontrolsüz tüketilmesi, zamanla baş ağrısının daha sık hale gelmesine neden olabilir.</p>

<strong>Düzenli Uyku Migrene İyi Gelir mi?</strong>

<p>Düzensiz uyku, migren ataklarının en sık görülen tetikleyicilerinden biridir. Her gün benzer saatlerde yatmak ve uyanmak, vücudun uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Yalnızca az uyumak değil, normalden çok daha fazla uyumak da bazı kişilerde migreni tetikleyebilir. Bu nedenle kişinin ihtiyaç duyduğu süre kadar ve düzenli uyuması önemlidir.</p>

<p>Yatmadan önce aşırı kafein tüketmemek, ekran kullanımını azaltmak ve uyku ortamını karanlık tutmak uyku kalitesini artırabilir.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-176094" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2024/11/migren.jpg" alt="" width="800" height="400" />

<strong>Yeterli Su İçmek Önemli</strong>

<p>Susuzluk, bazı kişilerde baş ağrısını ve migren atağını tetikleyebilir. Gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmek ve özellikle sıcak havalarda sıvı kaybını önlemek önem taşır.</p>

<p>Çok fazla kahve, çay veya enerji içeceği tüketmek suyun yerini tutmaz. Kafein bazı kişilerde ağrıyı azaltabilirken aşırı veya düzensiz tüketildiğinde migreni tetikleyebilir.</p>

<strong>Öğün Atlamak Migreni Tetikleyebilir</strong>

<p>Uzun süre aç kalmak ve kan şekerinin düşmesi, migren atağını başlatabilir. Bu nedenle ana öğünlerin düzenli tüketilmesi ve gerekirse küçük ara öğünler yapılması önerilir.</p>

<p>Meyve, yoğurt, yulaf veya bir avuç çiğ kuruyemiş gibi besinler pratik ara öğün seçenekleri olabilir. Aşırı şekerli ve işlenmiş ürünler yerine dengeli besinler tercih edilmelidir.</p>

<strong>Egzersiz Migreni Azaltabilir mi?</strong>

<p>Düzenli ve hafif egzersiz, stresin azaltılmasına ve uyku düzeninin iyileştirilmesine katkı sağlayabilir. Yürüyüş, yüzme, hafif tempolu bisiklet ve esneme hareketleri tercih edilebilir.</p>

<p>Ancak yoğun egzersiz bazı kişilerde migren atağını tetikleyebilir. Egzersize yavaş başlanmalı, öncesinde yeterli su içilmeli ve uzun süre aç kalınmamalıdır.</p>

<p>Migren atağı sırasında ağır egzersiz yapmak yerine dinlenmek daha uygun olabilir.</p>

<strong>Zencefil Migren Ağrısına İyi Gelir mi?</strong>

<p>Zencefil, özellikle bulantı şikâyetini azaltmak amacıyla kullanılan bitkiler arasında yer alır. Zencefil çayı veya yemeklere eklenen az miktarda zencefil bazı kişilerde rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>Ancak zencefilin migren ağrısını kesin olarak geçirdiği veya hastalığı tamamen tedavi ettiği söylenemez. Fazla tüketildiğinde mide yanması, karın ağrısı ve ishal gibi sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Düzenli ilaç kullananlar, kan sulandırıcı tedavi alanlar veya mide hassasiyeti bulunanlar yoğun zencefil tüketiminde dikkatli olmalıdır.</p>

<strong>Zerdeçal ve Biberiye Kullanılır mı?</strong>

<p>Zerdeçal ve biberiye geleneksel olarak çeşitli rahatsızlıklarda kullanılan bitkiler arasında bulunur. Bu bitkilerin çay veya yemeklerde ölçülü miktarda tüketilmesi bazı kişilerde rahatlama hissi oluşturabilir.</p>

<p>Ancak migreni bıçak gibi kestiği veya atakları tamamen önlediği düşünülmemelidir. Bitkisel ürünler fazla tüketildiğinde mide sorunlarına, tansiyon değişikliklerine veya ilaç etkileşimlerine neden olabilir.</p>

<p>Hamileler, emzirenler, kronik hastalığı bulunanlar ve düzenli ilaç kullananlar bitkisel ürünleri yoğun şekilde tüketmeden önce sağlık uzmanına danışmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Lavanta Yağı Migrene İyi Gelir mi?</strong>

<p>Lavanta kokusu bazı kişilerde rahatlama sağlayabilir. Ancak migren hastalarının önemli bir kısmı yoğun kokulara karşı hassastır. Bu nedenle lavanta veya farklı uçucu yağlar ağrıyı azaltmak yerine atağı tetikleyebilir.</p>

<p>Kaynar suya yüksek miktarda lavanta yağı damlatıp buharını solumak gözleri ve solunum yollarını tahriş edebilir. Uçucu yağlar doğrudan cilde sürülmemeli veya ağızdan tüketilmemelidir.</p>

<p>Koku hassasiyeti bulunan kişilerin lavanta yağından uzak durması daha uygun olabilir.</p>

<strong>Masaj Ağrıyı Hafifletir mi?</strong>

<p>Şakak, ense ve omuz bölgesine hafif masaj yapmak kas gerginliği bulunan bazı kişilerde rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>Ancak migren sırasında baş ve yüz bölgesinde dokunmaya karşı hassasiyet oluşabilir. Böyle durumlarda masaj ağrıyı artırabilir.</p>

<p>Aloe vera, bitkisel yağlar veya farklı karışımların migreni tedavi ettiği düşünülmemelidir. Cilde uygulanan ürünler alerji ve tahrişe neden olabilir.</p>

<strong>Muz ve Chia Tohumu Migrene İyi Gelir mi?</strong>

<p>Muz, karbonhidrat ve potasyum içeren besleyici bir meyvedir. Uzun süre aç kalmayı önlemek amacıyla ara öğünde tüketilebilir. Ancak migren ağrısını doğrudan geçiren bir ilaç değildir.</p>

<p>Chia tohumu da lif ve bitkisel yağlar içerir. Dengeli beslenmeye katkı sağlayabilir ancak migren atağını durdurduğu kesin olarak söylenemez.</p>

<p>Chia tohumu sıvıyla temas ettiğinde şiştiği için yeterli suyla hazırlanmalı ve kuru olarak yüksek miktarda tüketilmemelidir.</p>

<strong>Stres Yönetimi Migreni Azaltabilir</strong>

<p>Stres, migren ataklarını tetikleyen önemli etkenlerden biridir. Nefes egzersizleri, gevşeme çalışmaları, meditasyon ve hafif yürüyüşler stresin azaltılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Bu yöntemlerin düzenli uygulanması önemlidir. Yalnızca ağrı başladığında değil, günlük yaşamın bir parçası haline getirildiğinde daha fazla fayda sağlayabilir.</p>

<strong>Migren İçin Hangi Doktora Gidilir?</strong>

<p>Migren şüphesi bulunan kişiler nöroloji bölümüne başvurabilir. Doktor, baş ağrısının özelliklerini ve eşlik eden belirtileri değerlendirerek gerekli tedaviyi planlar.</p>

<p>Atakların sıklaşması, ağrının günlük yaşamı etkilemesi veya kullanılan ilaçların yetersiz kalması halinde koruyucu migren tedavileri değerlendirilebilir.</p>

<p>Migren ilaçları kişiye özel olarak belirlenmelidir. Başkasına verilen ilaçların kullanılması sağlık açısından risk oluşturabilir.</p>

<strong>Ne Zaman Acil Yardım Alınmalı?</strong>

<p>Baş ağrısı aniden ve çok şiddetli başladıysa, kişinin hayatında yaşadığı en ağır ağrı olarak tarif ediliyorsa acil sağlık desteği alınmalıdır.</p>

<p>Aşağıdaki belirtiler de acil değerlendirme gerektirir:</p>
<ul>
<li>Konuşma bozukluğu</li>
<li>Yüzde kayma</li>
<li>Kol veya bacakta güç kaybı</li>
<li>Bilinç bulanıklığı</li>
<li>Yüksek ateş ve ense sertliği</li>
<li>Görme kaybı</li>
<li>Nöbet</li>
<li>Kafa travması sonrası başlayan ağrı</li>
<li>Alışılmış migren ağrısından belirgin şekilde farklı baş ağrısı</li>
</ul>
<p>Migreni tek bir bitki, kür veya yiyecekle tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Düzenli uyku, yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme, stres kontrolü ve kişisel tetikleyicilerden uzak durmak atakların yönetilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/migrene-ne-iyi-gelir-agriyi-hafifletebilecek-dogal-yontemler</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 14:46:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/haber-gorseli-2026-07-31T172139.436.jpg" type="image/jpeg" length="33359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuzlu Ayran Tansiyonu Yükseltir mi?]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/tuzlu-ayran-tansiyonu-yukseltir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/tuzlu-ayran-tansiyonu-yukseltir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayrana nane, zencefil, keten tohumu, limon veya sarımsak eklemek içeceğin lezzetini ve besin çeşitliliğini artırabiliyor. Ancak hiçbir karışım yüksek tansiyonu tamamen ortadan kaldırmıyor; özellikle tuzlu ayranın kan basıncını olumsuz etkileyebileceği unutulmamalı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının serinletici içeceklerinden biri olan ayran, yoğurt ve suyla hazırlanması sayesinde sofralarda sıkça yer alıyor. İçerisine eklenen farklı malzemelerle daha aromatik ve doyurucu hale getirilebilen ayran, dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketilebiliyor.</p>

<p>Son dönemde “Ayranın içine bir kaşık ekleyin, tansiyonu düşürün” şeklindeki paylaşımlar dikkat çekiyor. Ancak yüksek tansiyon, tek bir yiyecek veya içecekle tedavi edilebilecek bir sağlık sorunu değil. Düzenli ilaç kullanan kişilerin doktor önerisi olmadan tedavilerini bırakmaması veya değiştirmemesi gerekiyor.</p>

<strong>Tansiyon Hastaları Ayran İçebilir mi?</strong>

<p>Ayran tüketiminde dikkat edilmesi gereken en önemli konu tuz miktarıdır. Fazla tuz, vücutta sıvı tutulmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek tansiyonu bulunan kişilerin ayranı tuzsuz veya çok az tuzlu hazırlaması daha uygun olabilir. Hazır ayran satın alınırken ambalaj üzerindeki sodyum miktarına bakılması da önem taşıyor.</p>

<p>Evde hazırlanan ayranda yoğurt ve su oranı kişinin damak tadına göre ayarlanabilir. Lezzet vermek için tuz yerine nane, dereotu veya farklı baharatlardan yararlanılabilir.</p>

<strong>Ayrana Zencefil Eklenir mi?</strong>

<p>Zencefil, ayrana keskin ve ferah bir tat kazandırabilir. Taze rendelenmiş zencefil veya az miktarda toz zencefil kullanılarak farklı bir içecek hazırlanabilir.</p>

<p>Ancak zencefilin yüksek tansiyonu kökten ortadan kaldırdığı veya damarları tamamen açtığı yönündeki ifadeler gerçeği yansıtmaz. Fazla miktarda zencefil tüketmek mide yanması, karın ağrısı veya bağırsak sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Bir bardak ayrana küçük bir tutam zencefil eklemek yeterli olabilir. Düzenli ilaç kullananların veya kronik hastalığı bulunanların yoğun tüketimden kaçınması gerekir.</p>

<strong>Naneli Ayran Ferahlatıyor</strong>

<p>Taze veya kuru nane, ayranla en sık kullanılan malzemeler arasında bulunuyor. Nane içeceğe ferah bir aroma verirken sıcak yaz günlerinde daha serinletici bir tat oluşturabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-450660" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/08/ayranin-icine-1-kasik-ekleyin-tansiyonun-kokunu-kurutuyor-icindeki-vucudu-toksinlerden-arindiriyor-h1748192765-953ead.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<p>Birkaç yaprak taze nane ince şekilde doğranarak ayrana eklenebilir. Kuru nane kullanılacaksa küçük bir tutam yeterli olacaktır.</p>

<p>Naneli ayran sağlıklı bir içecek seçeneği olabilir ancak tansiyon ilacının yerine geçmez. Tek başına herhangi bir hastalığı tedavi ettiği düşünülmemelidir.</p>

<strong>Sarımsaklı Ayran Nasıl Hazırlanır?</strong>

<p>Sarımsak, ayrana farklı ve yoğun bir lezzet kazandırabilir. Küçük bir sarımsak parçası rendelenerek veya ezilerek ayranın içine eklenebilir.</p>

<p>Sarımsağın fazla kullanılması ayranın tadını ağırlaştırabilir ve bazı kişilerde mide rahatsızlığına neden olabilir. Bu nedenle ölçülü tüketilmesi önemlidir.</p>

<p>Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, ameliyat hazırlığında olanlar veya mide hassasiyeti bulunanlar yoğun sarımsak tüketmeden önce sağlık uzmanına danışmalıdır.</p>

<strong>Keten Tohumu Ayrana Eklenebilir mi?</strong>

<p>Öğütülmüş keten tohumu, ayranın lif içeriğini ve doyuruculuğunu artırabilir. Bir bardak ayrana bir tatlı kaşığı kadar öğütülmüş keten tohumu eklenebilir.</p>

<p>Keten tohumu sıvıyla temas ettiğinde şişebildiği için ayranın kıvamını yoğunlaştırabilir. İlk kez tüketenlerin küçük miktarla başlaması ve gün boyunca yeterli su içmesi önerilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak rahatsızlığı bulunanların veya düzenli ilaç kullananların keten tohumu tüketiminde dikkatli olması gerekiyor. Keten tohumu da yüksek tansiyon tedavisi olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<strong>Limonlu Ayran İçilir mi?</strong>

<p>Ayranın içine birkaç damla limon suyu eklemek içeceğe daha ferah ve ekşi bir tat kazandırabilir. Özellikle sıcak havalarda limonlu ayran farklı bir alternatif olarak tercih edilebilir.</p>

<p>Ancak limonun damarları yenilediği veya tansiyonu anında düşürdüğü şeklindeki iddialar abartılıdır. Limonlu ayran yalnızca beslenme düzeninin bir parçası olarak tüketilmelidir.</p>

<p>Reflü, gastrit veya mide hassasiyeti bulunan kişiler limon miktarını düşük tutmalıdır.</p>

<strong>Ayrana Bal Eklemek Doğru mu?</strong>

<p>Bal, ayrana tatlı bir aroma katabilir ancak içeceğin şeker ve kalori miktarını artırır. Diyabeti, insülin direnci veya kilo kontrolü sorunu bulunan kişilerin bal tüketiminde ölçülü davranması gerekir.</p>

<p>Bir bardak ayrana çok az miktarda bal eklenebilir. Ancak ayranın faydalı olabilmesi için bal eklenmesi şart değildir.</p>

<p>Tatlı bir içecek tercih edenler bal miktarını sınırlı tutmalı ve günlük toplam şeker tüketimini göz önünde bulundurmalıdır.</p>

<strong>Vücudu Toksinlerden Arındırır mı?</strong>

<p>Herhangi bir içeceğin vücuttaki bütün toksinleri temizlediğini söylemek doğru değildir. Vücut, atık maddeleri karaciğer, böbrekler, akciğerler ve sindirim sistemi aracılığıyla doğal olarak uzaklaştırır.</p>

<p>Yeterli su tüketmek, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, düzenli hareket etmek ve uyku düzenine dikkat etmek genel sağlığı destekler. Tek bir içecek veya karışımın mucizevi sonuçlar oluşturması beklenmemelidir.</p>

<strong>Tansiyonu Dengelemek İçin Neler Yapılmalı?</strong>

<p>Yüksek tansiyonun kontrol altında tutulması için tuz tüketiminin azaltılması, sağlıklı kilonun korunması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önemlidir. Doktor tarafından verilen ilaçlar belirtilen doz ve saatlerde kullanılmalıdır.</p>

<p>Tansiyon düzenli aralıklarla ölçülmeli ve olağan dışı değerlerde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Şiddetli baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, görme bozukluğu veya bilinç değişikliği gibi belirtiler yaşanması halinde vakit kaybedilmemelidir.</p>

<p>Ayranın içine nane, zencefil, limon, sarımsak veya öğütülmüş keten tohumu eklenebilir. Ancak bu malzemelerin hiçbiri yüksek tansiyonu kökten yok etmez. Tansiyon hastalarının ayranı tuzsuz tüketmesi ve beslenme değişikliklerini doktor önerisiyle yapması gerekir.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri, Yaşam Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/tuzlu-ayran-tansiyonu-yukseltir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 14:45:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2024/05/hipertansiyon.jpg" type="image/jpeg" length="74705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tiroid Nedir, Belirtileri Nelerdir? İşte Dikkat Edilmesi Gereken İşaretler]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/tiroid-nedir-belirtileri-nelerdir-iste-dikkat-edilmesi-gereken-isaretler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/tiroid-nedir-belirtileri-nelerdir-iste-dikkat-edilmesi-gereken-isaretler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli yorgunluk, açıklanamayan kilo değişimi, saç dökülmesi, çarpıntı ve aşırı üşüme gibi şikâyetler tiroid bezinin çalışma düzenindeki bozukluklara işaret edebiliyor. Uzmanlar, birçok farklı hastalıkla karıştırılabilen belirtilerde kesin tanı için muayene ve kan testlerinin gerekli olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boynun ön tarafında bulunan ve kelebeğe benzeyen küçük bir organ olan tiroid bezi, vücudun enerji kullanımını düzenleyen hormonlar üretiyor. Tiroid hormonları kalp hızından sindirim sistemine, vücut ağırlığından ruh haline kadar birçok önemli işlev üzerinde etkili oluyor.</p>

<p>Tiroid bezinin ihtiyaçtan az veya fazla hormon üretmesi, vücudun çalışma hızını doğrudan etkileyebiliyor. Tiroid hormonlarının yetersiz üretilmesi hipotiroidi, aşırı üretilmesi ise hipertiroidi olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Belirtilerin yavaş gelişebilmesi ve başka sağlık sorunlarıyla benzerlik göstermesi nedeniyle tiroid hastalıkları bazı kişilerde uzun süre fark edilmeyebiliyor. Bu nedenle devam eden şikâyetlerin yalnızca strese, yoğunluğa veya mevsim değişikliğine bağlanmaması gerekiyor.</p>

<strong>Tiroid Nedir, Ne İşe Yarar?</strong>

<p>Tiroid, boynun ön kısmında yer alan ve hormon üreten bir bezdir. Ürettiği hormonlar metabolizma hızının düzenlenmesine yardımcı olurken kalp atışı, vücut sıcaklığı, sindirim, kasların çalışması ve enerji düzeyi üzerinde rol oynuyor.</p>

<p>Tiroid bezinin normalden yavaş çalışması vücuttaki birçok sürecin yavaşlamasına, hızlı çalışması ise metabolizmanın hızlanmasına neden olabiliyor. Ancak yalnızca belirtilere bakılarak tiroid hastalığı tanısı konulamıyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığına bağlı bir sağlık kuruluşunun bilgilendirmesine göre kilo değişimi, saç dökülmesi, halsizlik, terleme ve çarpıntı sık görülen tiroid belirtileri arasında bulunuyor. Kesin tanı için kan testi yapılması gerekiyor.</p>

<strong>Tiroid Yavaş Çalışırsa Ne Olur?</strong>

<p>Tiroid bezinin yeterli miktarda hormon üretememesi hipotiroidi olarak tanımlanıyor. Bu durumda metabolizma yavaşlayabiliyor ve belirtiler genellikle zaman içinde gelişiyor.</p>

<p>Hipotiroidide görülebilecek yaygın belirtiler şöyle sıralanıyor:</p>
<ul>
<li>Sürekli yorgunluk ve halsizlik</li>
<li>Normalden daha fazla üşüme</li>
<li>Açıklanamayan kilo artışı</li>
<li>Kabızlık</li>
<li>Konsantrasyon güçlüğü</li>
<li>Ciltte kuruluk</li>
<li>Saçlarda incelme veya dökülme</li>
<li>Ses kısıklığı</li>
<li>Ruh halinde düşüş</li>
<li>Adet düzensizliği veya yoğun kanama</li>
</ul>
<p>Bu belirtilerin tamamı her hastada görülmeyebilir. Şikâyetlerin hafif olması da tiroid fonksiyonlarının normal olduğu anlamına gelmez.</p>

<strong>Tiroid Hızlı Çalışırsa Ne Olur?</strong>

<p>Tiroid bezinin ihtiyaçtan fazla hormon üretmesi hipertiroidi olarak adlandırılıyor. Bu durumda metabolizma hızlanıyor ve kişinin dinlenme halindeyken bile kalp atışları yükselip enerji tüketimi artabiliyor.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-449408" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/07/haber-gorseli-2026-07-29T163750.801.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<p>Hipertiroidide görülebilecek belirtiler arasında şunlar yer alıyor:</p>
<ul>
<li>Hızlı veya düzensiz kalp atışı</li>
<li>Çarpıntı</li>
<li>İştah artmasına rağmen kilo kaybı</li>
<li>Aşırı terleme</li>
<li>Sıcağa tahammülsüzlük</li>
<li>Ellerde titreme</li>
<li>Sinirlilik ve kaygı</li>
<li>Uyku problemleri</li>
<li>Kaslarda güçsüzlük</li>
<li>Boyunda şişlik</li>
<li>Bağırsak hareketlerinde artış</li>
</ul>
<p>Hipertiroidinin belirtileri kişiden kişiye değişebiliyor. Özellikle kalp ritmindeki hızlanma veya düzensizlik, tıbbi değerlendirme gerektiren önemli bulgular arasında bulunuyor.</p>

<strong>Tiroid Nodülü Nasıl Anlaşılır?</strong>

<p>Tiroid bezinde oluşan yumrular tiroid nodülü olarak adlandırılıyor. Bazı nodüller herhangi bir belirti vermeden yapılan muayene veya ultrason sırasında fark edilebiliyor.</p>

<p>Büyüyen ya da çevresindeki yapılara baskı yapan nodüller boyunda şişlik, yutkunma güçlüğü, nefes darlığı, öksürük veya ses değişikliği gibi şikâyetlere yol açabiliyor.</p>

<p>Boyunda yeni fark edilen bir kitle, uzun süren ses kısıklığı, yutma güçlüğü veya boyundaki lenf bezlerinde büyüme bulunması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor. Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmese de doktor tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<strong>Tiroid Hastalıkları Nasıl Teşhis Edilir?</strong>

<p>Tiroid hastalıklarının değerlendirilmesinde öncelikle kişinin şikâyetleri ve sağlık geçmişi dinleniyor. Boyun muayenesinin ardından genellikle tiroid hormonlarını değerlendiren kan testlerinden yararlanılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hekim gerekli görürse tiroid ultrasonu, antikor testleri veya nodüllerin incelenmesi için ince iğne biyopsisi gibi ek yöntemlere başvurabiliyor. Tedavi ise hastalığın türüne, nedenine, hormon düzeylerine, kişinin yaşına ve genel sağlık durumuna göre planlanıyor.</p>

<p>Tiroid ilacı kullanan kişilerin ilaç dozunu kendi kendine değiştirmemesi veya tedaviyi bırakmaması gerekiyor. İyot içeren ürünlerin ve çeşitli takviyelerin de doktor önerisi olmadan kullanılması tiroid hormonlarını olumsuz etkileyebilir.</p>

<strong>Hangi Belirtilerde Doktora Gidilmeli?</strong>

<p>Uzun süren halsizlik, belirgin kilo değişimi, sürekli çarpıntı, aşırı üşüme veya terleme, boyunda şişlik ve açıklanamayan saç dökülmesi yaşayanların aile hekimi, iç hastalıkları veya endokrinoloji bölümüne başvurması gerekiyor.</p>

<p>Ani ve şiddetli çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma veya bilinç değişikliği gibi belirtilerde ise acil sağlık yardımı alınması önem taşıyor.</p>

<p>Tiroid hastalıklarında erken değerlendirme, hormon dengesizliğinin belirlenmesine ve kişiye uygun tedavinin planlanmasına yardımcı oluyor. Belirtiler benzer olsa da doğru tanının yalnızca sağlık uzmanı tarafından konulabileceği unutulmamalı.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/tiroid-nedir-belirtileri-nelerdir-iste-dikkat-edilmesi-gereken-isaretler</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:35:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/07/haber-gorseli-2026-07-29T163734.617.jpg" type="image/jpeg" length="74709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sofradaki Büyük Tehlike! Canan Karatay Ömrü Kısaltan Alışkanlığı Açıkladı]]></title>
      <link>https://marmarabolge.com/sofradaki-buyuk-tehlike-canan-karatay-omru-kisaltan-aliskanligi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marmarabolge.com/sofradaki-buyuk-tehlike-canan-karatay-omru-kisaltan-aliskanligi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Canan Karatay, uzun yaşam için doğal beslenmenin, vitamin ve mineral bakımından zengin gıdaların önemine dikkat çekti. Hazır gıdalar, kimyasal katkılar ve pestisitler konusunda uyarıda bulunan Karatay, “Çok yiyoruz ancak hücrelerimiz aç kalıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Canan Karatay, uzun ve sağlıklı yaşam konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Karatay Sözü adlı YouTube kanalında konuşan Karatay, insan vücudundaki hücrelerin ihtiyaç duyduğu makro ve mikro besinlerin doğal yollarla karşılanması gerektiğini söyledi. Günümüzde insanların fazla miktarda yemek tüketmesine rağmen hücresel düzeyde yeterince beslenemediğini savunan Karatay, hazır gıdalar, kimyasal katkı maddeleri ve tarım ilaçları konusunda uyarılarda bulundu.</p>

<p>Karatay, uzun yaşamın yalnızca belirli diyet programlarıyla sağlanamayacağını belirterek, vücudun gerçek ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine dikkat çekti.</p>

<strong>“A</strong><strong>ş</strong><strong>ı</strong><strong>r</strong><strong>ı</strong><strong> Yiyoruz Ancak H</strong><strong>ü</strong><strong>creler Beslenemiyor</strong><strong>”</strong>

<p>Türkiye’de insanların genel olarak fazla yemek yediğini ifade eden Canan Karatay, tüketilen yiyeceklerin miktarından çok niteliğinin önemli olduğunu söyledi. Çok yemek yenilmesine rağmen hücrelerin ihtiyaç duyduğu gerçek besinlere ulaşamadığını öne süren Karatay, bu durumu “hücresel açlık” olarak değerlendirdi.</p>

<p>Karatay, vücudun ihtiyaç duyduğu makro ve mikro besinlerin yeterince alınmaması durumunda uygulanan beslenme programlarının istenilen sonucu vermeyeceğini belirtti. Paketli ve işlenmiş ürünlerle midenin doyabileceğini ancak hücrelerin beslenemeyeceğini savundu.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-447582" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/07/Bir-alt-baslik-ekleyin-1-11.jpg" alt="" width="1200" height="675" />

<strong>Serbest Oksijen Radikallerine Dikkat Çekti</strong>

<p>Canan Karatay, vücuda giren toksik ve kimyasal maddelerin hücreleri olumsuz etkilediğini ifade etti. Serbest oksijen radikallerinin vücuttan yeterince uzaklaştırılamamasının kronik strese ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Kronik stresin yaşam süresini kısaltabileceğini söyleyen Karatay, hücrelerin sağlıklı çalışabilmesi için doğal besinlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Karatay’a göre sağlıklı yaşam için yalnızca kalori hesabı yapmak yeterli değil; tüketilen ürünlerin içeriğinin de mutlaka sorgulanması gerekiyor.</p>

<strong>Makro ve Mikro Besinler Neden Önemli?</strong>

<p>Karatay, insan vücudunun protein, yağ ve karbonhidrat gibi makro besinlerin yanı sıra vitamin ve mineraller gibi mikro besinlere de ihtiyaç duyduğunu söyledi. Özellikle minerallerin, tuzların ve vitaminlerin hücrelerin çalışmasında önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Besinlerin bozulmamış, katkısız ve doğal hâliyle tüketilmesi gerektiğini dile getiren Karatay, hazır gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmasını önerdi. Raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan katkı maddeleri ve renklendiricilerin sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini savundu.</p>

<strong>Sebze ve Meyvelerde Pestisit Uyarısı</strong>

<p>Sebze ve meyve tüketiminin faydalı olduğunu ancak ürünlerin nasıl yetiştirildiğinin de önemli olduğunu belirten Canan Karatay, pestisit olarak bilinen tarım ilaçlarına dikkat çekti. Tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin üretim koşullarını araştırması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Karatay, bilinçli tüketicilerin sebze ve meyvelerin doğal olup olmadığını sorgulaması gerektiğini söyledi. Normalden çok daha büyük yetiştirilen elma ve domates gibi ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini savunan Karatay, özellikle çocukların katkısız ve doğal ürünlerle beslenmesinin önemli olduğunu belirtti.</p>

<img class="alignnone size-full wp-image-213426" src="https://marmarabolgecom.teimg.com/marmarabolge-com/wp/uploads/2025/02/wsi-imageoptim-BESLENME-Sebze-ve-Meyvelerin-Faydalari.jpg" alt="" width="1000" height="667" />

<strong>Çocuklarda Karaci</strong><strong>ğ</strong><strong>er Ya</strong><strong>ğ</strong><strong>lanmas</strong><strong>ı</strong><strong>na Dikkat</strong>

<p>Karatay, çocuklarda ve gençlerde karaciğer yağlanması ile obezite vakalarının artmasına da değindi. Bu durumun yanlış beslenme alışkanlıkları, şekerli içecekler, işlenmiş gıdalar ve hareketsiz yaşamla ilişkili olabileceğini belirtti.</p>

<p>Çocukların karaciğerinin vücuda giren zararlı maddeleri temizlemek için yoğun şekilde çalıştığını öne süren Karatay, ailelerin beslenme konusunda daha seçici davranması gerektiğini söyledi. Çocuklara hazır yiyecekler yerine evde hazırlanan doğal öğünlerin sunulmasını tavsiye etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<strong>Karatay’dan Do</strong><strong>ğ</strong><strong>al Beslenme Tavsiyesi</strong>

<p>Uzun yaşam için yumurta, doğal yağlar, iyot ve mineral içeren gıdaların önemli olduğunu söyleyen Karatay, kristal kaya tuzu tüketimini de önerdi. Bununla birlikte uzmanlar, yüksek tansiyon, böbrek veya kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin tuz tüketimi konusunda doktor tavsiyesine göre hareket etmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Sıla Solaklar VERİM</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://marmarabolge.com/sofradaki-buyuk-tehlike-canan-karatay-omru-kisaltan-aliskanligi-acikladi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 14:35:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marmarabolgecom.teimg.com/crop/1280x720/marmarabolge-com/wp/uploads/2026/07/Bir-alt-baslik-ekleyin-23.jpg" type="image/jpeg" length="82085"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
