Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nail Tikit

Paylaşmanın En Güzel Zamanı

Ramazan ayına artık sayılı günler kaldı. Sokaklarda, evlerde ve gönüllerde o tanıdık heyecan hissedilmeye başladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da en çok merak edilen konuların başında fitre ve fidye tutarları geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılı için açıkladığı günlük 240 TL’lik fitre miktarı, aslında sadece bir rakamdan ibaret değil; toplum olarak dayanışma kültürümüzün bir göstergesi.

Fitre, İslam’ın sosyal adalet anlayışının en güçlü sembollerinden biri. Bir kişinin günlük gıda ihtiyacını karşılayacak tutar üzerinden belirlenmesi de bunun en açık göstergesi. Çünkü fitre, sadece vermek değil; bir sofrayı paylaşmak, bir gönlü doyurmak anlamına geliyor. Günlük 240 TL olarak belirlenen bu miktar, aynı zamanda bir günlük fidye bedeli olarak da kabul ediliyor. Ramazan boyunca oruç tutamayanlar için toplamda 7 bin 200 TL’lik bir fidye hesaplanıyor.

Ancak burada asıl mesele rakamların büyüklüğü ya da küçüklüğü değil. Asıl mesele, paylaşmanın ruhunu ne kadar hissedebildiğimiz. Çünkü fitre ve fidye, sadece ekonomik bir ibadet değil; vicdanın, merhametin ve toplumsal sorumluluğun bir yansıması.

Ramazan ayı, sadece aç kalmayı öğrenmek değildir. Asıl amaç, başkalarının açlığını hissetmek, ihtiyaç sahiplerini hatırlamak ve imkânı olanın olmayanla buluştuğu bir köprü kurmaktır. İşte fitre tam da bu noktada devreye girer. Bir sofrada eksik olanı tamamlar, bir evde yüzleri güldürür.

Fitrenin Ramazan içinde verilmesi mümkün olsa da bayram namazından önce verilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Ancak ihtiyaç sahiplerinin daha erken faydalanabilmesi için Ramazan başlamadan verilmesinin de uygun görülmesi, bu ibadetin ne kadar ince bir düşünceye dayandığını gösteriyor.

Elbette fitrenin kimlere verileceği konusu da önemli. Maddi durumu yetersiz olanlar, yoksullar, borçlular ve yolda kalmış kişiler bu yardımdan faydalanabiliyor. Ancak anne, baba, çocuk gibi bakmakla yükümlü olunan kişilere verilmemesi gerektiği de unutulmamalı. Çünkü burada amaç, gerçekten ihtiyaç sahibi olanlara ulaşmak.

19 Şubat’ta başlayacak olan Ramazan ayı, yine birlik ve beraberliğin en güçlü şekilde hissedileceği bir dönem olacak. Belki sofralarımızda çeşit çeşit yemekler olacak, belki de sadece bir tas çorba… Ama önemli olan, o sofralarda paylaşmanın bereketinin olması.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, fitre ve fidye gibi ibadetler toplumun vicdanını diri tutan en önemli değerlerden biri olmaya devam ediyor. Çünkü gerçek zenginlik, sahip olduklarımız değil; paylaşabildiklerimizdir.

Ramazan’ın ruhu tam da burada saklı: Bir lokmayı bölüşebilmekte, bir kalbe dokunabilmekte ve “ben tok yatarken komşum aç mı?” sorusunu sorabilmekte.

Belki de bu Ramazan kendimize şu soruyu sormanın tam zamanı: Biz sadece fitremizi mi veriyoruz, yoksa gerçekten paylaşmanın hakkını mı veriyoruz?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 + 7 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER