Bir park düşünün… Çocukların kahkahalarıyla dolu, annelerin içinin rahat olduğu, babaların “git oyna” diyebildiği bir alan. Ama artık o parklar bile güvenli değil. İzmir’de yaşanan o dehşet verici olay hepimize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Sokakta başıboş dolaşan tehlikeler artık görmezden gelinemeyecek boyutta.
Burada sadece bir saldırgan meselesi yok. Asıl mesele, kontrolsüzlük. Denetimsizlik. Sahipsizlik.
Ve bu noktada konu ister istemez başka bir başlığa geliyor: başıboş köpekler.
Çünkü sokaklarda kontrolsüz bırakılan her unsur, potansiyel bir risktir. Bugün bir saldırgan, yarın kontrolsüz bir hayvan… Sonuç değişmiyor: zarar gören yine masumlar oluyor.
Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Balıkesir’de de bu sorun her geçen gün büyüyor. Mahalle aralarında sürü halinde dolaşan köpekler, sabah işe giden vatandaşın, okula giden çocuğun, hatta yaşlıların korkulu rüyası haline gelmiş durumda. “Bir şey yapmazlar” söylemi artık gerçeklerle örtüşmüyor. Çünkü yapıyorlar. Hem de her geçen gün daha fazla.
Burada kimse hayvan düşmanı değil. Olmamalı da. Ama insan hayatı da göz ardı edilemez.
Sokakta başıboş bırakılmış bir hayvan, aslında en çok kendisi için tehlikedir. Aç kalır, hastalanır, saldırganlaşır. Sonra da “tehlikeli” ilan edilir. Oysa sorun hayvanda değil, sistemde.
Belediyelerin barınak kapasitesi yetersiz. Kısırlaştırma çalışmaları ya eksik ya da yavaş. Denetim yok. Sahiplendirme politikaları zayıf. Ve sonuç: sokakta büyüyen bir kriz.
Bu mesele duygularla değil, akılla çözülmeli.
Toplanmalı, rehabilite edilmeli, kontrol altına alınmalı. Hem hayvanın yaşam hakkı korunmalı hem de insanların güvenliği sağlanmalı.
Çünkü bir çocuğun korkmadan parka gidebilmesi, bir toplumun en temel göstergesidir.
Bugün parkta yaralanan o küçük çocuk sadece bir haber değil. Bir uyarı.
Ve artık bu uyarıyı görmezden gelmek, hepimiz için daha büyük bedeller anlamına geliyor.

YORUMLAR