Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Melih Kadir Efe

Kuvözde Yanan Bir Bebek ve Biten Vicdanlar

Bir hastaneye neden gideriz?
İyileşmek için…
Hele ki söz konusu 17 günlük bir bebekse, aileler o kapıdan içeri girerken çocuklarını en güvenli ellere teslim ettiklerini düşünür. Çünkü hastane dediğimiz yer, insan hayatının korunması gereken en hassas alanlardan biridir. Ancak İstanbul Florya’daki özel hastanede ortaya çıkan olay, “güven” duygusunu yerle bir edecek cinsten.

Henüz 17 günlük bir bebek…
Adı Asel…
Akciğer enfeksiyonu nedeniyle kuvöze alınıyor ama tedavi olması gereken yerde ağır yanıkla yaşam mücadelesi veriyor. Üstelik olayın nedeni korkunç bir ihmal: Kuvözün koruyucu kapağı yok!

Şunu anlamakta insan gerçekten zorlanıyor…
Bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kullanılan cihazın güvenlik kapağı nasıl eksik olur?
Bu eksiklik neden fark edilmez?
Daha da önemlisi, o cihaz kullanılmaya nasıl devam eder?

Bunlar sıradan hatalar değil. Bunlar zincirleme bir sorumsuzluğun sonucu.

Bir bebeğin kolunun ısıtıcı fana temas ederek 3. derece yanması, sadece “teknik arıza” diye geçiştirilemez. Çünkü burada mesele cihazdan çok daha büyük. Burada mesele denetim eksikliği, kontrolsüzlük ve ihmale dönüşen umursamazlık.

Düşünsenize…
17 günlük bir bebeğin canı, eksik bir kapağın arkasına sıkışmış durumda. İnsan hayatı bu kadar ucuz olabilir mi?

Resmi raporda “çok yönlü hizmet kusuru” ifadesinin yer alması da aslında olayın vahametini gözler önüne seriyor. Çünkü bu sadece bir kişinin dikkatsizliği değil. Bu, sistemin alarm veren çöküşü.

Yenidoğan yoğun bakım üniteleri, hastanelerin en hassas bölümleridir. Orada bulunan her cihazın milimetrik kontrol edilmesi gerekir. Çünkü o kuvözlerde yaşam savaşı veren bebeklerin kendilerini koruyabilecek hiçbir gücü yoktur. Onların sesi de nefesi de doktorlar, hemşireler ve hastane yönetimleridir.

Ama bu olayda görüyoruz ki; bir bebeği koruması gereken sistem, onu yaralamış.

İnsan ister istemez soruyor:
Eğer bu eksiklik daha önce fark edilseydi, Asel bugün bu acıyı yaşar mıydı?

O küçücük bedenin yaşadığı acıyı düşünmek bile insanın içini parçalıyor. Bir anne babanın yaşadığı çaresizlik ise tarif edilemez. Çocuğunu hastaneye sağlam teslim edip yanmış halde görmek… Bunun izahı olabilir mi?

Üstelik olay sonrası ortaya çıkan detaylar daha da ürkütücü. Yardımcı personelin hemşire gözetimi olmadan işlem yaptığı iddiaları, denetim eksiklikleri ve cihaz kontrollerindeki ihmaller… Bunların her biri sağlık sisteminde “önce güvenlik” anlayışının ne kadar zedelendiğini gösteriyor.

Sağlık sektörü hata kaldırmaz. Hele yenidoğan servisleri hiç kaldırmaz.

Çünkü orada saniyeler bile hayat demektir.

Bugün Asel bebeğin yaşadığı olay yalnızca bir haber değil. Bu olay, sağlık sisteminde denetimin ne kadar hayati olduğunu gösteren ağır bir uyarıdır.

Ve şimdi herkesin vicdanında aynı soru yankılanıyor:

Bir bebeği koruyamayan sistem, kimi koruyabilir?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 3 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER