Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muharrem Özdemir

KUKUMAV KUŞU

Pek çok insanda olmayan ancak seçilmiş kişilerde bulunan yetiler, bilgi ve beceri ile davranışlarla ilgili geçmişte yaşanmış, bugün efsane olarak nitelendirdiğimiz ama gerçek olan yaşam biçimlerinin sergilenmiş olduğu çoğumuz tarafından kabul görüyor. Çünkü bunlar belgelere dayanan efsaneleşmiş yaşam kesitleridir.

Yüksek mevki sahibi, kudretli bir saltanatı, geniş bir mülkü olan ve kuşların bile dilinden anlayan onlarla konuşan, cinlere bile hükmeden, her şeyi gibi ordusu da bir başka olan, bu yetilerinin yanında adaletiyle de etrafa nam salan ve de tüm canlıların mesajlarını sezen bir Süleyman Peygamber geldi geçti bu evrenden.

Tün canlıların olduğu gibi belli zaman dilimlerinde kuşların da istek, arzu, dilek, sorun ve sıkıntıları ile şikâyetlerini dinleyen Peygamber Süleyman’ın yanına günlerden bir gün

Pençeli Baykuş (Kukumav Kuşu) gelir ve selam vererek saygı, sevgi ve hürmetini de göstererek hal ile hatırını sorar. Süleyman da selamını alır gerekli yakınlığı gösterir. Baykuş’la aralarında şu şekilde bir konuşmanın geçtiği söylenir. Baykuş’a sorar:

“Ey baykuş, neden topraktan bitenlerden yemezsin?” Baykuş cevaben:

“İnsanlığın atası Adem Peygamber topraktan biten şey (buğday-elma) sebebiyle cennetten çıkarılmıştı” dedi.

“Niçin su içmezsin?” diye sordu Süleyman:

“Çünkü Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulmuştu da ondan” dedi

“Neden imar edilmiş (tamir edilmiş veya tamire gerek olamayacak biçimde yapılmış) mamur yerleri terk edip de harabe olmuş yerleri mesken tutarsın?” diye sorunca Süleyman:

“Harabeler Yüce Allah’ın mirasıdır. Ben de Allah’ın bir kuşu olarak O’nun mirasında otururum” cevabını verdi Baykuş.

“Öyleyse harabeler üstüne konduğunda ne dersin?” sorusuna:

“Burada yiyip içerek, gülüp eğlenerek, sefa veya cefa içinde geçinenler hani şimdi nerededirler?” derim yanıtını verice Baykuş yeni soruyla karşılaştı.

“Ya öylemi! O zaman imar edilmiş yerler üzerinden geçsen ne dersin Baykuş?” sorusuna:

“Yazık Ademoğluna ki önünde nice güçlükler ile çözmesi gereken sorunlar ile yapması gereken işler varken, nasıl oluyor ki çok rahat ve vurdum duymazlık göstererek uyumaktadır?” derim kendi kendime yanıtını verdi Baykuş.

“Gündüzleri niçin çıkmazsın ve ortalıkta pek görülmezsin?” diye sorunca Süleyman:

“Adem oğlunun kendisine ettiği zulmün çokluğundan dolayı viranemde oturmayı tercih ederim” diye cevapladı Baykuş. Bunun üzerine Süleyman:

“O zaman öterken ne dersin? Senin ötmeni pek hayra yormazlar da” sorusunu:

“Ey gafil, ahiret yolculuğun için gerekli olanları daima hazır bulundur!”  derim ve “Subhane hâlikun Nur diye Şanı Yüce olan Yaratan’ımı daima anarım” diye yanıtladı kuşların beyi Baykuş.

Bu karşılıklı soru-cevap diyalogundan sonra etrafındakilere şu öğütleri verdi Süleyman Peygamber:

“Kuşlar içinde insanoğluna bu kadar güzel öğüt veren ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Cahillerin ondan nefret etmeleri (ötmesini uğursuzluk sayıp şerre yormaları), onu uğursuz saymaları ne acayip bir şeydir.” Sözlerinin bu gün bile geçerliliğini koruduğunu ve sınırsız mal ve servet ile mülkün sahibi, canlı cansız her şeye hükmeden ama adaletli davranmayı içselleştiren Peygamber Süleyman ile kuşlar beyi Baykuşun söyleşisini sizlerle paylaştığımı düşünüyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + 4 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç