KUDÜS’DEKİ VAHŞET!
“Kalk Selahaddin, biz yine geldik!” Diye avazı çıktığı kadar bağırmıştı Yine 1920 yılında Şam’a giren Fransız General Gora da Sultan Selahaddin Eyyubî’nin kabrini olanca hiddetiyle tekmeleyerek:
“Ey Selahaddin! Haçlı seferi şimdi bitti! İşte biz tekrar döndük!..” diye avazı çıktığı kadar haykırmıştı. Evet, kutlu hatıralarla bezenmiş o kutsal belde Kudüs bu gün İsrail’in işgali altında. Ve Haçlıların torunlarını arkasına alan ve de olanca hızıyla katliamlar, bir kültürü yok etmeler, İslam dünyasına meydan okumalar, kutsal belde ile eklentilerini târ u mâr etmelerle yollarına yeni versiyonlarla devam etmektedirler. Susup seyretmekten başka İslam Devletlerinin birçoğu ne yapıyor? Sizler görüp değerlendiriyorsunuzdur mutlaka.
Bu Haçlıların 1096 yılında emsali görülmemiş biçimde sergiledikleri o vahşet anları ile katliamları bizzat yine kendileri anlatıyor:
“Kudüs’te bulunan bütün Müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman Mabedi’nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yüzüyoruz!.. (Godefroy de Bouillon’un Papa II. Urban’a yazdığı mektup. Necati KOTAN, “Tarih Fıkraları”, İstanbul, 1988, Sahife: 80)
“En büyük eğlencelerinden biri rastladıkları Müslüman çocukları öldürmek, kızartmak ve yemekti.”, “Boğazlanmamaları için yalvarmasını bile bilmeyen, henüz konuşmaya başlamamış çocuklar; zayıflıkları, kahraman bir savaşçının darbeleri karşısında umumiyetle bağışlanma sebebi olan kadınlar bile boğazlandı.” (Thomas Fuller- Holywar, “Kutsal Savaş veya Haçlı Seferleri Tarihi”, cilt: 1, Bölüm: 24)
“Bunlar Moğollar ve dinsiz kavimlerin taşkınlıklarıyla meydana gelmiyor, onlardan daha da barbar olan Hıristiyanlarca yapılıyordu!” (L. Heeren, “Essai sur I’influence des Croisades = Haçlı Seferlerinin Tesiri Üzerine Deneme”, Sahife: 414)
“Zalimin zulmü varsa, sevenin Allah’ı var” ama başka bir şeyi yok mudur? Diye soruyor ve de düşünüyorum.