Hürriyet gazetesinde 8 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan köşe yazısında Hande Fırat, Ortadoğu'nun güvenlik dengelerini yakından ilgilendiren Mekke Savunma İttifakı'na ilişkin dikkat çeken bilgiler aktardı. Ankara'daki diplomatik ve güvenlik kaynaklarıyla yaptığı görüşmelere yer veren Fırat, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın NATO'nun işleyişinden yararlanan yeni bir kolektif savunma mekanizması üzerinde çalıştığını belirtti.
5 Ekim'de Riyad'da gerçekleştirilen olağanüstü toplantının ardından üç ülkenin savunma işbirliğini somut adımlarla ilerletme konusunda uzlaştığını aktaran Fırat, yeni yapılanmanın temel amacının ortak caydırıcılık kapasitesini güçlendirmek olduğunu ifade etti.

ÜÇ ÜLKE ARASINDA “KÜÇÜK NATO” MODELİ
Hande Fırat'ın yazısında yer alan bilgilere göre Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın oluşturmayı hedeflediği yeni savunma mekanizması, NATO'nun kurumsal işleyişini örnek alacak.
Ancak söz konusu yapılanma doğrudan NATO'nun bir parçası olmayacak. Daha küçük ölçekli, bölgesel güvenliği önceleyen ve ortak savunma esasına dayanan bir mekanizma olarak faaliyet göstermesi hedeflenecek.
Yeni modelde ülkelerden birine yönelik tehdidin ortak güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesi öngörülüyor. Üç ülkenin askeri kabiliyetlerini bir araya getirerek caydırıcılığı artırması amaçlanıyor.
Fırat, bu yapılanmanın temelinde saldırı değil, savunma anlayışının bulunduğuna dikkat çekti.
TÜRK ASKERİ YEMEN'E GİDECEK Mİ?
Köşe yazısının en dikkat çekici bölümlerinden biri, Türk askerinin Yemen'deki çatışmalara katılıp katılmayacağı sorusuna verilen yanıt oldu.
Fırat'ın Ankara'daki kaynaklarından edindiği bilgilere göre Türkiye'nin Yemen'e asker göndererek Husilerle savaşması söz konusu değil.
Türkiye'nin yeni savunma ittifakı kapsamında sağlayabileceği askeri katkının Suudi Arabistan sınırları içerisinde ve savunma amaçlı olması planlanıyor.
Bu kapsamda istihbarat paylaşımı, erken ihbar sistemleri, hava savunması, insansız hava araçları, teknik destek, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin ön plana çıkması bekleniyor.
Fırat, Türkiye'nin konumunu şu ifadelerle değerlendirdi:
“Türkiye savaşın tarafı olmayacak; fakat caydırıcılığın tarafı olacak.”

RİYAD'DA ORTAK ASKERİ KARARGÂH KURULACAK
Yeni ittifakın kurumsal yapılanmasına ilişkin bilgiler de köşe yazısında yer aldı.
Fırat'ın aktardığına göre Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da üç ülkenin katılımıyla ortak bir karargâh kurulması planlanıyor.
Karargâhta Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan hem askeri hem de sivil personelin görev yapması öngörülüyor.
Zaman içerisinde ortak komuta ve koordinasyon mekanizmasının geliştirilmesi, istihbarat paylaşımının artırılması ve ortak tehdit değerlendirmelerinin yapılması hedefleniyor.
Bu yapılanmanın NATO benzeri olarak tanımlanmasındaki en önemli unsurun, askeri koordinasyon ve komuta-kontrol sistemlerinin kurumsallaştırılması olduğu belirtiliyor.
SUUDİ ARABİSTAN TALEPLERİNİ TÜRKİYE VE PAKİSTAN'A İLETTİ
Hande Fırat, savunma işbirliğinin teknik boyutuna ilişkin de önemli ayrıntılar paylaştı.
Suudi Arabistan'ın ihtiyaç duyduğu askeri kapasite ve savunma sistemleriyle ilgili bir talepler listesi hazırlayarak Türkiye ve Pakistan'a ilettiğini aktaran Fırat, iki ülkenin bu talepler üzerinde çalışmaya başladığını belirtti.
Üç ülkenin teknik komiteleri arasında görüşmelerin devam ettiği, ilgili bakanların ise yaklaşık bir ay içerisinde yeniden bir araya gelmesinin beklendiği ifade edildi.
TÜRKİYE'NİN NATO DENEYİMİ ÖNE ÇIKIYOR
Yeni savunma ittifakında üç ülkenin sahip olduğu farklı kabiliyetlerin birbirini tamamlaması bekleniyor.
Suudi Arabistan'ın finansman, yatırım ve savunma tedariki kapasitesi, Pakistan'ın askeri gücü ve nükleer caydırıcılığı, Türkiye'nin ise NATO bünyesinde kazandığı askeri tecrübe öne çıkıyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin uzun yıllara dayanan müşterek harekât, askeri eğitim, planlama ve komuta-kontrol deneyiminin yeni ittifak açısından önemli katkılar sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Fırat'ın yazısında Türkiye'nin yalnızca savunma sanayii ürünleriyle değil, askeri sistemlerin kurulması ve farklı kuvvetlerin birlikte çalışabilir hale getirilmesi konusundaki deneyimiyle de rol üstlenebileceğine dikkat çekildi.

TÜRK ASKERİ İÇİN TBMM'DE TEZKERE GÜNDEME GELEBİLİR
Mekke Savunma İttifakı'nın Türkiye açısından hukuki boyutu da önemli başlıklar arasında yer aldı.
Fırat'ın aktardığı bilgilere göre anlaşmanın Türkiye bakımından gerekli iç hukuk süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Bu aşamanın ardından Suudi Arabistan'da görevlendirilmesi planlanan Türk askeri personeli için TBMM'de tezkere süreci gündeme gelebilecek.
Yeni mekanizma çerçevesinde Türkiye'nin istihbarat, eğitim, erken ihbar, savunma sanayii ve teknik destek faaliyetlerinin yanı sıra lojistik, deniz güvenliği ve müşterek askeri planlama alanlarında da görev üstlenmesi değerlendiriliyor.
Türk askerinin görevlendirilmesindeki temel amacın Yemen'de savaşa katılmak değil, Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlamak olduğu vurgulanıyor.
İRAN'A DİKKAT ÇEKEN MESAJ
Hande Fırat, ittifakın İran ile ilişkiler üzerindeki olası etkilerine de değindi.
Yemen'deki Husilerin İran ile yakın ilişkileri ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki bölgesel rekabet nedeniyle yeni savunma yapılanmasının Tahran tarafından nasıl karşılanacağı önem taşıyor.
Fırat'ın aktardığı bilgilere göre Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, İran'a ittifakın kendisini hedef almadığı yönünde mesaj iletti.
Yeni mekanizmanın amacının bölgesel bir düşmanlık oluşturmak değil, olası saldırılara karşı ortak caydırıcılığı güçlendirmek olduğu ifade edildi.
ÜÇ ÜLKE ORTAK ASKERİ TATBİKAT YAPABİLİR
İttifakın ilerleyen dönemlerde ortak askeri tatbikatlara da zemin hazırlayabileceği belirtildi.
Hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın birlikte askeri eğitim ve tatbikat faaliyetleri gerçekleştirmesi gündeme gelebilecek.
Öte yandan yeni savunma ittifakına katılmak isteyen başka ülkelerin de bulunduğu aktarıldı.
Ancak üç kurucu ülkenin genişleme konusunda acele etmek istemediği, yeni katılımcıların ittifaka somut askeri ve stratejik katkı sağlayabilecek kapasitede olmasının önemsendiği ifade edildi.

ORTADOĞU'DA YENİ GÜVENLİK DÖNEMİ
Hande Fırat, köşe yazısının son bölümünde Mekke Savunma İttifakı'nın bölgesel ve uluslararası güvenlik dengeleri açısından taşıdığı önemi değerlendirdi.
Ortadoğu ülkelerinin güvenlik politikalarında yeni arayışların öne çıktığını belirten Fırat, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın mevcut uluslararası ortaklıklarını sürdürürken alternatif güvenlik mekanizmaları da geliştirmeye çalıştığını ifade etti.
Suudi Arabistan'ın ABD ile ilişkilerini sürdürdüğü, Türkiye'nin NATO üyeliğini koruduğu ve Pakistan'ın Batı ile bağlantılarını devam ettirdiği bir dönemde, üç ülkenin kendi aralarındaki savunma işbirliğini kurumsallaştırmayı hedeflediği vurgulandı.
Fırat, Türkiye'nin yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“Masada güçlü olmak. Sahada caydırıcı olmak. Ama başkasının savaşının içine çekilmemek.”
Not: Haberde yer verilen ittifakın kuruluşu, askeri konuşlandırma planları ve diplomatik görüşmelere ilişkin ayrıntılar, Hande Fırat'ın köşe yazısında aktardığı bilgilere dayanmaktadır; bağımsız olarak doğrulanmış resmi kararlar şeklinde sunulmamalıdır.
KÖŞE YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...
Haber Merkezi




