İyi bir film sadece bir hikâye anlatmaz; bazen bizi bambaşka duygulara, sorgulamalara, hatta kendi içimize doğru bir yolculuğa çıkarır. Kimi filmler vardır ki bir kez izlemek yetmez. Her sahnesinde gizli bir ayrıntı, her repliğinde yeni bir anlam saklıdır. İşte klasiklerin gölgesinde kalmış ama etkisiyle izleyicisini sarsan, en az iki kez izlenmeyi hak eden 15 film…
The Fall (2006)
Bir dublörün küçük bir kıza anlattığı masal, gerçek hayatla iç içe geçtikçe masumiyet yerini karanlığa bırakıyor. Görsel bir şölen, duygusal bir kırılma…
Coherence (2013)
Bir akşam yemeğinde yaşanan kozmik olayla paralel evrenler birbirine karışıyor. Kim kimdir, gerçek nedir? İzleyeni defalarca düşünmeye iten bir bilimkurgu gerilimi.
The Man from Earth (2007)
14.000 yaşında olduğunu iddia eden bir adamın anlattıkları, felsefe, tarih ve insanlıkla ilgili pek çok soruyu beraberinde getiriyor.
The Handmaiden (2016)
Bir dolandırıcılık planı, tutku ve ihanetin gölgesinde şekil değiştiriyor. Her izleyişte karakterlerin başka bir yüzünü görüyorsunuz.
Perfect Blue (1997)
Gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi silen bir psikolojik gerilim. Müzik yıldızından oyunculuğa geçiş yapan bir kadının düşüş hikâyesi.
Victoria (2015)
Berlin sokaklarında tek planla çekilen bu film, sıradan bir gecenin nasıl bir kabusa dönüşebileceğini kesintisiz ve soluksuz anlatıyor.
Columbus (2017)
Sessizliğin ve mimarinin dile geldiği bir film. Küçük bir kasabada geçen bu içsel yolculuk, diyalogları kadar boşluklarıyla da etkileyici.
The Night Comes for Us (2018)
İhanet, sadakat ve aksiyonun birleştiği kanlı bir hayatta kalma savaşı. Nefes kesici dövüş sahneleriyle dikkat çekiyor.
A Ghost Story (2017)
Bir hayaletin zamansız bekleyişi, duvarların ardındaki sessizlikle anlatılıyor. Ölümden sonra da süren bir aidiyet hissi.
I Saw the Devil (2010)
İntikam soğuk yenen bir yemek değil, ruhu zehirleyen bir zehir olarak işleniyor. Şiddetin ve adaletin sınırlarını zorluyor.
The Red Turtle (2016)
Konuşma olmadan anlatılan bir yaşam öyküsü. Doğayla kurulan mistik bağ, izleyiciyi derin bir huzura ve sorgulamaya davet ediyor.
The Art of Self-Defense (2019)
Güvensizlikten doğan bir kimlik arayışı. Dövüş sanatlarıyla başlayan yolculuk, karanlık bir maskülenliğin içine sürüklüyor.
The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (2007)
Hayranlığın nasıl bir kıskançlığa ve ihanete dönüştüğünü işleyen çarpıcı bir western. Karakterlerin psikolojik çatışması ön planda.
Bacurau (2019)
Haritadan silinen bir kasaba, yabancıların tehdidine karşı direniyor. Politik alt metinlerle bezenmiş bir distopya.
You Were Never Really Here (2017)
Geçmişin travmalarıyla yüzleşen bir adamın, sessiz ama sert intikam hikâyesi. Her plan, her sessizlik derin bir anlam taşıyor.
Bu filmler yalnızca izlenmek için değil, hissedilmek ve üzerine düşünülmek için var. Eğer daha önce bu yapımlara denk gelmediyseniz, şans verin. İzlediyseniz bile bir kez daha dönüp bakın; gözünüzden kaçan çok şey olduğunu fark edeceksiniz.
Şefiye YILDIRIM